- Kategori
- Sevgililer Günü
Şubat'ta Eylül şarkıları

Sevgibilirliğe,
Şubat çiçekleri kokusunda şiire doyan bir baş dönmesidir iç içe yaşadıklığım.
Kısa gülüşler yeşil sarı yapraklarla hüner müner dans ettiriyor kış günü bakışmaları.
Gönlümün adasından doğuyor bir güneş, başında yanık türkülerin ezgisi. Suya dokunuyor kızıl saçların yıldız gözlü çitlenbikleri.
Gönül dolusu ağlamaları çantasında harmanlıyor mavi benekli boncuk sevdası çocuk. Aynı fırçanın resmini yapmak geliyor içimden. Aynı aşkın adını anımsamak dahilinde bir ilk yaz esintisi uğulduyor kulaklarında.
Neruda, şarkısını söylüyor bir kuşun ince dudakları aralığından. Şubat güneşi gibi doğuyor Neruda’nın dizeleri, dizeleri aşkın gözlerine dokunuyor.
“Burda gördüklerim içinde
Yalnız sensin hep görmek istediğim
Dokunduğum her şey içinde
Senin tenindir hep dokunmak istediğim
Seviyorum senin portakal kahkahanı
Hoşlanıyorum uykudaki görüntünden”
Göçmen kuşlardan geçerek aynı semanın gölge duraklarında, bir yolcu karışacak kanatlı sevgilerin aralığına.
Ben, diyecek….. içinden. Benim kuşum “alpatros.” Onu çağırın bana… Eli gözlerinde tütecek, gözleri ellerinde seyre dalacak uzakları. Lalettayin resimler arasından doğruyu bulacak gözleri. Bir çift gözlerin akında şahlanacak koca heyulası.
Akdeniz sıcaklığında ısınacak eski köy evlerinin bulutlu yüzleri. Evler ki teke tek, evler ki miskin uyuşuk. Evler ki sevgim kadar yalnız. Evler ki ada’ya uzanan Soğuksu.
Bir şair duyacak kar kaplı şubatın uzayan gölgesini.
Yannis Ritsos’un parmağının ucundan akacak ; aşk, sevgi, güven, sadakat.
“Bir ırmak akıyor serçe parmağımın ucundan
Yedi kere bu ırmak gökyüzünün mavisi. Yeniden,
İlk gerçek oluyor bu arılık, bu benim son dileğim.”
Son dileğim seviyorum seni olacak. Samsun mavisinde ufalacak gözlerim. Bütün son dilekler bulacak sevilmenin dünyaya yazdığı şarkıları.
Buluşacak bir hüzün çiçeği. Çiçeklerin küskün utanmalarında.
İnancın nehrinde yeşermek için tohumcuklar.
Gölgeye sığınacak adımları kaypakça.
Toger’e seslenecek yalnızlık kokusu odaların yamaçlarında.
Elini uzat diyecek bir cümlesi:
“Cesareti öğret bana, başarılı olduğumda acımanı esirgeme. Başarısız olursam elini uzat.”
Uzatıyorum elimi sana. İnancı yakalayıp yüzünde. Hüzne dair sözlerin ardında duran, söze dair hüzünlerin inancı.
Sıkışmış duyguların, yolundan çevrilmiş düşüncelerin. Nereye gitsek nere güvenli?
Nerede şiirim göverir, gönlümün fesleğeni sulanır; gözümün bulutlarından
coşkumun ceylanları zıplar, içimin yağmuru yağar. Nereye evet nereye?
Her yer gurbet her yer yalnızlığımız. Nereye gitsek neresi umudumuz?
Sığınsak: inancımızın damının altına “hoş gelsek” aşk denen yanardağın kuytusuna…
İnandım yazdım desek. Ahmet İnam eşliğinde. Sevdim desem yeniden Samsun sokakları türkülerinde…