- Kategori
- Futbol
Soyut Futbol

Dikkatli bakıldığında topun üzerindeki göz şekli daha belirgin hale geliyor.
Yıllardır herkesin izlemeyi, konuşmayı, yorumlamayı ve pek tabii eleştirmeyi vazife bildiği bir olgudur futbol. Öyle de olmalıdır çünkü kalp atışları vardır futbolda, heyecan vardır. Kimilerine göre sonsuzluk vardır. Var olmalıdır da...
Ama kimilerine göre sadece eleştiri vardır. Eleştiri, eleştirme eylemi olamıyor maalesef şu sıralar. Hani derlerdi ya ‘Sanat sanat içindir!’ Peki ya eleştiri, eleştiri için mi? Tabii ki HAYIR! Çünkü herkes bir şey söylüyor, herkes artıları ve eksileri serpiştiriyor tam olarak en az iki kişinin var olabildiği mekanlarda, çevrelerde ve çehrelerde.
Birisi anlatıyor bir diğeri dinliyor. Birisi inandırıyor, birisi inandırılıyor. Ama bir bakıyorsun bir şeyler iyiye gitmiyor. Bir bakıyorsun 3 büyükler son büyükler değil. Bir bakıyorsun 3 büyükler artık 3 bile değiller.
Niye mi?
Çünkü futbol somut ile yatıp kalkanların oyuncağı olmuş.
Peki ama nasıl?
Tıpkı bir televizyon tamircisi gibi, hani elini deydiği her şeyi tamir edebiliyor ya. Tıpkı bir manav gibi, hani elini deydiği her yeşilliği satabiliyor ya. Ve pek tabii ki spor yazarları gibi, hani ellerine aldıkları her kalemle her düşüncelerini somutlaştırıp boy boy yazıp yayınlıyorlar ya. İyide soyut işler, hep işler mi peki? Eğer işlerse, sanat, soyut, kavram, olgu neden var olsun ki?
O zaman biraz düşünüp, biraz daha düşünüp ve yine son kez düşünerek söylenmelidir futbola dair söylemler.
Çünkü soyut tarafı da vardır futbolun. Nasıl mı? Şöyle ki: sırf biraz daha izlenebilsin diye son Dünya Kupasında bir futbol topu hazır hale getirilir(senelerce testlerden geçirilir). Adı Jabulani olarak koyulur. Herkes onu konuşur. Çok beğenilir. Meşhur somut severlerimiz yazarlar çizerler. Olumlu ve bir de olumsuz. Kaleciler şikayetçi olur. Casillas “stop etmesi çok zor bu topun” der. Ama esas soyut tarafını kaleciler dahil kimse fark edemez. Peki o zaman mesele ne? Nedir bir futbol topunun soyut ile olan ilişkisi?
Jabulani futbol topunun desenleri hipnotize edebilir özelliklere sahiptir. Yere bıraktığınızda fark edemezsiniz. Ancak falsolu bir şekilde kaleciye doğru bir şut atıldığında, yani havada süzülürken tam olarak ne yöne gittiğini anlamak pek mümkün değildir. Sanki hem sağa hem de sola dönecekmiş gibi bir his verir.
Peki ama sebep?
Sebep: Birileri favorilerin elenmesini hedefler. Bir diğerleri ise sırf daha fazla konuşulabilir olsun diye sürpriz sonuçları kovalarlar. Ama olmadı... Bu sefer tutmadı(İniesta izin vermedi). Ama bir gün tutturacaklar çünkü buna mecburlar. Soyut severlere göre kuş gribi gibi olmalıdır futbol. Ya da en azından ona bu şekilde davranılır. Çünkü bütün dünyayı kasıp kavurmalıdır.
Bizim somut severler Jabulani’yi yazıp çizerken, birileri yıllar öncesinden soyutu formülüze etmişlerdir.
Bir de sesli ve sessiz futbol vardır.
Yine somut severlerimiz bilmezler bu farkı. Ancak, futbolcu bilir. Maç başladığında top ayağında değilken her futbolcu duyar tribünleri. Ama birisi ona pas attığında, beyin otomatikman duyma fonksiyonunu işlemez hale getirir. O anda yalnız bir adamdır top ayağında olan futbolcu. Sanki onun gibi on kişi daha yoktur artık. İşte bu yüzden geri pasların yüzde 20’sinden fazlası hata ile sonuçlanır. Ve yine bu yüzden dünyanın en iyi kalecileri bile degaj atarken topu taça atarlar. Çünkü top ellerindeyken sessizlik onları çıldırtır!
Bütün bunlar olurken somut severler yine eleştirmeye devam eder. O kocaman futbol sahasında tek başına ve sağır olmak ne demektir bilmez çünkü... Ve yine eleştirmeye devam eder.
Son olarak bir kez daha isimlerini zikretmek ister ve bir ricada bulunmayı görev bilirim kendime; “Futbolda tenezzül, tebessüm yaratmalıdır. Azıcık soyut olunuz siz somut severler...”