- Kategori
- Kültür Turizmi
Suriye’nin turistik kenti.
Suriye’nin turistik kenti; Hama’dayız. Şehrin tarihi, M.Ö. 5000 yıllarına kadar dayanıyor. Hama şehrinin ortasından Asi Nehri (Oronto) geçiyor ve Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde anlatıldığına göre nehrin “Asi” adını almasının oldukça ilginç bir hikayesi var.
Evliya Çelebiye göre, Hz. Muhammed (s.a.v) zamanında Hama susuz bir şehirdir ve Yahudi’nin biri Nil nehrinden su getirerek Hama’nın verimli topraklarını değerlendirmek ister. Nil’den dört şişe su alır, bir efsun okuyarak Hama yolunu tutar. Yahudi tam şehre varmak üzereyken Peygamberimiz bu durumdan haberdar olur ve Hz. Ali’ye “Yetiş ya Ali!” diye seslenir. Hz. Ali Düldül isimli atına binerek Yahudi’nin peşine düşer ve onu öldürür. O sırada bir de bakar ki nehir ters akmakta. “Bütün nehirler hak huzuruna varıp kıbleye doğru akarken sen neden batıya doğru akarsın. Dön geri, asilerden oldun” deyince, nehir Allah’ın izniyle dile gelip şöyle der: “Ya Ali! Allah’ın emriyle Humus, Hama nice şehirleri sulayarak Habib-i Neccar’ı da ziyaret ettikten sonra kıbleye doğru akayım” der. Hz. Ali “Dön geriye ey ‘asi nehir’. Yoksa seni keskin kılıcımla ikiye bölerim” deyince nehir “Eğer bana vurursan, bir parçamdan kan bir parçamdan irin aksın. Ve kıyamet gününe kadar Allah’ın kulları benden fayda ummasın” cevabını verir. Hz. Ali o zaman “Senin adın Asi olsun. Senden içen şifa bulsun” diye dua eder. Evliya Çelebi Asi Nehri’nin ismini işte bu hikayeden aldığını belirtir.
Asi Nehri, üzerinde bulunan su dolaplarıyla ünlüdür. Bu yüzden Hama, “Medinetün Nevair” (Su dolabı şehri) diye de bilinir. Bu dolaplar, Anadolu’da bulunan su değirmenlerine benzemiyor. Romalılar tarafından tarım amacıyla kullanılmak için yapılmış. Toplam yüze yakın dolaptan sadece 17 tanesi günümüze kadar ayakta kalmayı başarmış. En az 1500 yıllık tarihi olan dolaplardan her birinin ayrı bir ismi var ve isimlerini dönerken çıkardıkları sesten aldıkları söyleniyor. Bunlardan biri olan “Ya Muhammed” adlı dolabın hikayesi yine Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde şöyle geçiyor: Asi Nehri üzerine bir türlü döndürülemeyen bir dolap vardır. Dolaba, “Hz. Adem’i seversen dön, Ulu’l azm peygamberi seversen dön…” denir ama dolabın dönmesini sağlamayı başaramazlar. En sonunda “Son peygamber Hz. Muhammed’in (s.a.v) hakkı için dön!” denince dolap birdenbire dönmeye başlar ve “Ya Muhammed!” sesiyle yeri göğü inletir.
Asi Nehri’nin sularına kavuşunca dönmeye başlayan su dolaplarının başlıca görevi, suyu 16 metre derinlikten alarak su kemerlerine ulaştırmaktır. Bu şekilde şehrin su ihtiyacını karşıladığı gibi halkın verimli topraklarını sulayarak lezzetli meyve ve sebzelerin hayat suyunun taşıyıcısı olur. Şimdilerde herhangi bir işlevi bulunmayan bu dolaplar yalnızca turistik amaçla ayakta tutulmaya çalışılıyor.
“Benim adım dertli dolap”
“Ya Muhammed” isimli dolabın karşısındaki restoranda çaylarımızı yudumlarken, gecenin sessiz karanlığında dertli dolabın sesine kulak veriyoruz. İnim inim inleyen, gıcırtısından hüzün okunan sesinden zamanın yükünü duyar gibi oluyoruz. 1500 yılın yükünü omuzlayan bu dolapların hüznünü iniltilerinden dinleyebilirsiniz.
Hama’nın acı dolu hatırasını dinliyoruz yol arkadaşlarımızdan biri anlatıyor. 1982 yılında Hafız Esad’ın kardeşi, zamanın genelkurmay başkanı ile birlikte bir şubat gecesinde Hama’yı havadan ve karadan topa tutar. Hamalılar neye uğradıklarını şaşırır. Saldırıya katılmak istemeyen askerler idam edilir. Şehir adeta harabeye döner. Herhaldedertli dertli inleyen bu dolap belki de bu gerçekleri gördüğü için hala ağlamaktadır.
Hama şehrinin yürekleri sızlatan hikayesini dinledikten sonra “Ya Muhammed” adlı su dolabının karşısında biz çayımızı yudumlarken, parıl parıl parlayan ay gecenin karanlığında gözlerimizi aydınlatıyor. Manzara hayranlık verici… Asi Nehri’nin suları, yüz yıllardır birbirine yarenlik eden ay ve dertli dolap için şiirler söyler gibi şırıl şırıl akıyor. Ay, parıldayan vefakar yüzüyle dertli dolabın inlemelerini, hatıralarını sabırla dinlerken kim bilir 1500 yıldır hangi derdin hicranını yaşıyor?