- Kategori
- Doğal Hayat / Çevre
Su damlası
Hep dilimizde dolanır durur bazı sözler. Aman sakın ha, dere yataklarına inşaat yapmıyalım, onların doğallığını bozmayalım. Nedeni çok açık, bu kuruyan dereler gün gelir akmaya başlar. Ama on, ama yirmi veya kırk sene sonra... Öyle bir akmaya başlar ki, tıpkı bu söz gibi; 'İnsan bazan bir damla suda boğulur' tam da söylendiği gibi, bu yağmur damlaları, sellere dönüşür, ve o yokettiğimiz doğal güzelliklerin, yerini alan betonların arasından, kendine yol arar, ararken de, önünde ne varsa siler, süpürür. Kıbrısta son günlerde yağan yağmurlar beraberinde bereketi getirdi. Ancak yollarını kaybeden dereler, su akar yolunu bulur hesabını çarpıp, toplayıp, bölerek BULDU...
Burada en büyük suçlu ,bizleriz. Tabii felaketlerin bizi esir almasına bizler izin vermişiz. Bunu yaparken DOĞANIN BİZDEN DİYETİNİ isteyeceğini unutmuşuz.... Son 30 yıldır Kıbrıs'ta, mantar gibi türemiş, inşaat şirketlerinin keyfi yapıları, bu son günlerde, bir o kadar daha hızlanmaya başladı her nedense... Halbuki ben DOĞMA, BÜYÜME bir Kıbrıs'lı olarak, ne bir koridor arası kadar girip yüzecek sahil kaldı, ne de betonlaşacak arazi, ne de oturacak bir ağaç gölgesi diyorum. Bu dört tarafı denizle çevrili, KÜÇÜK ADADA , SUÇLULAR KİM? Bilmiyorum, ya da söylemek istemiyorum...
Neyse KIŞLA gelen felaketler olsa da, Kışı çok seviyorum, nedeni de o beyaz örtüyle bir müddet tüm çirkinlikleri yokmuş gibi göstermesi. HEREKESE SEVGİLER SAYGILAR... Ve DE SAĞLIK DİLİYORUM. Çünkü yeni yıl gireli biraz sağlığım beni solladı diyorum.