​ Stres Yönetimi / Kişisel Gelişim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '20

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Stres Yönetimi

Bu yazımda sizlere stresin hayatınızdaki yeri ve stresinizi nasıl yönetebilirsiniz konularını ele alacağım.

Stresi yönetebilmek için önce stresin tanımını yapmakta fayda var.

Genel anlamda stres; hayatta kalma çabasıdır, vücudunuzun hayatta kalabilmesi için bedeninizde-zihninizde oluşan birtakım değişikliklerdir. 

Beyniniz dışarıdan gelen uyarıları sürekli değerlendirir, aynı şekilde bedeninizin içinden gelen duyumları da sürekli değerlendirir.

Şu an hayatımı tehlikeye sokacak, tehdit oluşturacak herhangi bir unsur var mı? Her şey yolunda mı? Eğer her şeyin yolunda olmadığına dair bir duyum alırsanız o an stres belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Beden ve zihniniz stres tepkileri üretmeye başlar.

Stres, belli bir dereceye kadar faydalıdır. Fakat sürekli olarak maruz kalmakla kronikleşen stres, zaman içerisinde hem zihinsel hem de fiziksel sağlığınıza ciddi zararlar verir.

Bu durumda stresi nasıl yönetebilirsiniz?

İsterseniz başlıklara geçmeden önce minik bir stres testi yapalım.

Aşağıdaki soruları cevaplayabilirsiniz

1.İşlerime konsantre olmakta zorlanıyorum, 

2.Hayatımı kontrol edemediğimi düşünüyorum,

3.Geleceğimi belirsiz görüyorum,

4.Genellikle karar vermekte zorlanırım,

5.Kafam genelde çok karışıktır,

6.Hayat benim için zamana karşı bir yarış gibidir,

7.Özgüvenim eksik,

8.En küçük bir olumsuzluk bile beni çok kaygılandırır,

9.Özel hayatım olumsuz gidiyorsa iş hayatımı olumsuz etkiler,

10.İş hayatım olumsuz gidiyorsa özel hayatımı olumsuz etkiler,

11.Kendimi genellikle yorgun hissederim,

12.Sık sık baş ağrısı yaşarım,

13.İnsanların beni sevmesini çok önemserim,

14.Uyumakta zorlanırım,

15.Uyanmakta zorlanırım,

Eğer bu soruların cevaplarının yarısından fazlasına cevabınız evet ise stresli bir yapınız var demektir.

Peki nereden geliyor bu stresli yapı ve neler yapmalıyız gelin şimdi onlara bakalım.

MÜKEMMELLİYETÇİLİK 

Araştırmacıların ve uzmanların tek bir tanımda buluşamadıkları mükemmeliyetçilik; genel olarak kişinin kendisi için aşırı yüksek beklentiler koyması ve bu beklentilere ulaşma konusunda oldukça endişe duyması, kendine aşırı eleştirel yaklaşması durumunu ifade eder.

Mükemmeliyetçilik bir anlamda kusursuzluğu arama olarak da tanımlanır.

Bu tarz kişiler genellikle başarısızlığa odaklanır ve başarıyı görmezden gelme eğilimindedirler.

Eğer mükemmeliyetçi bir kişiliğe sahipseniz daha esnek olma konusunda neler yapabileceğinizi araştırmakla  başlayabilirsiniz.

HAYIR DİYEMEME 

Stresi yönetebilmenin yöntemlerinden biri de HAYIR diyebilmektir. Hayır diyebilmek hayatınızı kurtarır.

Özel yaşantınızda, iş yaşantınızda, çevremizdeki insanlar sizden bir şeyler ister. Farkında olmadan aşırı fedakarlık yapma uğruna, sizi sevmeleri, kendinizi kabul ettirme uğruna, kendi alanınızı korumayı bırakıp HAYIR diyemediğiniz zamanlar olmuştur. Hayır diyemediğiniz için kendi hayatınızdan, zamanınızdan, emeğinizden, kendi sermayenizden çalmak zorunda kalmış olabilirsiniz.

Araştırmalar, etrafındaki insanların isteklerine hayır diyemeyen, gereğinden fazla fedakarlık yapan insanların çok daha fazla stres içinde olduklarını gösteriyor. Siz de hayır diyemeyenlerdenseniz hayır demeyi, kendi alanınızı korumayı öğrenmekle işe başlayabilirsiniz

FELAKETLEŞTİRME

Felaketleştirme; düşünce hatalarınızdan biridir. Gelecekte hep kötü şeyler olacağına dair düşüncelerdir. Bu düşünce tarzında olan kişiler olumsuz bir durumun çok kötü sonuçlar doğuracağını varsayarlar.

Örnek: Bu sınavda başarısız olursam, bu benim sonum olur.

Gerçekten sonunuz olur mu?

Yoksa başka seçenekleriniz de var mıdır?

Bunları düşünmek, tespit etmek, farkına varmak ve bu yönde davranışlar sergilemek sizi stresten uzak tutacaktır.

KENDİNE ZAMAN AYIRMAMA

İşi, ailesi, akrabaları, sosyal çevresi arasında sürekli koşturan, her şeye yetişmeye çalışan, gereğinden fazla iş yüklenen bireylerin stres sorunları yaşama olasılıkları da yüksek oluyor.

Şöyle bir düşünün periyodik olarak kendinize özel olarak ayırdığınız bir zaman var mı? Ya da böyle özel bir zamanı en son ne zaman yaşadınız?

Kendine özel zaman ayırmayan insanlar depresyona, strese çok daha meyilli.

Eğer kendinize ayırdığınız özel bir zamanınız yoksa ilk fırsatta bunu hayata geçirmeniz önem arz etmekte. Bu tiyatroya gitmek olabilir, meditasyon yapmak olabilir, tatil olabilir, sevdiğiniz biriyle kahve eşliğinde sohbet etmek olabilir,  ruhunuza uygun bir hobi olabilir. Fakat bunları bir kere yapmış olmak yeterli gelmez, periyodik olarak yapmak önemlidir.

Kendinize özel zaman ayırmanız durumunda size ne kadar iyi geldiğini, çok daha rahatladığınızı kısa zamanda anlayabilirsiniz.

PAYLAŞMAMAK

Bir diğer başlığımız paylaşmamak. Duyguları hep içinde yaşamak bastırmak!

Paylaşmamanızın birçok geçerli nedeni olabilir.

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, yaşanılan herhangi bir sıkıntıyı güvendiği bir insanla ya da bir uzmanla paylaşan kişiler, paylaşmayan kişilere oranla daha olumlu bir yaşam içerisindeler.

Önem verdiğim bir başka paylaşım türü de problem yaşadığınız biri ile problemi uygun bir dille, açık bir şekilde ifade etmek ve karşınızdaki kişinin de kendisini ifade etmesine, anlatmasına izin vermek.

 Bu tarz bir paylaşım problemin çözüme ulaşması açısından faydalı olduğu gibi  zihinsel- bedensel sağlığınız için çok önemlidir.

Paylaşmadığınız sıkıntılı bir durumu, konuyu, sorunu zihninizde sürekli düşünür, kurgular çoğu zaman çıkmaza girersiniz. İşte bunun olmaması için yaşadığınız problemin çözümü başka perspektiften bakabilmek adına ya sevdiğiniz biriyle paylaşabilir ya da bir uzmandan destek alabilirsiniz. Eğer herhangi bir kişiyle paylaşmakta zorlanırım paylaşamam diyorsanız duygularınızı yazıya dökebilirsiniz. Yazmak sizi son derece rahatlatacaktır.

AKIL OKUMA VE FALCILIK

Beklediğiniz yanıtı alamadığınızda, beklediğiniz saatte gelmediğinde ya da onun için özenle hazırladığınız sürprize beklediğiniz gibi sevinmediğinde, ardı ardına olumsuz düşünceler geliştirmeye başlıyorsanız akıl okuma ya da falcılık yapıyor olabilirsiniz.

Beni sevmiyor, bana aldırmıyor, beni yok sayıyor, benden kesin bir şey saklıyor... gibi düşünceler aslında olmayan bir duruma zihninizin sizi inandırmaya çalışmasıdır. Bu tarz düşünceler sonrasında  ya surat asar ya konuşmaz ya da karşınızdakini iğneleyecek şeyler söylersiniz. Bütün bunlar beraberinden büyük sorunlar getirebilir.

Bu çarpıtmaların, akıl okumanın ve falcılığın, beraberinde sorunları getirmemesi için öncelikle çarpıtılmış düşüncelerinizi belirleyebilir, ilgili olayın sizin düşüncelerinizden başka bir açıklaması olabilir mi diyerek,

Örneğin acaba neden geç kaldı? Acaba neden sevinmedi? Acaba bana neden günaydın demedi gibi soruların cevaplarını akıl okumak, falcılık yapmak yerine karşınızdaki kişiye sorarak gerçek cevapları alma yönünde çaba içerisinde olmak hem iletişim ve ilişkilerinizin daha doyumlu olması hem de sizi stresten gerçek anlamda uzak tutma açısından son derece faydalı olacaktır.

Her insan mükemmeldir

Her insan sınırsız kaynaklara sahiptir.

Melek DÖNMEZ

İletişim Uzmanı

 

 
Toplam blog
: 14
: 129
Kayıt tarihi
: 13.11.14
 
 

Kalp deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa kıyıya o vurur.   Koru Gelişim Enstitüsü A.Ş. ..