- Kategori
- Dilbilim
Şu anda online'ım...

Sadece bilgisayar dünyasında değil, yürüdüğümüz sokaklar, izlediğimiz televizyon programları, hayatımızın neredeyse yarısı ingilizce olarak geçiyor da haberimiz yok! Sakın ben zaten biliyorum demeyin, farkında değilsiniz...
Burada kafanızı ütüleyecek değilim, ancak sürekli komplo teorileri üreten bir insan olarak Türkçe'mizin "çoğumuzun farkında olduğundan daha fazla" baskı altında olduğunu vurgulamak için yazıyorum. Bugün oturduğunuz "Star Cafe" ile dünkü "Nargele Cafe" arasında ne fark var? Yok! Yada şöyle izah ediyim; Show Tv ile Star Tv arasındaki fark? Az önce email'inize baktınız, attach'lenmiş bir foto var mıydı?
Burdaki kastettiğim görünen ingilizce terimler değil!!! Lütfen Dikkat Ediniz; okurken telafuz ettiğiniz sestir! Okuyunuz: show, online, email, amaze, starbuck coffee, tv, jacobs, levis... vesaire vesaire...
Türkçe yazıldığı gibi okunan bir dildir, biliyoruz. Ancak uygulamıyoruz. Uygulattırılamıyoruz! Bu erişkin, aklı başında insanlar için önemli değil! Ancak aklı bir karış havada, delikanlılar ve genç kızlar için çok önemli çünkü onlar bu milletin geleceği!
Siz bu geleceği, batı özentisi içnde yetiştirir ve ilgisini yabancı kaynaklara çekerseniz, kuzuyu kurda daha kolay kaptırırsınız. Bu durum herkes tarafından bilinmekle beraber, yaygın bir teslimiyetle konunun üzerine gidilmemekte. Basın ve eğitim kurumları elikolu bağlı bu durumu idare etmeye çalışıyorlar. Ekmeğini bu işten yiyenler bile olabilir!
Ne yapalım?
Dikkat edelim! Her şeye nasıl dikkat ediyorsak öyle dikkat edelim. Onlayn kalmakla, imeyil okumakla, levis pantolon giymekle şov yapmayalım... Ya yazıldığı gibi okuyalım yada okunduğu gibi yazalım...