- Kategori
- Güncel
Suya sabuna dokunmadan

HEP BAHARLAR OLSUN
“Suya sabuna dokunmadan temizlik olmaz”…Bir zamanlar televizyonlarda çıkan ”Dikkat” adıyla yayınlanan eğitici, kamu programlarından birinde çok tekrarlanırdı bu slogan...
Benim beynimde çağrışımı çok farklı kalmış nedense .”Suya sabuna dokunmadan konuş, suya sabuna dokunmadan yaz, suya sabuna dokunmadan siyaset yap “der gibi bir algoritma oluşmuş beynimde adeta…
“Bunu yapabilene aşk olsun”, diyor içimden bir ses. Bende mi sorun yoksa herkes için böyle mi, bilemiyorum ama yazarken veya konuşurken suya sabuna dokunmadan edemiyorum. İçimdeki şeyi saklayarak yazamıyorum başka deyişle; döküveriyorum tüm düşüncelerimi kalemi elime alınca… İçimdeki tüm duygular açıkça dilleniveriyor kelimelerin ucunda…Belki güzel bir şey bu; yazı ve yazanı için…Hatta okuru için de güzeldir içten duygulara şahit olmak değil mi? Öyle ya; yazarlardan hep içtenlik ,sahicilik istenir… Hatta; bazı yazarlar “güzel ve edebi” yazma çabası içinde içtenliğini kaybetmekle,doğal olmamakla suçlanır hep …
“Ben de havadan sudan ,ottan çöpten bahseden yazılar yazacağım” diyorum ama ;olmuyor bir yerlerde hemen suya sabuna dokunmuş buluyorum kendimi.. Dini,siyasi,milli,örfi konulara girip fikirlerimi beyan ediyorum açık şekilde.. Bu şeklide olunca da bazı insanların doğal olarak tepkisini çekiyor.Herkesin görüşü aynı olmayacağı için çok normal tabi bu tepki ve karşıt görüş bildirmeler…Ama ben huzursuz oluyorum böyle olunca;sanki benim yazılarımı okuyanları sıkıyor, sinirlendiriyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum.
Oysa ki insanların mutlu olmaya yaşadığı sıkıntıları bir an da olsa unutmaya, huzurlu anlar geçirip yaşadığı sıkıntılardan geçici de olsa uzaklaşmaya o kadar çok ihtiyacı var ki… Bunu çok iyi biliyorum… Benim ülkemin çilekeş insanlarının ne sıkıntılarla boğuştuğunun farkındayım. İşte bu yüzden; ben yazarken mutluluğu, sevgiyi dostluğu,huzuru yazayım istiyorum… İnsanlar mutlu olsun okurken diyorum. Belki de sırf bu yüzden uzun zamandır yazmadım… Ben yazarken insanları üzüyorum herhalde dedim…
Neden olmuyor acaba suya sabuna dokunmadan yazmak… Ben başka duygularla yola çıkarken güzel şeyler paylaşırken neden bahsettiğim şeylerde örf ,varsa atalarımın yaşamı, varsa din varsa, tarih varsa bir yerinden saldırı geliyor yazdıklarıma…
Bu ülkemin kaderinden midir yoksa bu karşı çıkışlar..? Çektiği sıkıntılardan, geçmişte yaşadığı kutuplaşmalardan mıdır? Birbirini öldüresiye yabancılaştırılmalarından mıdır, benim insanımın bu karşı çıkışları? Kendi tarihini yabancılardan ve dahi tarihle oynayan yalancılardan öğrenmesinden midir? Dinine yabancı, kendi milletinin özelliklerinden utanan, yabancı hayranı gençliği yetiştiren, yabancı kültür istilasındaki kültürümüzden midir bu karşı çıkışlar? Bu özüne aykırı tavırlar, düşünceler…?
Oysa hepimiz biriz,aynı millete mensup olmak demek kardeş olmak demektir.. Hepimizin damarlarında akan kan aynı kaynaktan, aynı genetikten gelmekte.. Aynı cana sahip olmak demek, aynı milletten olmak.. Can demek…Canan demek.. Hepimiz kardeşiz .. Katılmasak da birbirimizin görüşlerine aynı milletin aynı coğrafyanın aynı tarihin evlatlarıyız…
Yine dokunduk değil mi suya sabuna..? Suya sabuna dokunmadan olmuyor işte.. Öyle de olsa; yazmaya karar verdim; uzun bir aradan sonra yine burada.. Yolu sevgiden geçen herkesle görüşmek üzere… Sevgiyle kalın..