- Kategori
- Psikoloji
Susuyorum artık…

alıntı
İnsan ne çekiyorsa şu dilinden çekiyor.Söz ağızdan çıkıyor bir kere ama sonra gel de toparla o sözün arkasında sürüklediklerini.
İnsanoğlu hiç duramıyoruz ne eserse aklımıza çıkıyor dilimizden işte.Kimi zaman kırıcı,kimi zaman kindar,kimi zaman sırf komik diye her şeyi söylemek…onları söyledikten sonra düşününce dank ediyor kafamıza ama söz ağızdan çıkmış oluyor bir kere.
Bir öğretmenim derdi ki ‘söz ağızdan çıkana kadar senin kölen,ağızdan çıkınca sen onun kölesisin…’’Ne de doğru lafmış on beş on altı yaşında pekte bu kadar mantıklı gözükmemişti bu lafı duymak bana.
Hani iki kişinin bildiği sır değildir derler ya biz dertleşmeyi başkalarıyla sırlarımızı paylaşmayı çok özel saymıyoruz sanırım ki sır dediklerimizi iki kişi arasında özel hale getiriyoruz.Böyle yapınca da sır diye bir şey kalmıyor ortada.
İnsan bir sırrı ya da ne derdi varsa önce bir odaya çekilip kendisi ile sesli sesli konuşmalı belki de birkaç saat.Çünkü o birkaç saat sonrasında daha sakin ve ilk anki kadar olay heyecanı kalmadan düşünebiliyor.Hal böyle olunca da sırrının sadece kendinde kalabileceğini daha mantıklı düşünebiliyor ve kendine sakladığı her ne ise içinden çıkmanın bir yolu bulabildiği gibi sadece yaptıklarından ve düşündüklerinden kendisi sorumlu oluyor.
Aslında ne anne ne baba,ne kardeş,belki sevgili,eş… bile en yakınımız olamıyordur. Şu hayatta anne babamıza bile anlatamadıklarımız olmuştur mutlaka,madem öyle ise niye her şeyimizi aleni ortaya dökmekten rahatsızlık duymuyoruz Bırakın artık dilde kalan dostlukları insanlar için en yakınım dedikleri ile bile arasında mesafeler olabildiğine göre sırlar hep tek kişilik kalmalı,içimizi kemireni ancak kendi kendimizle düşünüp konuşarak da rahatlayamıyorsak bir ikinci kişiye anlatılmalı zamanımızda,yani iyice düşünmeli ve direnmeliyiz ağzımıza geleni sırf rahatlayayım diye söylemeden önce.Bir son noktamız olmalı konuşmamak adına ve o noktaya kadar susabilmeli.Son noktadan önce nede olsa çözümler düşünülür sakin kafayla,hiç değilse kendimizi ifşa etmiş olmayız da,sonrasında sıkıntı çekmeyiz.
Ne yazık ki artık çıkarlar üzerine kurulu düzenler,arkadaşlarınız sizi dinlediği kadar dinlenmek istiyor,kardeşiniz,sevgiliniz sevdiği kadar sevilmek, anne babanız size baktığı kadar ilgi bekliyor.Herkes yaptığı bir davranışın gün gelip bana dönüşü ne olacak diye hesaplar kitaplar yapıyor.Hal böyle iken ne bir sırdaş,ne bir dostluk varlığını koruyabiliyor.
Her gün yeni bir şey öğreniyorum şu hayatta,kimi zaman iki yüzlülüğü,kimi zaman kini,kimi zaman hiç yaşanmamış sevgiyi…
Şimdilerde de bunu öğreniyorum,ağzından çıkanlar yönetimi altındasın ve kendin dışında kimse en yakının olmamalı.Kendimden yakın saydıklarım canımı acıtıyor,en doğru bildiğim dediğim söz dönüp dolaşıp beni içine çekiyor.
Demek ki neymiş söz gümüş ise sukut altınmış…