Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

13 Nisan '16

 
Kategori
Kültürler
 

Süryaniler

Süryaniler
 

Karikatür: Mehmet Tevlim


                               “ Geçmişi inkâr edenin geleceği olamaz” Süryani Atasözü

     Didim ilçemizde, bir inşaat firmasının Altınkum sahiline onbir katlı bir gökdelen dikmesine yönelik, Didim Belediyesinin ve çevreci kuruluşların karşı duruşları devam ederken, ilgili şirketin Mezopotamya ve Anadolu uygarlığının çok önemli temsilcileri olan Süryanilerin bu inşaattan daire almış olduklarını öne sürerek, bu karşı duruşun Süryanilere karşı ayrımcılık olduğunu belirtmeleri, tam anlamıyla konuyu çarpıtmaktan başka bir şey değildir… Bu tavırdan öncelikle Süryanilerin rahatsız olduğunu düşünüyorum. Didim Belediyemizin ve çevreci kuruluşların ayrımcılığa karşı duruşlarını zaten biliyoruz…

Bu çıkar ilişkisinde Süryanilerin kullanılması haksız bir davranıştır. Didim’i tercih ederek, Didim’den konut edinmek isteyen bu toprakların kadim topluluklarından Süryanilerin varlığı Didimlileri güçlendirir ve sevindirir… Sorun Süryaniler değil, inşaatın Didim İmar planlarına uyup uymadığıdır…

     Bu vesile ile isterseniz Mezopotamya uygarlığının köklü temsilcileri olan Süryanileri kısaca tanımaya çalışalım…

Süryanilerle tanışıklığım ve ilgim Mardin ilimizin –şimdilerde Şırnak iline bağlı- İdil ilçemizde öğretmen olarak görev yapmamdan ve biraz da felsefeye bulaşmamdan kaynaklıyor…

Tüm bunların da bir öncesi var.  Altmışlı yılların ortasında Hakkâri ilimizin bir dağ köyünde öğretmenliğe başlayan Ferid Edgü’nün, “O” diğer adıyla “Hakkâri’de Bir Mevsim” romanını ilgiyle okumuştum ve roman beni çok etkilemişti. Hakkâri merkezde eski kitaplar satan Süryani sahaf ile öğretmenin ilginç diyalogları da beni etkilemişti…

Yetmişli yılların sonlarına doğru, altı yıllık öğretmenken, asker öğretmen olarak tayinim Mardin ilimizin İdil ilçesine çıkmıştı. Şimdilerde çok sıkıntılı bir dönem yaşayan İdil ilçemizin tarihsel gizemi, hoşgörü kültürü o zamanlar beni çok etkilemişti… İdil eski adıyla Hazak’ın ünlü Meryem Ana Kilisesini Süryani öğretmen arkadaşımla gezdiğimde çok etkilenmiştim.

Öğretmenlik yaptığım yer, İdil ilimize uzak bir nahiye –bucak- idi. Hafta sonlarında çevre köyleri gezme olanağımızda oluyordu. Bir gün öğretmen arkadaşlarla birlikte Süryani Kültürünün en yoğun olarak yaşandığı Öğündük Köyüne –Süryanice adı Midun- gitmiştik. Öğretmenlik yaptığım nahiyede elektrik ve su yokken bu köyde elektrik ve su vardı ve köy oldukça temizdi.  Köyün kilisesini gezdik, papazıyla konuştuk… Kültürel dokularını koruduklarını, dini inançlarını o zamanlar özgürce yaşadıklarını gördüm…

Mezopotamya uygarlığının devamı olan Suriye, Lübnan, Irak ve Türkiye’de yaşayan Süryaniler dönem dönem yaşadıkları coğrafyalarda çeşitli baskılara maruz kalmışlardır… Önemli bir bölümü bu yüzden Avrupa ülkelerine göç etmiştir… İngilizce’de Suriye için kullanılan “Syrian’n”  sözcüğü de Süryanilerin yaşadığı yer anlamındadır… Süryanilerin Mezopotamya’nın en köklü kültürü olan Asurlular- Asurîlere- dayandığını söyleyenler olduğu gibi Aramilere, Keldanilere dayandığını söyleyenler de var…  Mardin ilimiz de tarihsel süreçler içinde Süryaniler için önemli bir yerleşim yeriydi. Süryaniler, bu bölgemizde bağcılığın, şarap üretiminin, gümüş işçiliğinin de(telkari) önemli temsilcileri olmuşlardır… Süryaniler taş işçiliğinde de önemli bir yere sahiptirler… Midyat İlçemizdeki Mor Gabriel Manastırı – Deyrulumur- Rahiplerin Meskeni- buna bir örnektir…

     Gelelim Süryanilerin Felsefe ile olan ilişkilerine:  

Büyük İskender’in(MÖ 356- 323) doğu seferinden sonra Süryaniler Yunan Kültürü ve diliyle tanışmışlardır… Aristoteles Mantığını Yunancadan Süryaniceye çevirmişlerdir. Süreç içinde de Süryaniceden Arapçaya çevirmişlerdir… Süryaniler mantık ve felsefeyi dinsel amaçlı olarak okullarında kullanmışlardır.  Urfa’da(Edessa), Nusaybin’de(Nisibis), Antakya’da bu yönde okullar kurmuşlar. Bu okullarda önemli mantıkçılar yetişmiştir… Kısacası İslam coğrafyasını mantıkla-felsefeyle Süryaniler tanıştırmıştır…

     Bu yazıyı yazmaya başladıktan sonra kitaplığımda bulunan  – Akdoğan Özkan’ın hazırladığı “Kardeş Bayramlar” kitabına göz gezdirirken, ülkemizin bir kültürel zenginliği ve çeşitliliği olarak Süryani Bayramlarının da önemli bir yer tuttuğunu gördüm.  Bu Bayramları ve kutlamaları yazar Akdoğan Özkan detaylarıyla, resimleriyle, tarihleriyle birlikte sunmuş. Ben sadece bu bayram ve kutlamaların adlarını aldım…

Ninova Orucu: (Yunus Peygamberi hatırlamak ve anmak için)

Hano Kritho: Yumurtalı ve kavurmalı bulgurla girilen büyük oruç

Suboro: Hz İsa’nın dünyaya geleceğini müjdeleyen “müjde yortusu”

Hamşo Droze: Hz. İsa’nın öğrencilerinin ayaklarını yıkadığı gün

Akitu: “Senenin Gelini” olarak bilinen 1 Nisan Bahar Bayramı

Zkifutho: “Çile Haftası”nın son günü

İdo Dakyomtö: “Büyük Kıyam”bayramı

Suloko: Göğe yükselişi temsilen ağaçlara tırmanılan gün”

Ruşeş: Kutsal Ruhun Hz. İsa’nın elçilerine indiği gün

Şahro dMor Gabriyel: Mucizeleriyle bilinen bir Süryani Azize adanmış gün

İdo dMavlodö: Süryanilerin Noel yortusu

Maeltö: Hz. İsa’nın Kudüs’teki mabede sunuluş

***

     Ülkemizin renkli kültür demetinin içinde yer alan Süryanilerin, Didim ilçemizi tercih etmelerinden mutluluk duyarız. Didim Belediyemizin de ayrımcı bir anlayışta olmadığını zaten biliyoruz. Yargıya da intikal eden inşaat sorunları yüzünden Süryanilerin kullanılarak duygusal bir sömürünün içine girilmesini de doğru bulmuyorum…

 

 

 
Toplam blog
: 1410
: 1053
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara