- Kategori
- Dostluk
Taç Mahal bir kadına mı yoksa bir sevgiliye mi yapılmış?

Taç Mahal bir kadının ruhuyla erkek ruhunun taşlara işlenerek yapılan harika bir eseridir.
Parlayan taşlar, ayın şavkının suya vurmasıyla oluşan ışık…
Ne taştan ne de sulardan yansımaktadır.
Aslında sevgilinin ruhundan çıkarak gökyüzüne ulaşmaktadır.
Göğe doğru uzanan kubbe, topraktan taşan bir sevginin ifadesidir.
O sevgi ki yerlere sığmamışta, adeta göklere doğru tırmanışa geçmiştir.
Taç Mahallin her bir köşesinden yayılan ışıklar güneşle buluşmaktadır.
Günün her saatinde farklı ışık yansımaktadır.
Sevgiliye yapılan eserde en güzel mermerlerden dünyanın dört bir yanından gelen sanat adamlarıyla işlemeler işletilirken, Cihan Şah kendisi için yaptırmayı düşünüp gerçekleştiremediği anıt için siyah mermer işlemeyi düşünmektedir.
Yaptıramadan da oğlu tarafından tahttan indirilmiş, hayatının geri kalan kısmını Agra kalesinde, nehrin öbür yakasında Taç Mahal’i seyrederek geçirmiş, ölünce de karısının yanında Taç Mahal’e defnedilmiş.
Düşünebiliyor musunuz bir eser yaptıracaksınız.
İçerisinde sevdiğiniz bulunacak.
Hayaller kuracak ona koşacaksınız.
Kaderin cilvesine bakın ki oğlunuz tarafından tahtan indirilip zindana attırılacak, ömrünüzün sonuna dek uzaklardan Taç Mahal’i seyretmeye mahkûm edilecek ve öyle öleceksiniz.
Öldüğünüzde ancak bedeniniz Taç Mahal’e defnedilecek.
İşte kadına sevgili olduğunda verilen değer bu.
Dünyanın yedi harikasından birisi olan bu eserin bir kadına yapılmış olması ona verilen değerin de bir belgesi niteliğindedir.
Sahi Taç Mahal bir kadına mı yoksa bir sevgiliye mi yapılmış?
Bence sevgili olan bir kadına yapılmış.
Ya sizce?