- Kategori
- Güncel
Taksim Gezi Parkı'ının 'piyon'ları!

Milletçe antidemokratik bir girişim sürecinden geçtiğimiz çok açık.
Bu girişimin başarısızlıkla sonuçlanacağı da yine çok açık.
Çünkü geçmişte yaşadığımız antidemokratik süreçlerin belli anatomileri vardı. Bu defaki prematüre doğdu ve kol, bacak gibi bazı organları gelişmemiş hatta hiç yok.
Ama o kadar hırslı, o kadar sabırsız idiler ki, prematüre halleri ile bile böyle bir girişime soyunabildiler!
Antidemokratik yapıların normal organları dışında bir de bu organları bilmeden besleyen, onların gelişmesine ve başarılı olmasına büyük katkılar sağlayan, bu karanlık yapının karanlığını kamufle eden piyonları vardır.
Başarıya ulaşıldığında ana organlar elde edilen ganimeti yada oluşan kaymağı aralarında taksim edip afiyetle yerlerken, bu piyonlara da uzaktan seyredip ağızlarının suyunun akması düşmektedir.
Her defasında pişmanlıklarını açıklayarak kafalarını taşlara vurmaları bundandır.
Ve her devrin gerekçeleri farklı olduğu için, bu böyle sürüp gitmektedir.
İktidardaki partiyi sevmiyorum, iktidar karşıtları benim yoldaşım olmalı düşüncesi yanılgıların, pişmanlıkların ana kaynağıdır.
Asker, Yargı, 28 Şubat'ın 'Beşi bir yerde' si STK'ları, 1960'ın 'Akis'i başka bir adla mevcut olmasına rağmen, onun profakatif yalanlarını ortaya çıkaran 'Yandaş Medya' sayesinde etkisini yitiren Medya olmadan Taksim Gezi Parkı'ında hareketin fitini ateşlediler.
Peki bu dönemin karanlık ve günahkâr hareketini aydınlık ve masum olarak gösterip, hareketin başarılı olmasını sağlayacak piyonları kimlerdi acaba?
1- Tabii ki burada birinci olarak; Gezi Parkı'nda ağaçların kaldırılmaya başladığı daha ilk günde, saf ve temiz bir çevre bilinciyle orada çadırlarını kuran çevrecileri saymak gerekir. Bunlar bilmeden bu tuzağın içerisine düştüler. Bunların 28 Şubat sürecinin başlamasına vesile olan 'Aydınlık için 1 dakika karanlık' eylemini başlatanlarla hiçbir farkları yoktur. Düşünebiliyor musunuz, karanlığın bizatihi sahipleri 'aydınlık' eylemini sahipleniyorlar ve karanlık emellerine ulaşıyorlar. Şimdi de bu çevre düşmanı antidemokrat kişilerin çevreyi ve özgürlükleri sahiplenmesi yadırganmamalıdır. Ama bu durum, 'Aydınlık için 1 dakika karanlık' eylemini başlatan Ufuk Uras ve arkadaşlarının yıllar sonra pişmanlıklarını açıklamaları ve bir bakıma piyon olduklarını kabul etmeleri gibi bugün Gezi Parkı çevrecilerini de aynı pozisyona düşürmekten alıkoymamaktadır.
2- Geçmişten ders almamış gibi, sırf iktidar karşıtlığı uğruna köşelerinden bu harekete destek veren köşe yazarları.
3- Çevrenin, yeşilin, özgürlüğün konuşulduğu, tartışıldığı bir yerde; sözüm ona durumdan vazife çıkarıp ön safta yer alan bazı sanatçılar. Ne de olsa sanatçı bu konularda duyarsız olamaz, olmamalıdır. Burada profesyonelce uygulanan 'Mahalle Baskısı'nı da göz ardı etmemek gerekiyor. Hareketin mimarlarının, halk üzerinde etkisi bilinen sanatçıları kullanmaması düşünülemezdi zaten. Büyük bir saflıkla yürüyen bu sanatçıların, isteklerinin bizzat görüştükleri başbakan tarafından kabul edilmesine rağmen direnişin devam etmesi karşısında uğradıkları şaşkınlık her şeyi açıklamaktadır.
4- Gençlik... Uyuşuk, sorumsuz, bilgisayar müptelası diye adlandırılan gençlik bir anda kahraman ilan edilerek, poh pohlanarak nasıl da meydanlara sürüldü! Atatürk'ün Cumhuriyet'i gençliğe emanet etmesinden tutun da 'Gökkuşağı', 'Y' gençliği etiketlemelerine kadar... Polisin değil, esas bu çevrelerin gazları bazı gençleri piyon durumuna düşürdü!
5- Hiçbir menfaatleri olmadığı halde, yine sırf iktidar karşıtlığı uğruna oynanan bu kirli oyunun bir parçası olan, takip ettikleri bazı sosyal sitelerin ve bilinen günlük medyanın uyguladığı psikolojik harekâtın manyetik alanına takılarak sözüm ona kendilerine empoze edilen büyük vatanseverlik ruhuyla, kendilerini 'Nene Hatun' yada 'Seyid Gazi' sanarak sahte 'Kurtuluş Savaşı' kahramanlığına soyunan ve pompalanan bu provakatif yalan haberleri anında sayfalarına taşıyan, bu konuda üşenmeden blog yazan kişiler.
Bu harekete sosyal medya hareketi deniyor ya, işte bu hareketin esas piyonları da bunlardır. Çünkü diğerlerinin, yaptıkları eylemden az çok menfaatleri vardır. Bunlar tamamen amatörlerdir. Ve hareket amacına uluşsa bile bunların ellerini ovuşturmaktan, pişmanlıktan başka; doğrudan hiçbir faydaları olmayacaktır.
Üstelik geçmiş tecrübelerden anlaşılacağı gibi oluşacak genel yıkımdan onlar da paylarına düşeni alacaklardır.
20. yüzyılı darbelerle geçirdik ve Çetin Altan'ın yazılarında sık sık vurguladığı gibi 20. yüzyılı 'ıskaladık'.
Şimdi 21. yüzyıla girdik ve yine darbelerin sivil versiyonlarının girişimlerini yaşıyoruz.
Piyonlar olmadan darbelerin gerçekleşmesi de çok zor. Çünkü darbecilerin, halkı kendi tarafında gösterecek olan psikolojik harekât uygulamaları ancak piyonlar üzerinden başarıya ulaşmaktadır.
Çok merak ediyorum, piyonların uyanması için daha kaç yüzyıl geçecek?
Hasan Basri Özgen