​ Süleyman Şah Operasyonu'nun, "askeri stratejik ve taktik" yanı... / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Şubat '15

 
Kategori
Güncel
 

Süleyman Şah Operasyonu'nun, "askeri stratejik ve taktik" yanı...

Süleyman Şah Operasyonu'nun, "askeri stratejik ve taktik" yanı...
 

Milliyetçi geçinenlerin, TSK Genelkurmay Başkanı'na yönelik "küstahça eleştirilerini" bu millet unutmayacaktır...


BU OPRASYONUN PLANLAMA VE İCRASI, -- bana göre -- 4 AYLIK BİR SÜRECİ KAPSAR...

Bloğuma başlamadan önce, özellikle HDP Genel Başkanı Demirtaş'ın, bu operasyona PYD ve YPG'yi dahil ederek onlara pay çıkarmasının tamamen uydurma iddia olduğunu söylemek isterim...

Bu operasyonda, PYD ve YPG tamamen etkisiz eleman olmuştur... Bu operasyonda, askerlerimiz onları "yok saymıştır"... Ve onları hiç umursamadan Kobani'den geçmişlerdir... Keşke içlerinden biri "buradan geçemezsiniz, burası bizim topraklarımız" deseydi de neler olacağını hepimiz görseydik...

IŞİD'ın saldırıları sonunda Kobani düşmek üzereyken, PYD ve YPG'in "PKK yaftalı" korkak militanlarının Türkiye'ye kaçtığını, bazıları unutmuştur ama, ben unutmadım...

Kobani'yi , IŞİD baskısından kurtaran, Barzani'nin peşmergelerinin  Kobani'ye geçmesini sağlayan kararı veren Cumhurbaşkanı Erdoğan olmuştur...

Erdoğan'ın, Kobani'ye "yardım" gibi görünen bu  kararı, PYD ve YPG'nin "kara kaşı, kara gözü" için değildi; Erdoğan'ın muhalefet tarafından eleştirilen bu kararı, 3-4 ay sonra gerçekleştirilen "Süleyman Şah Operasyonu"nun ilk ayağı olmuştur.

Kobani'nin, IŞİD' baskısından kurtarılması, askerlerimizin "Türbe"ye kadar bu bölgeden sorunsuz geçmesini sağlamıştır...Yukarıda da belirttiğim gibi, PYD ve YPG'nin, sıkıştıklarında "Türkiye'ye kaçan korkak militanlarının" önlerinden geçen askerlerimize el sallayarak alkışlamaktan öte yapacakları bir şey yoktu.

HDP Genel Başkanı Demirtaş, Türkiye'nin "terörist" olarak saydığı, PYD ve YPG'nin, "operasyona katkı yaptıkları" gibi saçma bir algı yaratarak bu operasyonu lekelemesin...

x         x        x

"ASKERİ STRATEJİ VE TAKTİK" AÇISINDAN BU OPERASYONUN DEĞERLENDİRİLMESİ...

Askeri bir harekata başlamadan önce, harekat yapılacak bölgenin, hava ve arazi koşulları da dahil olmak üzere düşman hakkında istihbarat yapılır. Bunun için de, harekat yapılacak bölgeye, "sızma harekatı" ile elemanlar gönderilir. Bunların gönderdiği biigiler, birbirleriyle kıyaslanarak "istihbarat" haline getirilir. Anladığım kadarı ile bu yapılmıştır.

Sonra, harekatın seyri hakkında, "yani nasıl olması gerektiği konusunda" bir "durum muhakemesi" yapılır. Bu durum muhakemesinde, yukarıda da değindiğim gibi, "hava ve arazi koşulları" da dahil olmak üzere, "düşmanın imkan ve kabiliyetleri" ile  "muhtemel hareket tarzları" incelenir.

Bunun yanında, "kendi imkan ve kabiliyetlerimiz" ile "muhtemel harekat tarzlarımı" ortaya konur. Sonra, "düşmanın ve kendimizin, imkan ve kabiliyetleri ile hareket tarzları" karşılaştırılır. Kendi hareket tarzlarımızın "faydaları" ve "zararları" sıralanır. "Faydası, zararından çok olan hareket tarzımız", verilecek kararımıza esas olur.

Durum Muhakemesi bittikten ve muhtemel karar tespit edildikten sonra "harekat planı" aşamasına geçilir. Harekat Planında, "kim, ne zaman, nerede, nasıl, ne yapacak" sorularının yanıtları verilir...

Harekat Planı, hazırlanma aşamasında, ülke içinde, düşmandan yana olan ya da bilmeden bu harekata karşı çıkması muhtemel grupların  karşıtlık nedenlerini ortadan kaldırmak için de bazı durumlar harekat planına dahil edilir...

Bu nedenle, operasyonda, Süleyman Şah Türbesi tahliye edilmeden önce, yani oradaki bayrağımızı indirmeden saatler öncesinde askerlerimiz düşman toprağında aynı büyüklükte bir araziyi işgal etmiş ve oraya Türk bayrağını çekmiştir... Toprağın sahibi, bu işgal karşısında "gıkını" bile çıkaramamıştır... Nedense, bu harekatta "türbenin terk edilmesini" bir  toprak kaybı olarak görenler, harekatın bu yanını bu görmezden geliyorlar...

Daha önceki bir zamanda, Suriye'den gelen IŞİD güçleri, Musul Başkonsolosluğumuzu işgal ettikleri zaman, Konsolosluğumuzu --ki orası da uluslararası hukuk kurallarına göre Türkiye toprağı sayılır--  "neden zamanında boşaltmadınız" diyen muhalefetin, aynı gerekçeler karşısında tahliye edilen ve üstelik te "Suriye topraklarının aynı büyüklükte bir arazisini işgal edilerek" oraya nakledilmesi karşısındaki şaşırtıcı tavrını, hem siyaseten hem ahlaken koyacak bir yer bulamıyorum.

Benzer tavırlı kişi ve gruplar, Kurtuluş Savaşı sırasında da görülmüş ve bunların bazıları da "düşmanla işbirliği" içine girmişlerdir.

Bu harekat, "tereyağından kıl çeker gibi" icra edilen ve akıl almayacak kadar kısa bir sürede başlanıp bitirilen başarılı bir operasyondur... Bu, böyle bilinmelidir.

Bu arada, yeni yapılan Süleyman Şah Türbesi arazisi çevresinde görülen PYD bayrakları da askerlerimiz tarafından indirilmiştir... Bu da bilinsin...

Diyelim ki, geri çekildik. Geri çekilme konusuna gelince, bu konudaki önceki bloğumda da belirttiğim gibi, askeri açıdan "geri çekilme", bir sonraki ileri harekat için hazırlanmak için yapılır.

Bunun en çarpıcı örneğini, Yunan ordularının baskısı nedeniyle, askeri literatürde pek rastlanmayan büyük bir mesafede, Sakarya Irmağı doğusuna çekilen Türk ordusu vermiştir... BMM'deki muhaliflerin, "vatan elden gidiyor" diye kopardıkları yaygaralar karşısında M. Kemal, BMM'nin tüm yetkilerini üzerine toplayarak tüm milletin katıldığı bir hazırlıktan sonra,1683'te Viyana'da başlayan geri çekilmeyi, tersine çevirmiş ve başlattığı bir ileri bir harekatla, Yunan Ordusunu Ege kıyılarından denize dökmüştür...

SONUÇ :

TSK'nın bu başarılı harekatını eleştirenler şunu akıllarından çıkarmasınlar... Bulunduğumuz coğrafyada karışıklık hala devam etmektedir. Neyin ne olacağı daha belli değildir...

Öyle bir durum ortaya çıkar ki, -- örneğin Halep'te Türk Bayrağı'nın dalgalanması gibi -- bu operasyona karşı çıkanlar ve bu harekatın askeri lideri olan Genelkurmay Başkanı'nı "hakaret" derecesinde ağır şekilde eleştirenler, onun veya yerine gelecek bir diğer Genelkurmay Başkanı'nı kutlamak ve elini öpmek için sıraya girebilirler...

Bunu unutmasınlar...

Aynen Kurtuluş Savaşı'nda M. Kemal'e karşı çıkarak düşman ile işbirliği yapanların, savaş sonrasında Atatürk'ün etrafında pervane olmaya çalıştıkları gibi..

 

cdenizkent

 
Toplam blog
: 979
: 1425
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..