Tabiplerin Tahribatı / Sağlık / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

15 Kasım '17

 
Kategori
Sağlık
 

Tabiplerin Tahribatı

Tabiplerin Tahribatı
 

Zihniyetler değişmedikçe, sistemler değişse ne olur?


ŞİFA UMARAK ULAŞTIĞIM DOKTORLAR HEPTEN HASTA ETTİLER
Ağrıyan dişimi çektirmek için bir gün öncesinden diş hastanesinden randevu alıp, tam vaktinde tercih ettiğim diş tabibinin, dişçi koltuğuna oturdum. Dişimi son teknoloji alet edevatla muayene eden uzman diş tabibi, dişimin iltihaplandığını söyleyip ağır doz antibiyotik yazdı reçeteme ve ek ağrı kesiciler de ekleyerek hepsini kesintisiz kullanmamı tembihledi. “Bunları kullan gel dişini çekelim” dedi.
 
O gün nereden bilecektim bu kelimeleri daha çok diş tabibinden duyacağımı? Hepsinin ön adında uzman yazan bu tabipler, sonraki günlerde benim kâbusumun başlangıcıydılar, Ama o gün için ben bunu bilmiyordum.
 
Reçetemi hastaneye en yakının eczaneden alıp hemen tedavi olmaya başladım. Bir hafta sonrası ağrılardan ve iltihaptan kurtulmuş olarak aynı diş hekimine gidip dişimin çekileceği anı beklemeye koyuldum. Dişçim bu defaki muayene sonrası diş kökümün bir kısmının kırılmış olduğunu, dolayısıyla diş etimin içinde bulunan diş kökümün iltihaptan henüz arınmamış olabileceğini söyleyip, bu defa daha etkili bir antibiyotik yazılı bir reçete tutuşturdu elime ve aynı anda yine aynı cümleleri tekrarladı. “Bu ilaçları kullan, gel dişi çekelim.
 
Bir hafta sonrası aynı doktordan aynı muayene ve aynı muamele görünce, doktoru değiştirdim. Yeni diş tabibime olanı biteni anlattım, gülümsemekle yetindi. Fakat o da antibiyotik ve ağrı kesici yazıp başından savdı. Diş ağrım her antibiyotik bitiminde diş çekimim ertelendikçe ve ağrı yeniden depreşince, ben öncekilerden daha etkili olduğu söylenen yeni antibiyotikleri kesintisiz tam zamanında kullanıyordum. Acaba bana yaptırılan bu tatbikatlar beni özel hastanelere yönlendirme taktiği olabilir miydi? 
 
Aklımı fesatlıktan uzak tutmaya çalışıyordum. "Genç doktorlar, yeni teknolojiden haberdarlar, yanlış yapmazlar" cümleleriyle bulanma arifesinde olan zihnimi yatıştırmaya çabalıyordum. Bir yandan da "Bu çocuklar ezber yöntemiyle diploma alanlardansa, acemiliklerini benim gibi sessizlerde deniyorlarsa" diye, düşünmeden edemiyordum...
Eğitim sistemimiz deve sırtı gibi malesef ki..!
 
E ne yapalım sağlık için gerekirse özel hastaneye de giderim, deyip ilimdeki özel hastaneleri kapı kapı dolaştım. Her biri muayene şu kadar para, diş çekimi bu kadar para, filan işlem ayrı, falan işlem farklı ücret dedi durdular. En azından cebinde 500- 600 liran olmalıydı.
 
Rabbim bedava inci gibi 32 dişi ağzımıza sıralamış, biz hor kullanmışız, kıymetini bilmemişiz, eskittiğimiz bir dişi ağzımızdan yok edecek kurumlar ve yetkili kişiler bizden avuç dolusu para istiyorlar. Ne kadar vahim bir durum değil mi? Neyse... 
 
Özel hastane yerine, muayenesi olan hekimler belki daha ucuza çekim işlemini yapar sandım. Bir de onların kapılarını arşınladım. Bütçeme uygun netice alamadım.Ve bu geçen süreçte doktorların önerisiyle ben altı kutu antibiyotiği çoktan mideme göndermiş oldum. Çürük dişimse hala ağzımda durmaya devam ediyordu.
 
En baştan yapmam gerekeni, hepten çaresizliğe düşünce en sona bıraktım. Daha doğrusu orada diş tabibi olduğunu bilmiyordum. Devlet diş hastaneleri açalı, diğer Hastahanelerinde diş tabibliğini kaldırıldı biliyordum. Acaba? Kuşkusuyla, biz işçilerin en kadim dostu, eskinin SSK hastanesini araştırdım. Bir uzman diş hekimi bulunuyormuş. Alalacele ilk duraktan halk otobüsüne atlayıp hastaneye gittim. Tabibin hastası azdı, fazla beklemedim. Muayenem sonrası, diş etime ince bir iğne batırdı. Hiç acı hissetmeden dişimden kurtulmuş olarak yanından ayrıldım. Ya sonra?
 
( BU DİŞ MACEREM BU KADAR BASİT DEĞİL, AMA YA SONRASINI, 
NASILINI VE NETİCESİNİ NASİPSE İLERDE DETAYLI ANLATIRIM)
Burada asıl yansıtmak istediğim konu; diş ağrımın başlangıcıyla, dişimi çektiresiye kadar geçen sürede kullandığım antibiyotiklerin çokluğu. Tüp şeklindeki ağır dozajlı ilaçlar, yan etki olarak bünyeme yüksek tansiyonu musallat etti. Ensemde şiddetine dayanılmaz ağrılar, damarlarımda kasılmalar... Kalp damar hastalığımın başlangıcındaydım, o rahatsızlığımın seviyesini artırdı. Verilen tansiyon ilacını düzenli olarak kullanmaya başlayınca, bu defa ciğerleri sökercesine etkili bir öksürük tusunamisine tutuldum. Nasıl bir öksürük anlatamam, boğazı gıcık tutturan, nefes almayı zorlandıran, mideyi ağza getiren acaip bir kriz...
 
Öksürükten arınmak için gittiğim özel hastaneler ve uzman doktorlar bir çok tekkik yaparak  ki her bir tekkik için ayrı ayrı para isteniyor. (Her bir tekkikten SSK emeklisi olmam nedeniyle 125- 150 lira isteniyor.) Ne yazık ki önceden vezneye parayı ödemeden ve ödeme makbuzumu onaylatmadan, ölüyor olsanız doktorlar dönüp bakmıyorlar. Ama yanlışlık yapmaları halinde paranızı iade de yapmıyorlar. Ağrılardan duramaz olunca mecbur kalıyorsunuz, istenileni yapmaya. En yakın ATM ye koşup emekli başınızdan peşin avans çekerek, cüzdanınızı özel hastanenin veznesine boşaltıyorsunuz. Maaş ayarınız bozulluyor, ama sağlığınızın düzelme olasılığı bulunuyor...
 
Şöyle bir tekkik sonuçlarına göz atan uzman doktorlar, bir dolu yeni ilaçlar edinmiş olarak evime göndermekten başka işe yaramadılar.
 
Neyse ki bir başka özel hastanede iyi niyetli olduğunu sezdiğim KBB uzmanı doktor, öksürük sebebimin tansiyon ilacımın yan etkisi olduğunu söyledi. "Git, bizim hastanemizdeki kalp doktorumuz yan etkisi öksürük yapmayan bir ilaç yazsın" dedi. Can tatlı, denileni yine yaptım.
 
Özel hastaneler de bir hayli kalabalık oluyor. Herkes alışmış özel ilgiye, yahut söğüşlenmeye... yeniden 45 lira muayene ücreti veriyorum ki, bu işçi emeklisi olmam hasabiyle ucuz fiyatmış, zira muayene ücretimin geri kalanını SSK ödemekteymiş. "İyiki emekli olmuşum çok şükür" dualar ederek kalp damar uzmanı önünde çağrılmayı bekliyorum. İçeriye girince beyana esas doktor ilacımı değiştirdi. Adamlar paraya mı doyduklarından, yoksa gün boyu hasta muayenesinden bıktıklarından mı ne, yüzlerinde tebessümün belirtisi bile yok. 
 
Yok, paraya hiç doymazlar da, galiba kazançlarını daha az buluyor olmalılar. Malum zamane hırs dünyası... Her neyse kalp uzmanının verdiği yeni tansiyon ilacı öksürüğümü azalttı, ama bu defa midemi mahvetti. Gittiğim bir başka uzman dâhiliyeci mide koruyucu ilaç verdi, o ilaç karaciğerimi dokundu. Onun için verilen ilaç başka yerimi zedeledi. Velhasıl bir küçük dişle başlayan hastane maceram tabiplerin tahribatına uğramış bir beden ve özel hastaneye devamlı gel, git abone olmuş bir hasta haline döndürdü beni. Beslenmem dahi özelleşti; varın manevi çöküntümü düşünün, maddiyatı hesap etmiyorum artık. Hem cebimden para, hem maaşımdan kesintiler hatti aştı, ama şifası henüz ulaşmadı. 
 
Kısacası ben bir çürük dişten mustariptim, şimdi her yerimdeki bir şeyden; Allah beter etmesin, âmin. Ancak çelişkiye düştüğüm bir konu var ki, bu çelişkimin ilacı yok! Deniliyor ki dünyada en çok ilaç tüketen millet bizmişiz. Hakikatte şöyle denilmeli: “Dünyada insanına önem vermeyen tek ülke bizim ülkemiz. Doktorlar nasılsa maaşlı ve pek çoğu devlet garantili ya, her biri adeta ilaç sektörünü kalkındırmaya adanmış gibiler. Ver ilacı gönder hastayı, zihniyetinde adamlar. Azınlık doğrulara saygım sonsuz, ama çoğunluk hastayı para olarak görüyor maalesef... Hep diyorum "Zihniyetler değişmedikçe, sistemler değişse ne olur?"
 
-Okudunuz, teşekkür ederim- 
 
Ayfer AYTAÇ -ayferaytac.com
 
 
Toplam blog
: 622
: 205
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..