Sünniciler / Aleviler… Laikçiler / Başörtüsücüler…Türk’çüler / Kürtçüler.. / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '10

 
Kategori
Siyaset
 

Sünniciler / Aleviler… Laikçiler / Başörtüsücüler…Türk’çüler / Kürtçüler..

Sünniciler / Aleviler… Laikçiler / Başörtüsücüler…Türk’çüler / Kürtçüler..
 

Başlığa aldığımız konular asıl tartışmamız gereken ama sırf o önemli tartışmaların üzerini örtmek, halktan saklamak adına ortaya atılmış konulardır.

Peki bu konular hiç sorun değimlidir? Evet, sorundur ama önce genelin refahını üst düzeye çıkaracak sorunlara ülkenin tamamını ilgilendiren sorunlara çare bulunmalıdır. Daha sonra bu konulara da elbette sıra gelecektir.

Sekiz yıldır AKP iktidardadır. Bu haktan hukuktan bahseden partimiz hiçte hakkı olmadığı kadar sandalye ile mecliste temsil ediliyor ve bunu düzeltmek şöyle dursun, nasıl daha yükseğe çıkarırım çabasında. Her gün mecliste bu haksız diziliş sergilenirken, özellikle muhalefet partilerinin taraftarları bu iktidara nasıl güvensin?

Başlığa aldığımız sorunların en büyük kaynaklarından biride bizatihi AKP dir.

Sünniciler / Aleviler konusuna bakarsak, koyu Sünni inanca sahip AKP zihniyetinin Aleviliği yok saydığını görüyoruz. Ülkedeki çok küçük azınlıklara karşı bile hoşgörü ve koruma kalkanları inşa eden iktidarın Alevilere karşı tutumu ikiyüzlülüktür. Kendilerinin bir azınlık hakları cenneti olan Osmanlı geleneğinden geldiklerini öğünerek söylüyorlar ama Alevilerin sorunlarına herhangi bir kalıcı çözüm getirmek gibi bir düşünceleri yok. Belki de var, eğer Alevileri toptan Sünnileştirme çabalarına çözüm denirse. 12 Eylülle hesaplaşma derdinde olduklarını iddia edenler için güzel bir fırsattır alevi sorunu. Eğer siz gerçekten aleviler hakkında bir şeyler yapmak istiyorsanız işiniz kolay. Hiç konuyu eğip bükmeye, oraya buraya çekmeye gerek yok. Olay son derece basittir.

1) Bir 12 Eylül ürünü olan mecburi din dersini kaldırın.

2) Ya diyaneti toptan kaldırıp dini gönüllü yapılan bir durum haline getirin veya alevi inancına sahip olanların cem evlerini Sünni inancına sahip olanların camileri ile aynı statüye getirin.

Aleviler iktidardan öyle çok bir şey istemiyor. Sadece istedikleri adalet. Ama iktidar her meselede uyguladığı taktiği uygulayarak meseleyi dallandırıp budaklandırıyor. Sorun yumağı haline getiriyor. Sonrada çözemiyorum diye ağlaşıyor. Halk olmaktan çıkarıp taba seviyesine indirdikleri ve çıkar odakları dışında da kimseyi inandıramıyor. Bu durumdan dolayı suçun tamamını başkalarına yüklemek sanırım iktidar için kurtuluş olmaktan uzak olacaktır.

İktidar en önce karar vermelidir. Mecliste ilk gün ettikleri yemine bağlı kalacaklar mı, yoksa anayasanın arkasından dolaşıp, oldubittilerle mi ülkeyi yönetecekler. İlk gün ettikleri yeminde laikliğe sadık kalacaklarını beyan ettiler. Ama o dakikadan itibaren laiklik ilkesini yok etmeye çalıştılar. Açılan bir kapatma davasından sonra taktik de değişti. Laikliğin arkasından dolaşmaya içini boşaltmaya başladılar. Bu amaçla da taba nın kadınlarını kullanmaya başladılar. Kadınların ve kızlarımızın başına bağladıkları dini ve siyasi görüşü simgeleyen bez parçasına başörtüsü diyerek anamızın, eşimizin başörtüsüne de hakaret ettiler. Herkes istediği gibi giyinmekte özgürdür. Ancak kanun, dini veya siyasi simgeleri içeren giyisi ve takılarla resmi ve yarı resmi kuruluşlara girilmez diyor. İlla ki laiklik örselenecek ya, yoktan icat ettikleri sorunla kadınları da kendi çarpık emellerine alet ettiler. Bu dini ve siyasi obje olan türbandan ısrarla “başörtüsü” diye bahsedip, ona meşruiyet kazandırmaya çalışmaları bu yüzdendir. Yoktan bir sorun icat edilmiş, dallandırılıp budaklandırılmış, nerede ise çözümsüz bir hale getirilmiştir. AKP iktidarı öncesi üniversite önlerinde, cami çıkışlarında yapılan eylemleri hatırlıyoruz. AKP iktidarı ile bıçak gibi kesildi. Ne oldu, sorun çözüldü mü? Sırf bu olay bile AKP zihniyetinin bu sorunu çözmek yerine sıkıştıkça kullanmak için bir köşede beklettiğini gösteriyor. Nasıl olsa istendiğinde taba nın kadınları hazır. Bu konuda üniter devlet için son derece tehlikeli olan azınlıkların harekete geçtiğini, misyonerlik faaliyetlerinin ivme kazandığını görüyoruz. İşte o türban, yabancılara verilen tavizlerin üzerini örtmekte başarı ile kullanılıyor.

BOB projesi çerçevesinde yaratılmak istenen Kürt sorunu her seferinde duvara çarparak iktidar ve tabi olduğu çerçeveyi üzüyor. Nedir Kürt sorunu? En acil olarak Kürtler ne istiyor Bu konuda yapılan tarafsız anketler gösteriyor ki, Kürt halkı öncelikle iş, aş, eğitim, güvence istiyor. Yani bazı aklı evvellerin dediği gibi ana sorun kimlik, özerklik, falan değil. Kaldı ki, Kürt halkı biliyor ki özerk de olsa, hatta ayrı bir devlette olsa onu yönetenler değişmeyecektir. Kölelik, marabalık, ortadan kalkmadıkça sorunlarının bitmeyeceğini bildiklerini anketlere satır aralarında verdikleri yanıtlarla belli ediyorlar. Ağa baskısı daha açık konuşmalarını engelliyor. Büyük şehirlerde yaşayan Kürtlerin öncelikleri bambaşka. Onlar aynı şehirde yaşayan diğer insanlar ne istiyorsa onu istiyorlar. İsteklerini almalarına kimse engel olmuyor. Alıyorlar da. Ülkemde Cumhurbaşkanlığına kadar yükselmiş Kürt kökenlilerin olduğu da bunu teyit ediyor.

O zaman yaratılan bu fırtınanın sebebi ne? Neden olmayan sorunlar üretilmesi bu kadar revaçta bir iş?

Düşündükçe, emperyalistlerin plan ve amaçları iyi incelendikçe, Kürt açılımı diye başlayıp, milli birlik projesi diye adlandırılan projenin de, BOB projesinin bir parçası, bu çerçevede PKK ile anlaşma yapmaktan başka bir şey öngörmediği ortaya çıkıyor.

Bütün bunlar şunu anlatıyor. İktidar olabilirsiniz. Ama bazı şeyler için iktidar dışı kesimlerinde desteği gerekiyor. İktidar dışı kesimin desteklemediği o sizi aşan projelerde ısrarcı olmak ülkeyi daha kesin çizgilerle bölmek ve kardeşi kardeşe düşman etmekten başka bir işe yaramıyor.

Bizim yaşta olup da biraz çevresi ile ilgilenenler bilirler. Bu filimin ilk versiyonlarını biz gördük. Çok kötü idi. Kan ve gözyaşından başka bir şey yoktu. O yüzden de yeni versiyonları istemiyoruz.

İzmir, 2010-11-20

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..