Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mart '09

 
Kategori
Sivil Toplum
 

Tahammülsüzlük ve analitik düşünememe üzerine

Şu anda yine seçim sonuçları üzerine yazacaktım ama dün akşam seyrettiğim bir film ve geçen hafta pazar günü seyrettiğim bir basketbol maçından sonra öncelikle davranış biçimlerimiz için içimi dökmek istedim.

Yasaklara neredeyse % 100 oranında kavramsal olarak karşıyım. Ama karşı olmadığım, asla sulandırılmasını istemediğim yasaklardan biri sigara yasağı. Bu nedenle sigaranın özendirilmesine de karşıyım. Ama bu özendirme kavramının da bir sınırı ve mantığı olmalı. Yani bence de açıkça yazılı veya görsel basında sigara reklamı yapılamamalı ama hayatın doğal bir uzantısı olan ve aslında bence görülmesi tam tersine faydalı veya en azından mantıklı olacak yerlerde de sigara görülebilmeli. Şimdi ne demek istediğime gelelim.

Dün gece TNT kanalında Tarantino' nun Ucuz Roman filmi vardı. O filmi ben ancak seyredebildim. Bir Tarantino filminin hangi sahneleri nasıl içerdiğinin tahmini zor olmasa gerekir. Sonuçta dahi konumuna kadar övgüler alan bir yönetmenin yaptığını/çektiğini de o sınırlar içinde değerlendirmeliyiz. Bence o filmdeki en masum sahneler sigara içilen sahnelerdi. Ama sanırım sadece sigara yasak kavramı nedeni ile sadece eldeki sigaranın görünümü kumlanmıştı. Ama ağızdan çıkan dumanlar ortada dolaşıyordu. Olmayan bir sigaradan çıkan dumanlar. Ama bu yine de bir hoşluk olarak alınabilir. İyi de filmde kokain hazırlama / çekme / hangisinin en iyi nitelikli olduğuna dair konuşmalar ve aşırı doz alınınca yapılacaklar anormal derecede -bir Tarantino filmi için çok normal- detaylı gösteriliyordu. Tabi filmdeki diğer şiddet sahneleri ve o şiddetin adeta NG kanalındaki vahşi yaşamın kendi doğallığı gibi anlatılıyor olması işin cabası. Şimdi tüm bu sahneler gösteriliyor - ki bence kesin olarak gösterilmeli çünkü o film öyle o film oluyor - ama sadece sigaranın kendi -dumanı serbest- yasak, karartılıyor. Allah aşkına ne olur herşeyin mantıklı bir sınırını koyup neye, nerede, ne zaman, ne kadar tahammül etmemiz veya yasaklamamız, sansürlememiz gerektiğini bir düşünelim. İnanın bana o filmde, bütünlüğü tam olarak algılamadan, sadece bir nesneye bakmayla özenilecekse en az özendirici şey görülse dahi sigaraydı.

Tahammülsüzlüğümüze ikinci örnek geçtiğimiz pazar günü oynanan Efes Pilsen-Erdemirspor basketbol maçı. Tribünde taş çatlasa 150-200 seyirci ve iki pankart var. Pankartlarda "Efes Basket atar Federayon keser-atar" "Federasyon 84 Efes 80" yazıyor. Ve bu maç bu pankartlar nedeni ile başlatılmadı. Basketbol ile ilgilenmeyen okurlarımız için kısa bir bilgi vereyim. Bir önceki hafta Sn. Mehmet Keseratar Efes Pilsen Fenerbahçe Ülker maçını yönetmiş ve Efes Pilsen uzatmada 84-80 yenilmişti. O maçta Efes Pilsen' in bazı itirazları vardı. Şimdi düşünün Efes gibi seyircisi olağanüstü az ve futbol seyircisi niteliğinde de olmayan bir takımın -yani tahrik edebileceği nitelik ve nicelikte bir seyirci potansiyeline sahip değil Efes Pilsen- bu kadar masumane yazılmış iki pankartına tahammül edemiyoruz ve maçı başlatmıyoruz. Allah aşkına iyi düşünelim biz nelere tahammül edip, neleri hoşgörmüyormuyuz ve hatta bunları yapanları desteklemiyormuyuz ? Hadi uzatmayalım konu ile ilgisi olsun, spor sahalarından bir anımsatma yapalım, hangi tepkileri verenleri ulusal takımımızda sahaya kaptan olarak çıkartmıyormuyuz ?

Allah aşkına nedir bu bizim düşünce sistematiğimiz? Bu sistematikle daha karmaşık hangi konuda sağlıklı analizler yapabiliriz, daha sakin, daha hoşgörülü, farklı fikirlere daha tahamüllü olarak yaklaşabiliriz. Gerçekten kendimizi çok iyi değerlendirmeliyiz.

 
Toplam blog
: 226
: 558
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

15 Nisan 1959 İstanbul doğumluyum. Marmara üniversitesi siyasal bilimler fakültesi mezunuyum. Ancak ..