- Kategori
- Spor
Süper Bir Maç Olacak

Yine büyük bir hafta, yine dev bir karşılaşma...
Maçın sadece adı bile önemini fazlasıyla belirtiyor.
Bu sezon iki takım da birbirlerine çok benzer durumdalar. Maç öncesi topladıkları puanların aynı olması bir tarafa ligin en iyi iki kadrosu olmasına karşın ellerindeki potansiyeli sezon boyunca her maçta sahaya yansıtamamış olmaları en büyük ortak yanları.
"Kapalı kutu" tabiri genellikle Avrupa kupalarında eşleştiğimiz ancak kendisi hakkında fazla bilgiye sahip olmadığımız takımlar için kullanılır ancak Galatasaray'ın da Fenerbahçe'nin de bu sezon hangi maçta ne yapacağı bilinmeyen birer muamma oldukları düşünüldüğünde bu ifadenin derbi mücadelesine çıkacak takımlarımız için de kullanılması hiç yanlış olmaz. Dolayısıyla maçın sonucunun nasıl şekilleneceğini kestirmek zor ancak bu maçla ilgili düşüncem şudur ki: mücadele ve güzel futbolun üst seviyede olacağı mükemmel bir maç izleyeceğiz. Zira bu karşılaşmada elde edilecek 3 puan iki takım için de tüm sezonun üzüntülerini bir anda yok edebilir ve geriye kalan haftalar için büyük bir motivasyon kaynağı olabilir. Nitekim iki takımın da pazar günkü derbi için tek düşünceleri galibiyet ve beraberlik kimseyi mutlu etmeyecektir. Diğer taraftan iki takımda da ortaya güzel bir oyun koymak için gereken potansiyel fazlasıyla var bu suskun silahların konuşması için bundan daha iyi bir fırsat olamaz.
Teknikler Taktikler
İki takımın da teknik kapasitelerinin yüksek olduğu ortada ve bu mevcudu sahaya yansıtmak için var güçleriyle mücadele edecekler gibi görünüyor. Sarı kırmızılıların saha ve seyirci avantajına karşılık konuk takım da rakibi karşısına başarılı bir derbi karnesi ile çıkacak. Dolayısıyla tıpkı maç öncesi puanları gibi iki takımın avantaj kartları da eşit durumda.
Galatasaray'da sorunlu Lincoln büyük olasılıkla sahada olacak; tabi Kewell, Baros ve Arda da. Mahşerin bu dört atlısını sahada görmek bir taraftan Galatasaraylıları memnun ederken diğer taraftan bu futbolcuların Kadıköy'deki ilk maçta de oynamış olmaları Galatasaray adına düşündürücü bir nokta. Zira bu şekilde süper bir hücum gücüne sahip olurken takım savunması rakibe pozisyon vermekte de bir hayli başarılı oluyor! Bu nedenle en azından maça başlarken Kewell ya da Lincoln'ün kenarda oturması ve bu futbolculara oranla daha fazla koşan ve rakibe baskı uygulayabilecek isimlerle -mesela Mehmet Topal- maça başlanması daha yerinde olacaktır.
Fenerbahçe cephesinde ise kaptan Alex'in oynayıp oynamayacağı hala belirsiz ancak yine ilk maçı hatırladığımızda Brezilyalı oyuncunun bu maçta görev almadığını ve sarı lacivertlilerin sahadan farklı bir galibiyetle ayrıldığını biliyoruz. Alex oynamadığı taktirde Aragones'in iki seçeneği var; Semih ve Güiza ikilisini sahada tutmak ya da yine tek santraforlu sisteme devam edip orta alana Josico'yu monte etmek. Bu seçeneklerden makul ve mantıklı olanı tek santrafor sistemine devam etmek gibi görünse de gerek Josico'nun formsuzluğu gerekse Semih'in hırsı düşünüldüğünde yapılması gerekenin tıpkı geçen hafta olduğu gibi biri biraz daha arkada olmak üzere iki santraforla sahaya çıkmak olacaktır.
Diğer taraftan Semih'in bir diğer özelliği bu oyuncunun tıpkı rakibi Arda gibi takımlarının itici gücü ve pes etmeyen savaşçısı olacak olmasıdır. Belki bugün Kewell yine tutuk bir maç çıkaracak ya da Deivid yine sahada hayalet gibi gezecektir ama Semih ile Arda ikilisi takımları için sonuna kadar mücadele edecek ve onların takım arkadaşlarından gördükleri destek derecesi maçın sonucunu tayin edecektir.Neticede beraberliğin iki tarafa da yaramadığı maçta iki takım da önce kaybetmemeyi düşünecek olsa da erken gelecek gol bombanın fitilini ateşleyecek bir kıvılcım olabilir.
Mücadelesi, heyecanı ve seyir zevki yüksek, pozisyonlar değerlendirilirse golleri fazla ve neticede seyir zevki yüksek bir derbi bizleri bekliyor. Temennimiz elbette aynı; centilmenlik (özellikle 19 Mayıs 2008'deki maç düşünüldüğünde) asla yok olmasın ve puanlar daha iyi oynayanın olsun.