Söz ve söylemler kimlik nişaneleridir. / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '14

 
Kategori
Deneme
 

Söz ve söylemler kimlik nişaneleridir.

Söz ve söylemler kimlik nişaneleridir.
 

Görsel alıntı


Bazıları hayatı tapulu mülk sanırlar. Oysa hayat insanlara kiraya verilmiştir. Yıl bitiğinde,(ömür ) günü geldiğinde kira mukavelesi artık yenilenmez.

Hayatın sahibi hiçbir ihtara gerek kalmadan kiracıyı hayatın içinden çıkarır. Kiracı itiraz edemez, direnemez, hatta mahkemeye bile dava açamaz.

İnsanoğlu hayatın belirli bir süre için kiralık mülk olduğunu bildiği halde söz ve söylemlerine dikkat etmez, hele çağa yaşta bir sarsıntı da geçirmiş ise iç dünyasıyla kavgalı, daha sonra dış dünyasında cemiyet ( kiracılar ) içinde hep mağlup olur.

İnsanların söz ve söylemleri insanların kişilik nişaneleridir. Görünmeyen iç dünyanın pusulası sayılır. Benlik, kıskançlık yüzünden en yakınlarını bile hiçe sayan biri başkaları tarafından güvene ve itimada şayan olur mu?

Sorarlar insana bunca yıl şu mevkide, şu işte fa ettiğin görevde gözle görülür bir başarın, olumlu bir söz ve söylemin var mı? Zeki ve bilgili insan öğreteceği yararlı ve faydalı şeyleri olduğu için konuşur. Yararlı söz ve söylemleri dinlenir, örnek alınır.

Alık’lı insanın ise konuşması gerektiği için konuşur, ondan zaten yararlı, faydalı söz ve söylem beklenemez. Bütün yolcuların ilk adımla başladığını biliyoruz. Bütün molaların son adımla bittiğini akıldan çıkarmamalıyız.

Benlik ve kıskançlık peşinden koşanların tutunacak dalları, yaslanacak duvarları yoktur, çünkü onlar hep kendilerini düşünürler iyiye, güzele, doğruya, sevgiye, saygıya her şeye muhalif olurlar.

Kendilerini akıllı ve bilgili sananlar bilmezler ki öyle akıllı, öyle bilgililer var ki, onları aç olarak suya, susuz olarak yemeğe götürürler.

Bilmezler ki kendini beğenmiş ustaların ördüğü duvarlar sonradan yıkılmış birer viraneye dönmüştür. Benlik ve kıskançlığı şiar edenler görünmeyen o gizli iç dünyalarının tarlasına kin ve nefret tohumu ekmişler, kendi hayatlarını dahi zehir etmişler ve tek başına kalmışlardır.

Bazıları kendi ülkelerindeki Güneşin aydınlığı ile aydınlanmamış, ekmeğinden, suyundan, havasından faydalanmamış bunlardan mahrum kalmış.

Öte yandan elin güneşsiz, boranlı, sisli ülkenin ekmeğini, yer, suyunu içer, havasını teneffüs eder gururlanır. Kendi ülkesinde bağda, bahçede bir dal olmayı, meyveli ağaç olmayı başaramamış ancak elin çöplüğünde Horoz olmayı ve Baykuş misali ötmeyi hüner bilir.

Böyle tutarsızlık dahi insanın kişiliğini ortaya koymaya yeterli değil mi? Elin yurdunda Baykuş misali ötmek kolay, gaye kendi öz yurdunda bülbül olamıyorsan serçe olmayı gurur saymalısın.

Çağa yaşta geçirilen sarsıntının izlerini ömür boyu taşımamak gerek. Hayat kimin tilki olup uzaktan uzağa leşi seyrettiğini, kimin karga olup uzaktan çirkin sesler çıkardığını bilir.

Hayat kimin bir köşe kapmak için kendini tükettiğini de bilir. Hayat tek başına kalmış zavallıyı da bilir. Hayat ne kıdeme bakar, ne güvene bakar.

Hayat kiracının söz ve söylemlerine bakar onları tahlil eder. Sonuçta hayatın sahibi kiracıyı hayatın içinden tahliye eder. 

 

 

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN    

 

 

 

                                                               

 
Toplam blog
: 608
: 2204
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..