- Kategori
- Gezi - Tatil
Spor ve gezi yolculuğu

kaybedeni olmayan bir maç
Umutlanabilir miyiz ?
Dün akşam oynadığımız Ukrayna hazırlık maçı Milli takımımız için her açıdan olumlu geçti. Özellikle sert futbol oynayan ve bunu tekniğiyle birleştiren kuzey ülkesi karşısında maçın her bölümünde üstün olan takımımız güzel ve moral açısından katkı verici haklı bir galibiyet aldı. Son yıllarda içerde yada dışarda oynadığımız bir çok hazırlık maçında genelde sönük etkisiz ve isteksiz maçlar çıkaran takımımız dün bunun tersini yaparak olumsuz istatistikleri biraz olsun dengeledi.
Takım olarak genelde zor maçları daha iyi oynayan bir ekibiz. Kolay görünen maçlarda motivasyon eksikliğinden dolayı başarılı olamıyoruz. Estonya deplasmanından iki puan eksik dönmemiz bize 2010 finalleri yolunu bence kapatmıştır. Bundan sonra umutlanabilir miyiz.?
Evet her zaman umut vardır. Maçlar oynanana kadar. Kayseri de Estonya maçında puan kaybedeceğimizi sanmıyorum. Ancak 9 Eylülde Zenica da oynanacakBosna Hersek maçından 3 puanla dönüleceğini sanmıyorum. Mehmet Demirkol 9 Eylül akşamına kadar umutlanabilir. Zira o maçtan gelibiyetle dönmek bile bizim için yolun daha ortası bile olmayacak. Belçika ile deplasmanda oynayıp yine kazanacağız buda yetmeyecek Bosna Hersek in evinde İspanya ile berabere kalmasını yada yenilmesini bekliyeceğiz. Bu kadar uzun ve karmaşık yollardan sonra 2010 için evet umudumuz şu anda var. Çünkü matemetiksel olarak şans devam ediyor.
Grup eleme maçlarına başlamadan önce İspanya mı grup birincisi olur Türkiye mi diye tartışan spor yazarları şu anda Bosna Hersek in elinden ikinciliği nasıl şans ile kurtarabiliriz diye dua etmekte. Belkide Belçika maçından alınacak mağlubiyet bizi 4. lüğe kadar geriletecek. Bu kötümser bir tablo olsa da bana göre Türkiye nin ikinci olarak finallere gitme şansından daha yüksek bir ihtimal.
Avrupa kupası elemeleri bittiğinde Fatih Terim ile yolarını ayırmayan Federasyon yaptığı oyuncu seçimleri tavrı ve kişiliği ile asla milli takım hocalığını haketmeyen tamamen kendi egosunu herşeyin üstünde tutan bir teknik (!) adam hataları yüzünden belkide en başarılı olacabilecğeimiz bir jenerasyon yakaladığımız bu dönemde bizi 2010 finallerinden edecek. Hem genç hemde tecrübe kazanmış ekibimiz yeni bir dünya kupası 3.lüğü veya finalini bizlere yaşatamıycak gibi görünüyor.
Spor yazarlarımız da maalesef skor yazarı olmaktan öteye gidemiyor. Kötü sonuç aldığımız maçlar neden eleme yada final maçlarına ölçü olmuyorda iyi sonuç aldığımız maçlar ölçü olabiliyor. Sonuçta adı üstünde hazırlık maçı. Sadece şu olabilirki maç performansı ve moral kondüsyon açısından iyi sinyaller verebilir aldığımız galibiyet. Ama geçen dönemler hiç te bunu göstermiyorki. Cumartesi günü harika futbol oynayıp çarşamba günü Lichtenstein karşısında yada Malta karşısında dökülebiliyoruz. Aradaki üç günde hangi moral ve maç kondüsyonu ve form düşüklüğü nedeninden bahsedebiliriz.
Önümüzdeki 4 eleme maçını da kazanabilir miyiz.? Evet kazanabiliriz ama bu bize grup ikinciliğini getirmeyebilir.
Şu andaki puan ve oynanacak maç trafiğine göre Bosna Hersek bize göre çok daha avantajlı ve de şanslı. Finalleri de fazlasıyla hakettiğini düşünüyorum. Bu nedenle maça gitmeyi düşünüyorsanız bunu bir turistik geziye de çevirmeniz yönünde tavsiyem olacak.
Sonuç olarak ben 9 Eylül günü Sarajevo da olmak istiyorum. Ordan 2 saatlik yolculuk ile Zenica ya geçip maçı izlemek çok sevdiğim Sarajevo yu tekrar görmek açısından iyi bir fırsat olacak. Türkiyenin 2010 finallerine gidememesi beni üzmeyecek. Çünkü Türkiye gidemezse bizden daha çok hakeden Bosna Hersek gidecek.
Avrupa kupası elemeleri son maçında bizleri üzmeden kalemize bile gelmeden maçı 1-0 yenilerek bizlere güzel bir hediye veren Bosna'nın bu kez finalleri hakettiğini düşünüyorum. Gerçekten güzel ve iyi bir jenerasyonları var. Avrupa elemeleri sonrası teknik adam yanında bir çok oyuncusunu yenileyen daha gelecek vaadeden ve genç oyuncularla bu eleme maçlarına başlayan Bosna kısa zamanda güzel bir başarı elde etti. Türkiye ile oynayacağı maçın sonucu ne olursa olsun iki güzel takım ve iki güzel ülkeden biri bunu başaracak. Bu sonuç benim için ne güzel. Kaybedenin olmadığı bir maçı izlemek.
9 Eylül çarşamba günü Zenica'daki maç için gerekirse hafta sonu cumartesiden Sarajevo ya gitmenizi tavsiye ederim. En az bir hafta kalmalısınız ki tadını az da olsa çıkarmalısınız.
Bosna da yerel para olarak mark geçerli birde euro da geçerli. Ancak esnaf yüksek euro yu bozmakta zorlanabilir. 1 euro 1, 96 mark civarında. Fiyatlar çok pahalı değil. En pahalı olan bence otel fiyarları. Kahve 1 mark 2 mark civarı espresso 2- 2, 5 mark çay 1 mark.
En güzel mevsimi Mayıs ve Haziran olsa da Eylül ayında da yeşil Bosnayı göreceksiniz. Hafta sonu VRELO BOSNE ye gidip nehrin doğduğu yerde yüksek ağaçların dibinde bol oksijen depolayıp güzel bir piknik yapabilirsiniz. Pazartesini Mostar'a ayırabilirsiniz. Ama uyarmalıyım Sarajevo dan en az 6 derece daha sıcaktır her zaman. Sarajevo'daki yağmura aldırmayın. Daha Jablanica'dan çıkarken güneşin nehir kenarından giden yol boyunca sizi yaktığını hissedeceksiniz. Mostarı gezdikten sonra yaklaşık 15 dk'lık mesafedeki Blagaj'a gidip yine yüksek dağların ve kayaların dibinden çıkan büyük bir nehirin doğduğu türbe kenarında bir Boşnak kahvesi almaz mısınız.? Kahveniz bitti mi .? Peki şimdi yemek zamanı demeyin. Sizi Mosta'dan 30 dk mesafedeki Medugorje ye götürelim mi.? Katoliklerin ziyaret ettiği ve Kraliçe Mira'nın doğum yeri olduğuna inanılan Medugorje'yi görmek farklı gelebilir. Tavsiye benden sadece. Sonra dönüş yolunda yine Jablanica'da kuzu çevirmeye davet ediyorum sizi. Yüksek tepeler ve dağların etrafından kıvrılarak giden Jablanica nehrine yukardan bakarak kuzu çevirme nin tadına varmak keyifli olacak. Bira içmek isterseniz size Mostar da Hercegovacko Jablanica'da Sarajevska önereceğim. Ama küçük 33 lük şişe değil 50 cl lik büyük şişe için. Birasever iseniz o harika dağlardan akan su ile yapılan 50 cl lik Sarajevska birası kuzu çevirme yanında harika gidecektir.
Salı günü yavas yavas maç atmosferine girebilirsiniz. Sarajevo'da gezmek Ferhadije'de alışveriş yapmak Başçarşıda ister börek ister cevapi ( inegöl köftesi gibi) yiyebilirsiniz. Böreği yağlı seviyorsanız Bosna börekçisini yağsız seviyorsanız saçta yapılan böreği tavsiye ederim. İki börekçi de karşı karşıya ve aynı sokakta. Bu arada başçarşıdaki ev tekstili mağazama uğrayıp bir hatıra eşya almak isterseniz sizi bekleriz. Sarajevo yada Sebil nakışlı bir havlu yada ya da siz ne isterseniz.?
Akşam dışarı çıkmak isterseniz bar yada cafeye gitmek isterseniz cuma yada cumartesi akşamını tavsiye edebilirim. Çok daha güzel eğlenceler bulabilirsiniz. Hadcienda, city clup, oscar, ve ilerleyen saatlerde Biçakcic'de biranızı yudumlarken eğlenebilirsiniz.
Çarşamba günü Öğleden sonra Zenica'ya gidebilirsiniz. Tüm gün artık heyecan dorukta olup tahminen bütün muhabbetler maç ve sonuçları etrafında dönüp duracaktır. Varsın olsun zaten buraya da hem maç hemde gezmek için gelmediniz mi.?
Perşembe dönmeyecekseniz eğer ister Travnike sizi götürelim ister Voğosça üzerinden Visoko ya kadar gidebilirsiniz. Köy yaşamı ve yaylaları görmek açısından keyifli bir dinlenme günü olabilir Perşembe günü.
Hem spor hem gezi yazısı gibi oldu değil mi? Ama bence hiç te fena olmadı.
Umarım giderseniz hem gezi hem de maç sonucu sizin gönlünüzden geçen gibi olup yine mutlu umutlu ve hoş anılarla Türkiye ye dönersiniz. Şimdiden iyi yolculuklar.