- Kategori
- Siyaset
Şubat kaç çeker

Generaller, Komutanlar, serbest bırakıldılar. Yarbaylar, Albaylar, Ast subaylar, tutuklanıyorlar. Üst katta, darbeci bulunamadı. Darbeciler, alt katta imiş. Sıra, çavuş ve onbaşılara da gelecek. Ergenekondan, balyozdan, umut yok. Asıl suç, Ana yasada. Başbakan, anayasa değişikliği için, kesin kararlı. Olmazsa, olmaz diyor. Mecliste değiştiremez isek, referanduma götürürüz, orada değiştiririz diyor.
Yukarıda yazdıklarımı, niye yazdım, bilmiyorum. Ben, başka şeyler yazacaktım. Ben, diyecektim ki: Ülkenin, hali perişan durumundan memnun olan var mı? AKP iktidarı, perişanlığımızı bir yana bırakmış, 28 Şubat 1997 de yaşanan ve zamanın başbakanı, Necmettin Erbakanı perişan eden, 28 şubat muhtırasının rövanşı için çalışıyor. O gün, masaya konan birkaç satır yazılı uyarı ile, hak ile yeksan olanlar, bu gün, uydurma iddialar ile, TSK yı, perişan etme peşindeler. Erinden, Paşasına kadar, TSK darbecilik ile suçlanıyor.
Hava da, ülkenin politikasına ayak uydurmuş gibi. Diyorum ki, acaba Tanrı da yukarıdan bizi mi izliyor? Sabah kalkıyoruz, günlük, güneşlik. Akşama yağmur, sel götürüyar. Sabah kalkıyoruz bahar havsı, öğlende, fırtına, soğuk. Nedir bu şubattan çektiğimiz, anlamadım gitti. İyi ki, 28 gün çekiyor. Ya, 31 olsaydı. Kıyamet te şubat ayında mı kopacak ne? Eğer öyle ise, bu yılı atlattık demektir.
Başbakan, medya patronlarına göz dağı vermiş. Beğenmediği köşe yazarlarının, işten atılmasını istiyor. Bana kalırsa, Başbakan, medyadan da 28 Şubatın rövanşını alıyor. 28 Şubat 1997 de, medya, muhtıranın arkasında durmuştu. Ne diyor Başbakan: " 28 Şubat devam ediyor" Aradan 13 koca yıl geçmiş. 28 Şubat devam ediyor. Hani, şubat 28 çekiyordu. Ayların isimlerini değiştirip, eski mübarek isimlere geri dönsek, diyorum. Recep, Şaban, Ramazan.
Ülkede, sanki her şey yolunda, İşsizlik yok. Fakir, fukaralık yok. Ekonomi rayında. Oh, gel keyfim, gel. Yapacak iş bulamayan, Başbakanımız, bakanlarımız, gazetelerin bulmacalarını çözüp, vakit öldürmeye çalışırlarken, Başbakanın "açılalım" emrini de ihmal etmiyorlar. Kimi, hava almak için, pencereyi açıp, emri uygulamaya çalışırken, kimi, Haburdan açılalım diyor, kimi ha şurdan açılalım, önerisinde bulunuyor. Başbakan da diyorki: Arkadaşlar, açılalım da, nerden olursa olsun. Bu arada, asıl açılımı vatandaş yaşıyor. Kıçı açıkta kalan, vatandaş, Eti, sütü, balı, böreği, rüyasında görüyor. Sabah uyanınca, gördüğü rüyayı yorumlayan eşi diyorki: Senin kıçın açıkta kalmış bey.
Ses sanatçılarını açılıma katan Başbakan, şimdi, sinema sanatçılarını da, açılıma katmayı düşünüyor. Davetiyeler yazılmış, gönderilmiş. Kimi bana geldi, kimi bana gelmedi derken, ben asıl Kevın Costner' i merak ediyorum. Açılımı destekliyorum demişti ya!... Acaba, kahvaltıya çağrıldı mı? Çağrılırsa gelir. Kurtlarla dans eden, Kürtlerle de dans eder elbette. Başbakan, asıl Yeşil Çamın vamp larını davet etmeli. Bu ülkeye, açılımı onlar getirmişlerdi.
Biri demiş ki: Özgürlük, size yapılanlara karşı, yaptıklarınızdır. Kim demişti bu ülkede özgürlük yok. Çok fazlası var. Hem de, çok, çok fazlası var. Karşı darbe özgürlüğü bile var. Düşünceye özgürlükten gayrı, her türlüsü var. Bizim ülkede, bir şey yapacaksanız, düşünmeden yapacaksınız. Pattadanak. Ben yaptım, oldu, diyeceksiniz. Düşünmeden, yazmadan, çizmeden, krokisisiz. Yazmaya, çizmeye, planlamaya kalkarsanız, onun adı, açılım olur, buda işe yaramaz, ayyuka çıkar.