- Kategori
- Güncel
Sumo ve yağlı güreşler

Foto:Ş.ODABAŞI(Kalkım Güreşleri-Yenice/Çanakkale)
Ali Gümüş.
Yağlı pehlivan güreşleri denildiğinde akla gelen en önemli gazeteci.
Bu yılki yani 649.Tarihi Kırkpınar Güreşleri ile ilgili görüşlerini izledim, bir tv kanalında. Ali Gümüş dertliydi her konuda.
Değişen güreş kurallarından şikâyetçiydi. Hele Japonların sumocularıyla bizim pehlivanların karşılaşmasından bahsederken, ”kıçına çocuk bezi bağlamış Japonların Kırkpınar’da işi ne?” diye soruyordu.
“Kırkpınar’a kispet giymiş pehlivandan başka kimse giremez” diye de kestirip attı.
Ahmet Taşçı bir sumocu ile Edirne'de Kırkpınar Er Meydanında güreş yaptı. Böylece yağlı pehlivan güreşlerini, Dünya'ya tanıtmış olduk. Breh! Breh!.
Ali Gümüş'e bende katılıyorum.
Japonlar, ”bir dairesel alan içinde iki rakibin birbirlerini daire dışına atma ya da yere devirme” kuralına dayalı geleneksel sporlarını bütün Dünya’ya tanıtmışlar.
Biz Türk-İslam Geleneğinin en önemli sporu, yani “Yağlı pehlivan Güreşlerini” Kırkpınar’ın dışına taşıyamamışız.
Bizim güreşlerimizde, müzik, şiir, edebiyat, saygı, çırak, usta… Daha bir çok güzel davranış var. Hiçbirini geliştirememişiz.
Gittikçe de zayıflatmışız.
Gidin güreşleri izleyin, her hangi bir yerde görürsünüz.
En güzel güreşler minikler ve küçük boylarda olur.
Başpehlivanların güreşleri çok fazla ilgi görmez.
Büyük boylarda kıran kırana güreş olmaz.
Pehlivanlar arasında gruplaşmalar vardır. Birinci olacakta çoğunlukla bellidir. Baş pehlivanlar usuleten çıkarlar meydana. Horoz döğüşü yapanlar bile vardır.
Yani başpehlivan olacak olan bellidir.
Bu nedenle başa yapılan güreşler yavandır ve tatsızdır.
*
Kırsal kesimde bütün yaşlılar sever güreşleri. Şimdiki gençlerin fazla ilgisi yoktur güreşlerle.
Gençlerin çoğunluğu futbola takmıştır kafayı.
Son yıllarda güreşlerde, Antalya ilimiz atak yapmıştır.
Kocaeli, İzmit yöresi, Balıkesir, Manisa, Çanakkale’de ilgilidir güreşlerle. Samsun ve çevresi de etkilidir ata sporumuzla.
Bir bahar sezonunda, 500’e yakın yerde değişik tarihlerde güreşler düzenlenirmiş.
Kurtdere Güreşleri, Lâpseki Güreşleri, Edremit Güreşleri, Gönen Güreşleri gibi.
Yurdumuzda baharın başlangıcı ile birlikte başlar güreşler. Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerindeki güreşlerde güreşerek Kırkpınar’a hazırlanır pehlivanlar.
*
Köy kahvelerinde birisi, bir başlasın pehlivan hikâyelerine. Dinleyen sayısı artar. Kimisi yapacağı işi de unutur.
Bir kadın gelip köy kahvesinin kapısına dayanabilir. Sinirli bir sesle bir kadın;
“İsmil bak bakam, Yaya Dayın vamı gavede. İneklere bakılcek. Mandıri süt dökülcek. Halen gelmedi. Boyu devrilsin inşallah. Gurşuna gelmiyesice, bulduya benim gibi gari. Adı batsın inşallah” diye avazı çıktığı kadar bağırabilir.
Böylece kündeyi yemiştir Yaya Dayı.
Birisi;
“Ule Yaya(Yahya) bi da izin almadan gelme len gavi. Hadi yaylan!” diyebilir.
En gülünç olanı da bir çocuğun kahvenin kapısından içeri bakıp;
“Bubaaaa anam seni ünnüyo!”
..!!??
O zaman göreceksiniz siz yaygarayı.
*
Bu yılki güreşleri televizyondan izledim.
Finale kalan dört başpehlivanı.
Güreşler sırasında yapılan söyleşilere vatandaş küfür ediyor.
En iyi görüntü TRT 3’teydi. Söyleşi yapılırken güreşler gösterilmeye devam ediyordu. Bu durumdan rahatsız olan yoktu.
Yarı finalde, Mehmet Yeşilyeşil ile Sermest Bulut, Ali gürbüz ile Güngör Ekin güreştiler.
Güreşler karşılıklı itişmelerle geçti. Puanlamada ayaklara kırmızı mavi kurdeleler bağlandı. Mehmet iki defa arkaya dolandı. İki puan aldı. Galip.
Al Gürbüz iki defa arkaya dolandı. İki puan kaptı. Galip
Bu nasıl güreş? Garnı yukarı gelen, künde yiyen yok.
Gelelim finale.
Mehmet ile Ali kapıştılar. İtele babam itele. Ali ötele. Mehmet kaktır. Hiç birbirlerini alta almadılar, yıkmadılar. İtiş kakış. Sıra puanlamada. Yine sonuç yok.
İhtarlar. Sarı kartlar.
Son tur. İlk puanı alan başpehlivan olur.
Sinir savaşı. Bir iki heyecanlı ataklar.
Mehmet Yeşilyeşil, nasılsa getirdi bir oyuna Ali’yi. Yakaladı paçadan, geçiverdi arkasına. Güreş bitti.
Ali’nin göbeği Güneşi görmedi.( Ali babası rahmetli “Recep Gürbüz” gibi. Teknik. Fizik olarakta pehlivan. Geleceğin başpehlivanı. Antalyalılar gelecek yıllarda, Kırpınar’da rakip tanımayacaklar.)
Puanlama oldu canım.
Güreşe yeni kurallar getirmişiz.
Güreşlerin içine etmişiz.
Aslında güreşte yenmek kuralı nedir?
Rakibin sırtını yere yapıştırmak. Ya da künde atmak. Değişmez kural bu olmalı.
Böyle bir şey yok artık.
Arkaya geçen galip.
Gelsin kemer.
Gelsin sıfır otomobil.
Gelsin paralar…
Kısacası;
Pehlivannnnn! Pehlivannnnn!
“Alta geldim diye üzülme.
Üste çıktım diye sevinme”
Arkaya geç ulen arkayaaaaaaa!
Arkaya dedim ya ulen!