​ Süleyman Edip Balkır'ın "Eski Bir Öğretmenin Anıları" kitabını ben dizmiştim / Kitap / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '17

 
Kategori
Kitap
 

Süleyman Edip Balkır'ın "Eski Bir Öğretmenin Anıları" kitabını ben dizmiştim

Süleyman Edip Balkır'ın "Eski Bir Öğretmenin Anıları" kitabını ben dizmiştim
 

Köy Enstitüleri

SÜLEYMAN EDİP BALKIR ve bir anı

Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımda Eniştemin sahibi olduğu  Arı  Kitabevi matbaasında  yazları veya bazı hafta sonları aşama aşama çalıştıktan sonra  daha fazla ihtiyaç duyulan mürettiplikte yetişmem uygun görülmüştü..

Burada  basılan sayfaların metal harflerinni kasalardaki bölümlerine dağıtma işlemi  ilk öğreneceğiniz iştir. Sonra prova tezgahında dizlen sayfanın  şimdiki  teknikte fotokopisini çekmek  ve daha sonra  harf dizmeye başlamak mürettipliğin  aşamalarıdır.

Çoğunlukla kendi yayınlarımız olan yüksek okul ve %90  İTÜ kitapları oluyordu. Zaten firmanın ismi olan Arı da buradan geliyordu. Zaman zaman İTÜ den ihale ile alınan kitaplar da basılıyordu. Bunların içinde Makine-İnşaat-Mimarlık-Kimya -Eelektrik-Gemi-Uçak  vs.  fakültelerinin kitapları oluyordu. İTÜ nün  işletmeciye verdiği kendi matbaası  da vardı.

Bu Kitaplarının içinde formüller olduğundan  bu matbaanın mürettipliği öyle davetiye-kartvizit  mürettpliğine benzemez ve tecrübe ister ve bu yüzden de çalışanlar sık sık bir matbaadan diğerine transfer olurdu.

Bir an önce yazı dizmeye heves ediyordum.. Zamanın Babı’ali’sinin en tanınmış  ustalarından Tatar Ali  bana artık dizmem için  ufak, tefek düz yazılar vermeye başlamıştı.. O sırada  eniştem  alışkın olmadığımız bir  kitabın basılacağını söyledi..  O tarihlerde Süleyman Edip Balkır'ın İTÜ de Zat işlerinde görev yaptığını öğreniyorum.. 

Bu daha önce hiç  basılmayan bir kitap olduğundan, yazarın el yazısıyla yazılmış kağıtlardan kitap haline gelecekti.  Aslında böyle dümdüz yazıları  sonradan getirttiğimiz eriyik metal üzerine yazan makine yazardı ama o tarihte yoktu ve elle dizmeye mecburduk. Usta mürettipler  böyle dümdüz harf dizmeyi sevmezlerdi.. Formüllü yazılar  mürettipin sanatını da ortaya koyardı. Kumpas üzerinde gergef işlenirdi adeta…

Öyle olunca  iş büyük ölçüde bana düşmüştü…Yazarın getirip bıraktığı yazılardan kalın bir kitap olacağı belliydi..  Yazılar bir forma (16 sayfa)  olduğunda basılmadan önce provasını çekip, tashih için  Kadıköyde oturduğumdan gecenin bir vakti  bunu yazarın Çiftehavuzlar’lardaki evine  teslim etmek de benim görevimdi…O zamanlar orada villa tipi evler vardı bahçeli… Bir gece yine tashih için gittiğimde  bahçeden atlayan bir doberman tarafından caddeye kadar kovalanmış, bir daha da gitmemiştim…Provaları yazarın Nuruosmaniye’de akrabası olan bir halıcının dükkanına bırakıyor, kendisi de oradan alıyordu.  

Kitabın yazarı Süleyman Edip Balkır  1902  doğumlu olduğuna göre o zamanlar  demek ki 66 yaşındaymış.  Oldukça uzun boylu,  yaz kış çok şık ve tertemiz takım elbise giyen  birisiydi. Sıcak yaz günleri Babıali yokuşunu çıkıp matbaaya geldiğinde  mendiliyle terini sildiği anları hatırlarım…

Köy Enstitüleri ve Tonguç’u ben  o kitabın sayfalarını dizerken duydum ilk defa…Kafamızda kavak yelleri estiği yıllardı… İleriki yıllarda ne kadar önemli bir insanın, ne kadar önemli bir eserini dizdiğimi  anladım ve bundan kendime  bir gurur çıkardım…

Süleyman Edip Balkır’ı İTÜ den tanıyan eniştem onun kitabını  kendi  yayınlarına alarak, eğitimciliğine ve Köy Enstitülerine verdiği değer  üzerine basmıştı.. 45 yıl eğitimcilik yapan yazarın    Tonguç’la olan arkadaşlığını,  bu uğurda mücadeleleri, yoklukları, mutlulukları,  kendisinin Arifiye Köy Enstitüsünü kuruşunu  anlatan   hazine gibi bir kitaptı o ESKİ BİR ÖĞRETMENİN ANILARI..

Düşünebilir misiniz?. Yola çıktıkları o yıllarda 1934-1935  erkeklerin %77 si kadınların %92 si okuma yazma bilmiyor…

ESKİ BİR ÖĞRETMENİN ANILAR’ı böyle bir kitaptı… Bütün bunları anlatmıştı Süleyman Edip Balkır.. Kitap büyük boy,  1.hamur kağıda basılmış güzel de bir kitaptı aynı zamanda.

1968 yılında kendi kitabevimizde yayınımız olarak vitrine çıkan bu kitap  ben kitabevini bıraktığım 1974 Temmuz ayına kadar tek-tük satıldı. Yanlış hatırlamıyorsam 15 veya 20 lira gibi bir fiyatı vardı o yılların parasıyla dolar 10 lira, mark 2.5 liraydı… Bu tarihte bile  elimizde epey stok vardı.. O zamanlar  kitabın tanıtımını da yapamamış olabiliriz. 

Yazarın da 1976 yılında bu dünyadan ayrıldığını  öğrendim…

Bu yazıyı yazmama sebep olan olaya gelince internetteki kitaplara bakarken Nadir Kitaplardan   ESKİ BİR ÖĞRETMENİN ANILARI kitabına rastlamış olmamdı.. Bu kitap benim mürettipliğimin ilk göz ağrısıydı. Fiyatı  60 lira yazıyordu… Aradan 49 yıl geçmiş…

Demek ki bizim zamanımızda değeri pek anlaşılmayan bu hazine, sonraki yıllar kıymete binmiş, hepsi satılmış ki bugün  bile değerli…

Acaba  o yılların  genci olan 68 yılları kuşağı Köy Enstitülerinin değerini pek anlamadı, anlamak istemedi mi diye düşündüğüm olmuştu hep…

Süleyman Edip Balkır ve Tonguç’la, Köy Enstitülerinde emeği geçen herkese  saygı ve rahmetle…

 ilk öğreneceğiniz iştir. Sonra prova tezgahında dizlen sayfanın  şimdiki  teknikte fotokopisini çekmek  ve daha sonra  harf dizmeye başlamak mürettipliğin  aşamalarıdır.

Çoğunlukla kendi yayınlarımız olan yüksek okul ve %90  İTÜ kitapları oluyordu. Zaten firmenın ismi olan Arı da buradan geliyordu. Zaman zaman İTÜ den ihale ile alınan kitaplar da basılıyordu. Bunların içinde Makine-İnşaat-Mimarlık-Kimya  vs.  fakültelerinin kitapları oluyordu. İTÜ nün  işletmeciye verdiği kendi matbaası  da vardı.

Bu Kitaplarının içinde formüller olduğundan  bu matbaanın mürettipliği öyle davetiye-kartvizit  mürettpliğine benzemez ve tecrübe ister ve bu yüzden de çalışanlar sık sık bir matbaadan diğerine transfer olurdu.

Bir an önce yazı dizmeye heves ediyordum.. Zamanın Babı’ali’sinin en tanınmış  ustalarından Tatar Ali  bana artık dizmem için  ufak, tefek düz yazılar vermeye başlamıştı.. O sırada  eniştem  alışkın olmadığımız bir  kitabın basılacağını söyledi..

Bu daha önce hiç  basılmayan bir kitap olduğundan, yazarın el yazısıyla yazılmış kağıtlardan kitap haline gelecekti.  Aslında böyle dümdüz yazıları  sonradan getirttiğimiz eriyik metal üzerine yazan makine yazardı ama o tarihte yoktu ve elle dizmeye mecburduk. Usta mürettipler  böyle dümdüz harf dizmeyi sevmezlerdi.. Formüllü yazılar  mürettipin sanatını da ortaya koyardı. Kumpas üzerinde gergef işlenirdi adeta…

Öyle olunca  iş büyük ölçüde bana düşmüştü…Yazarın getirip bıraktığı yazılardan kalın bir kitap olacağı belliydi..  Yazılar bir forma (16 sayfa)  olduğunda basılmadan önce provasını çekip, tashih için  Kadıköyde oturduğumdan gecenin bir vakti  bunu yazarın Çiftehavuzlar’lardaki evine  teslim etmek de benim görevimdi…O zamanlar orada villa tipi evler vardı bahçeli… Bir gece yine tashih için gittiğimde  bahçeden atlayan bir doberman tarafından caddeye kadar kovalanmış, bir daha da gitmemiştim…Provaları yazarın Nuruosmaniye’de akrabası olan bir halıcının dükkanına bırakıyor, kendisi de oradan alıyordu.  

Kitabın yazarı Süleyman Edip Balkır  1902  doğumlu olduğuna göre o zamanlar  demek ki 66 yaşındaymış.  Oldukça uzun boylu,  yaz kış çok şık ve tertemiz takım elbise giyen  birisiydi. Sıcak yaz günleri Babıali yokuşunu çıkıp matbaaya geldiğinde  mendiliyle terini sildiği anları hatırlarım…

Köy Enstitüleri ve Tonguç’u ben  o kitabın sayfalarını dizerken duydum ilk defa…Kafamızda kavak yelleri estiği yıllardı… İleriki yıllarda ne kadar önemli bir insanın, ne kadar önemli bir eserini dizdiğimi  anladım ve bundan kendime  bir gurur çıkardım…

Süleyman Edip Balkır’ı İTÜ den tanıyan eniştem onun kitabını  kendi  yayınlarına alarak, eğitimciliğine ve Köy Enstitülerine verdiği değer  üzerine basmıştı.. 45 yıl eğitimcilik yapan yazarın    Tonguç’la olan arkadaşlığını,  bu uğurda mücadeleleri, yoklukları, mutlulukları,  kendisinin Arifiye Köy Enstitüsünü kuruşunu  anlatan   hazine gibi bir kitaptı o ESKİ BİR ÖĞRETMENİN ANILARI..

Düşünebilir misiniz?. Yola çıktıkları o yıllarda 1934-1935  erkeklerin %77 si kadınların %92 si okuma yazma bilmiyor…

ESKİ BİR ÖĞRETMENİN ANILAR’ı böyle bir kitaptı… Bütün bunları anlatmıştı Süleyman Edip Balkır.. Kitap büyük boy,  1.hamur kağıda basılmış güzel de bir kitaptı aynı zamanda.

1968 yılında kendi kitabevimizde yayınımız olarak vitrine çıkan bu kitap  ben kitabevini bıraktığım 1974 Temmuz ayına kadar tek-tük satıldı. Yanlış hatırlamıyorsam 15 veya 20 lira fiyatı vardı. Bu tarihte bile  elimizde epey stok vardı.. O zamanlar  kitabın tanıtımını da yapamamış olabiliriz. 

Yazarın da 1976 yılında bu dünyadan ayrıldığını  öğrendim…

Bu yazıyı yazmama sebep olan olaya gelince internetteki kitaplara bakarken Nadir Kitaplardan eski kitaplara bakarken  ESKİ BİR ÖĞRETMENİN ANILARI kştabına rastlamış olmamdı.. Bu kitap benim mürettipliğimin ilk göz ağrısıydı. Fiyatı  60 lira yazıyordu… Aradan 49 yıl geçmiş…

Demek ki bizim zamanımızda değeri pek anlaşılmayan bu hazine, sonraki yıllar kıymete binmiş, hepsi satılmış ki bugün  bile değerli…

Acaba  o yılların  genci olan 68 yılları kuşağı Köy Enstitülerinin değerini pek anlamadı, anlamak istemedi mi diye düşündüğüm olmuştu hep…

Süleyman Edip Balkır ve Tonguç’la, Köy Enstitülerinde emeği geçen herkese  saygı ve rahmetle…

 

NADİR KALBİNUR

5 Temmuz 2017

 
Toplam blog
: 465
: 918
Kayıt tarihi
: 15.01.09
 
 

İstanbul doğumluyum.. İstanbul'un  tramvaylı döneminden bu şehirde yaşıyorum. Gençlik yıllarında ..