- Kategori
- Sağlıklı Yaşam
Tae_boo
Sigarayı bıraktım, kesinlikle enerjim ikiye katlandı, çok daha genç olmadım sadece şahdım şahbaz oldum ve de çok daha dinç oldum ama iştahım da ikiye katlandı. Yıllarca aynı Rock Hudson gibi ne bir santim incelmiştim ne de kalınlaşmıştım. Arkadaşımın tartısında da tartılsam bana göre yine de fazla gösteriyor kilolarım, onunki iki kilo eksik tartıyor da.
Büyük kızım, işi için devam edemediği spor salonu üyeliğini benim adıma çevirince tanıştım tae-boo’yla. Hayatımda hiç spor salonuna gitmemiştim, televizyonda yıllar önce yapılan programda öğrendiğim bir kaç aerobik hareketleri ve uzun yürüyüşlerle idare ettim bu güne kadar. Bütün bu yılan konuşmalarıma rağmen utangacımdır ben, hemen kaynaşamam insanlarla, sıkılırım yabancıların yanında, koşarak evime gitmek isterim hemen.
Salonun havasını soluma girişimim bile üyelikten bir ay sonra gelişti. İlk akşam, ilk okula yeni başlamış çocuklar gibi korkarak girdim içeri. Bizler eski terbiyeyle yetiştirilmiş insanlar olarak evimizdeki alet edavatları bile kurcalarken korkarız bozarız diye, haddimizi fazlaca belleterek yetiştirdikleri için de fazlaca çekingeniz şimdi ki gençlere oranla. Disiplin örneği davranışlarımdan biri olan vaktinden önce ders yapılacak salonun kapısında bulunma huyu sayesinde, sessizce bekliyorum ders saatini, tek başıma. Evimden beş sokak ötedeki yabancı salonda böyleysem yurt dışlarında nasıl yaşarım diye kendime acıyorum, sanki yurt dışında yaşama ihtimalim varmış gibi.
İlk gün Aero&Sculpt diye bir derse gireceğim, salonda oryantal dersi var müzik öyle güzel ki içeri girip oynamak istiyorum da yabancıyım diye tutuyorum kendimi. İlk dersim sağlıklı ama mutsuz geçiyor, yanımda tanıdığım birileri olsa daha mutlu olabilirdim belki. İkinci gün öyle mutsuzum ki salona giderken kesinlikle psikolojik olarak yolda yürürken sol bacağıma düzelmeyen bir kramp giriyor aksaya aksaya geri dönüyorum. Üçüncü gün salonun kapısında küçük kızımın telefonu “Anne Seval Teyzem bize gelmek istiyormuş” diyor. Bahanem çıktı işte “Ara kızım gelsin ben hemen dönüyorum” diyorum. Büyük kızım kızıyor “Anne lütfen saçmalama ya çocuk gibisin tae-boo’ya bir kere gir çok seveceksin biliyorum. Kuzenlerinin çoçuklarıyla oynaman gibi” diye ısrar ediyor.
Büyük kızımın, kardeşinin deyimiyle 90-60-300 ölçülerini incecik hale getiren sporu tanımak istiyorum aslında da korkuyorum yapamam diye. Ve ısrarlar sonucu ve paramız boşa gitmesin diyerek Tea-Boo dersine giriyorum. Hocamız Orkun, dazlak kafalı, kasları fazla gelişmiş, biraz garip geliyor gözüme. Asla böyle bir damat istemem diyorum sanki kızlardan birini istiyormuş gibi. Salonda bulunan tiplere kulplar takıyorum önyargıyla sevmemek için bilinçle. Sevmezsem gitme zorunluluğum ortadan kalkar. Ama sevmek ne kelime ders çıkışı bayılıyorum. Kelimenin sözlük anlamıyla da bayılıyorum yorgunluktan, doğursam daha iyiydi diye düşünürken sevinçli olduğumu fark ediyorum neşeyle. Kamyon çarpmış gibiyim ama mutluyum. Çalışmayan tek kas bırakmıyor hoca. Şakıyarak yürüyorum eve yolu uzatarak. Ders öyle tempolu geçiyor ki hocam da tanımadığım ders arkadaşlarım da gözlerime tanıdık ve sevimli gelmeye başlıyor birden. Hatta böyle bir damadım olabilir ve kabul görür benden diye fikir değiştiriyorum.
Bağıra çağıra, hoplaya zıplaya yapılan spor, müzik, dans ve kickbox’ın karışımı. Bu derse katılabilmek için ileri derecede fitness deneyiminizin ya da kabiliyetinizin olması gerekmiyor. Şekil A bana bakabilirsiniz. Sadece eğlenerek ve disiplinli olarak yapabileceğinize inanmanız ve çalışmanız yeterli. Sağlıklı olmak için yaşamınızın bir parçası haline gelecek olan Tae-Boo sayesinde sıkıntınız olan kilolarınızın çok kısa sürede gitmesi sizi şaşırtmasın. Benim ki henüz gitmedi ama kızımdan biliyor ve umutla bekliyorum. Önce kendinize inanmanız ve güvenmeniz gerekiyor. Tae-Boo ile vücudunuzun bütün kaslarını çalıştırıp, yüksek miktarda enerji harcayarak Notre Dame’ın Kamburuna dönüşmeniz olası bir ihtimal ama inanın üç gün içinde normale dönüyorsunuz. Ayrıca gün içindeki stresinizi atıp, rahat bir beyne sahip olabilme ihtimalini de unutmayın. Sağ eller havaya ve yumruklarınızı sorunlarınızın üzerine sallayabilirsiniz. Hemen şiddet ayıp, çık-çık demeyin inanın çok keyifli.
Henüz bir ay olmadı bir gram bile erimedim ama kıyafetlerimin içine nefesimi içime çekmeden girmeye başladım bile. Ayrıca gecenin yarısında mantı haşlayıp yiyip yatıyorum kilo da almıyorum (Bütün gece rüyamda köpekler kovalıyor, kaçarken canım çıkıyor ya kaçmaktan belki ondandır ama). Hala hocam, standard seri gösteri hareketleri yaptığında ona yetişemeyerek komik bir görüntü sergilediğimi bilmeme ve arkasını döner dönmez susamış gibi yaparak dinlenme ihtiyacı hissetmeme rağmen hiçbir dersi kaçırmamak için hayatımın bütün fonksiyonlarını bu derse göre ayarlamış vaziyetteyim. Etrafımda kim varsa ikna etmeye çalışıyorum benimle gelsinler diye. Evet kesinlikle dönerken karanlıkta korkmamak için de yapıyorum bunu ama asıl amaç bu heyecanı bütün sevdiklerim tatsın istiyorum.
Belki ömrümün sonuna kadar üstü açık bir arabam olamayacak ve uzun yollarda saçlarımı savura savura kullanamayacağım (Yemin ediyorum üstü açık araba istemiyorum örnek olsun diye yazdım, üstü kapalısından istiyorum) ama kısmet olur da kızlarım evlenip torunlarım erkek olursa eğer “Anneanem gibi biriyle evlenmek istiyorum” demelerini istiyorum maksat o yani. Bulabilirler mi orası biraz zor amaJ
Memnun kalmazsanız paranızı geri ödeme garantisi veremem ama sağlıkla ve mutlulukla kalmanız için, içinizde biriktirdiğiniz kin enerjilerini sevgiye dönüştürmek için mutlaka Tae-Boo’ya gitmenizi önerebilirim. Hatta bizim evin oradaki salona kayıt yaptırın, dersten sonra beni eve bırakıp evinize öyle giderseniz yürüyüş de yapmış olursunuz. Nasıl fikir ama?
Kevser Şekercioğlu