- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Sus da motorun soğusun

Söz gümüşse sükut altındır
Konuşmak insanlara bahşedilmiş en güzel armağan, İnsanı ne memnun eder ki sevilen kişiden duyulan güzel sözler kadar,
Hani bazen olur ya sözün bittiği yere gelirsin yada sen öyle sanırsın oysa güzel Türkçemizde o anda durumu tanımlayacak ne kadar çok kelime var.
Yeterince okumuyoruz okumadığımız için de anlatamıyoruz. Toplum olarak böyleyiz galiba. Yine de ben özeleştiri yapmayı tercih ediyorum. hani derler ya iğneyi kendine batır, çuvaldızı başkasına...
Ben denedim bakın neler çıktı sonunda
Oğlumla birlikte mevsim değişikliği nedeniyle dolabını yeniden düzenliyoruz. Bu arada artık kendisine küçük gelen yada yıpranmış giyecekleri de ayırıyoruz sohbetimiz sırasında tam hatırlayamadığım bir sözü üzerine
güzel Türkçemizde böyle bir kelime varmı oğlum ? dedim.
''Eğer sopsolmuş diye bir kelime varsa buda vardır anneciğim ''dedi
''Aaaaa ben mi söyledim? yanlışlık olmuştur'' dedim.
Kabahati gelin etmişler alan çıkmamış derler . Neyse onu da inandıramadım zaten.
Teknolojik gelişmeler de farkında olmasakta hayatımızı, konuşmamızı, herşeyimizi değiştiriyor. MSN' in sayesinde artık sesli harfleri kullanmayışımız yada gereksiz kısaltmalarımız gibi.
Oğlum yeni bir oyun almış.''Nerden buldun bunu?'' diyorum .
''Ark.dan aldım anne diyor''.
''Ark. da ne? ''diyorum.
'' Off anne arkadaşım yanii ''.
''Hıııı, iyi 'diyorum.
''Anne sınavdan iyi not alırsam birlikte bovlinge gidecek miyiz' diyor.
Bende ona ''İnş.'' (İnşallah) diyorum.
Birlikte gülüyoruz.
Bir de yabancı dil hevesiyle dejenere ettiğimiz kelimeler var '' herhalde'' diyeceğimiz yerde ''herıld yani''dediğimiz yada evet yerine okey kelimesini kullandığımız gibi. Belki bir çoğumuz espiri olarak kullanıyoruz ama o
kelimeler sinsice girip dilimize yerleşiyorlar
Yine , Atari Oyunlarının hayatımıza ilk girdiği yıllar Eşimle çok hevesliyiz. Gece yarılarına kadar araba yarışı yapıyoruz.
O döneme rastlayan bir gün eşimle Eskişehir'e gidiyoruz.
Yolda bir araç hatalı sollama yapıyor. Yaptığını oda çok geç fark ediyor. Onun da, bizim de kaçacak pek bir yerimiz yok . O kaçın dercesine kornaya basıyor. Biz, sen ne halt ettin dercesine kornaya basıyoruz. Yanımızdaki
otobüs kornaya basıyor. Bir gürültü bir Kıyamet. Heyecan ve korku içinde ölümün soğuk nefesini ilk defa bu kadar yakından hissediyorum.
Tam vurdu, vuracak derken üç araba yanyana kıl payı denecek şekilde geçiyoruz. Dehşet içinde korkmuş gözlerle eşime dönüyorum
''Az kalsın GAME OVER oluyorduk ''diyorum.
Bir çok kişi çok konuşmanın marifet olduğunu , bunun bilgiyi göstermek için iyi bir yol olduğunu sanır. Okul yıllarımızdan hatırlarım resmi törenlerde kürsüye gelen hocamızın eline bakarak. ''Allah, çocuklar hocanın elindeki
kağıtları gördünüz mü ? Nereden baksanız on sayfa var, akşama kadar bitmez bu muhabbet ''dediğimizi belki önemli bir gündür ama bir sürü laf kalabalığı içinde, can sıkıntısıyla ve saatlerce ayakta durmanın verdiği yorgunlukla ehemmiyeti kavranamadan bitmiştir.
Karşımızdakine bilgimizi ıspatlamanın yolu çok konuşmaktan mı geçer. Yoksa lafı dolandırmadan, üzmeden, sıkmadan en can alıcı kelimeleri seçerek en sade biçimiyle mi anlatılmalıdır?
Kullandığımız kelimelerden başka telaffuz da çok önemli . Ağzını yayarak konuşan gençleri , bunları uyarmayan aileleri ve eğitimcileri kınıyorum.
Özellikle yerel radyo yöneticilerinden rica ediyorum. Birlikte çalıştıkları arkadaşlarının diksiyonlarına dikkat etsinler. Sabah işe giderken radyo dinlediğim sırada anlatacak hiç bir şeyi olmadığı halde sürekli konuşan ve
türkçeyi katleden bir sürü arkadaşın olduğunu duyuyorum, o kadar çok ve boş konuşuyorlar ki hani sus da motorun soğusun derler ya , (bu da argoya örnek olsun)eh öyle işte ...
Ne o bu ne perhiz bu ne lahana turşusumu diyeceksiniz ?
Yok vallahi tabiri caiz oldu da söyledim
Ne var ki bazıları çitf motorlu birini soğuturken diğerini kullanıyorlar
İşte o zaman hemen kanalı değiştirerek müzik dinlemeyi tercih ediyorum