- Kategori
- Gündelik Yaşam
Sözcüklerin özgürlüğe kaçışı

İçimde, belleğimde, özümde biriktirdiğim neyim varsa, bunların hepsini, benden çıkan renkli ve karmaşık sözcükler olarak okursunuz. Nedenini bilemediğim, anlam veremediğim, içimden savrulurcasına kopup gelen, garip ama keskin bir itki ile oluşan bu sözcükler, belli belirsiz akla gelişler şeklinde açığa çıkarlar. Başlangıçta havada asılı duran, savruk, yağmurun habercisi bir tutam gri bulut görünümündedirler. Sonra, rüzgar çıktığında, her biri, aniden değişmeye başlar, seyir eder, rüzgarın itişine göre formunu bulur. Bakışımı, yukarıya, gökyüzünün derinliklerine çevirir, sadece ama sadece o bulutları görürüm. Onları göz bebeklerimin yuvarlaklığına hapis ederim; sınarım, tüm dikkatimle incelerim. Hayallerim ve düşüncelerim yeterince kıvrak olabilirse, her birinin bir şekli olduğunu, aniden birer imgeye dönüştüğünü, karların arasından akıp gelen bir nehrin çağlayanla buluşması gibi bir coşkuyu yarattığını görür, bütünüyle, hep duymayı beklediğim ama o ana kadar söylenmediği için bir türlü duyamadığım yeni bir övgünün, ani bir kararla bana söylenmiş olduğunu işitirim. Kanımın bedenimde gerçekten dolaştığının farkına varırım ve bunun kaçınılmaz mutluluğunu yaşarım.
Olası günlük rutin yaşayışımda suskun kaldığım her an, çılgınca havuza atılan, sahipsiz parlak altın liralar gibi bir birikim yaratır. Ardı ardına akla gelen, o anda bir türlü ses olamamış, dile getirilmemiş sözcüklerdir bunlar. Bunların birikmesi ile bende oluşan keyfin yansımasını gizleyemem. Ağzım gerilir, gözüm seğirir, ellerim titrer, çok ama çok terlerim. Garip olurum. Kimsenin gözünün içine bakamam.
Bu, yavaşça ve usulca belirginleşen bir yardımın açığa çıkışıdır. Dilimde hapis olmuş, sus pus olmuş, bir türlü ses olamamış düşüncelerimin hapisten kaçışıdır. Onlar, dimağımın derinliklerindeyken, usumun bir köşesinde bir noktada buldukları veya kazdıkları uzun mu uzun bir delikten, kimseye görünmeden yollarını bulup, ses çıkarmadan özgürlüklerine kavuşmaları, güneşe, belki de yağmur sonrası güneşle birlikte oluşan gök kuşağına tanıklık etmeleri, sonra kuşlarla selamlaşmaları, oynaşmaları, böylece “alfabe” adlı kişi ile buluşarak, el birliği ile beklediğim övgüyü yaratmaları, bu övgüyü, sakınmadan ve üşenmeden kulağıma fısıldamalarıdır. Ne kadar iyi; yardım etme isteği ile gelen girişimlerin samimiyetine inanırım her zaman. Sözcüklerin, “alfabe” ile bir olup yardımıma koşmalarına sırt çevirecek kadar zalim değilim. Olası günlük yaşayışımda açığa çıkan rutin oluşlar, yapılması zorunlu uğraşlar zalim olmamı sağlayamazlar.
-
Görsel: Rene Magritte, La Reproduction Interdite, 1937