- Kategori
- Gündelik Yaşam
Susmalı bazen...

Ne büyük hata... Söylediklerinin tam olarak, aklından geçtiği gibi, içinden geçtiği gibi algılanmasını beklemek. Ne büyük hata insanların seni tanıdıklarını varsayarak, çok da üzerinde durmadan, gönül rahatlığıyla sözcükleri sıralamak...
Düşünmek gerekir konuşmadan önce. Karşıdakinin beyninin içine girmek gerekir eğer becerebilirsen. Derler ya "Söylediklerin, ancak karşındakinin anladığı kadardır." diye. Olan budur çoğu zaman...Sen bir cümle kurarsın karşıdaki onu duyar ama farklı yorumlar. Ağzından çıktığı vakit o kelimeler onun beyninin süzgecinden geçer de öyle yansır aynasına. Senin söylediğinden bambaşka biçimde, tamamen senden bağımsız, sanki senin dudaklarından dökülmemiş gibi.
Suçlu ilan edilebilirsin en masum kelimelerinde. Düşüncesiz ilan edilebilirsin en incelikli sözünle. Aptal ilan edilebilirsin en zekice edilmiş laflarınla... Gül olarak atılan sözler kurşun olarak algılanır belki de... Biri seni yanlış anlamak için kurmuşsa beynini, en doğru sözcükleri bulmanın anlamı nedir ki? Neye yarar çaban, emeğin, sözcüklerin...
Bu yüzden bazen susmalı insan. Hele de yanlış anlaşılacağını biliyorsa, karşı beyinde kenar çizgileri çok kuvvetli çizilmişse, o sınırın dışında laf etmişse bilmeli ki sözcükleri o sınırların içine mutlaka tıkıştırılacaktır. Tıkış tıkış kelimeler içinden ise en doğrusunu seçip çıkarmak, senin kelimelerinle, o beynin içinde sana ait olduğu varsayılan kelimeleri karıştırmadan çekip çıkarmak ise bir hayaldir. Üzerinde çok düşünmeden konuşmamalı bu yüzden de... Susmalı...
RESİM: Elizabeth Nuti