İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal'ın 'Silahsız Kuvvetleri' hukukun neresinde? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '13

 
Kategori
Güncel
 

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal'ın 'Silahsız Kuvvetleri' hukukun neresinde?

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal'ın 'Silahsız Kuvvetleri' hukukun neresinde?
 

Toplumun refahı, kalkınması ve hepsinden önemlisi huzuru için hukuk çok önemlidir...

Özellikle geri kalmış toplumlarda görülen ekonomik çöküntü ve toplumsal kargaşanın altında da yine o toplumlardaki hukuk düzeninin iyi tesis edilememesi yani hukuksuzluk yatar.

Bu nedenle hukuka ve hukukun üstünlüğüne herkesin saygılı olması gerekir.

Tabii ki de hukuka ve hukukun üstünlüğüne önce hukuku uygulayan hukuk mensupları saygı duymak zorundadırlar.

Bu onlar için bir külfet, bir özveri değil, bilakis toplumsal bir sorumluluktur.

Bu toplum sizi hukukçu olarak yetiştirip sizi belli bir noktaya getirmişse ve bunun nimetlerinden sonuna kadar yararlanıyorsanız; sizin birinci göreviniz hukuka saygılı olmaktır.

Hukukçu olduğunuz için toplumdan saygı, ayrıcalık bekliyorsanız; önce bu görevinizi hakkıyla ve büyük bir sorumluluk bilinciyle yerine getirmelisiniz.

Onun için hukukçu hukuk görevini yaparken her türlü ideolojilerden, günlük kısır siyasi çekişmelerden, kendisini bir ideolojiye veya siyasi görüşe angaje eden, böyle bir görüntü ortaya koyan beyanlardan ve eylemlerden özenle kaçınmalıdır.

Bunu yapmadığınızda, belki kendi siyasi taraftarlarınızın gözünde yücelirsiniz ama; toplumun önemli bir kesimi karşısında da güveninizi ve saygınızı yitirirsiniz.

Artık siz hukuki değil, siyasi bir figürsünüz.

Bürokratik vesayetin egemen olduğu eski dönemlerde, ki bürokratik vesayetin en önemli ayağı ve gücü yargıydı, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat süreçlerinde, Menderes'in idamından Gezmişlerin idamına kadar bir sürü hukuksuzluklara ve özellikle de Türkiye'yi bir parti mezarlığına çeviren hukuk cinayetlerine şahit olduk.

Diyelim ki bürokratik vesayet yargının kilit noktalarına kendi adamlarını yerleştiriyordu, peki bağımsız meslek kuruluşu olan barolar bu hukuk cinayetleri karşısında yeterince seslerini çıkarıyorlar mıydı? Yoksa üç maymunu mu oynuyorlardı?

Hukuksuzluklara karşı birazcık seslerini yükseltebilselerdi, dünyayı ayağa kaldırırlardı.

Ama tabii ki hepsi öyle değil...

Eski TBB Başkanı Özdemir Özok'tan bahsediyorum...

9 Ocak 2009 günüydü. Ergenekon'un 10. dalgası uygulanıyordu. Emekli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun evinde arama yapılmıştı. Genelkurmay'da 6, 5 saat süren bir toplantı yapıldı. Ertesi gün Yargıtay Başkanlar Kurulu toplandı. O gün Genelkurmay Başkanı'nın Cumhurbaşkanı ile haftalık olağan toplantısı vardı. Genelkurmay Başkanı'nın otomobili Çankaya'ya giderken ani bir manevrayla başbakanlığa saptı.

Özetle Türkiye'de ortalık toz dumandı. Yeni bir müdahale mi olacak diye herkes diken üstündeydi. Haber kanalları canlı yayına geçmiş ve bu gündemle ilgili özel yayınlar yapıyorlar, gelişmeleri yerinden anbean takip ediyorlardı.

NTV'de Oğuz Haksever'in telefon konuğu dönemin Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok'tu. Konuşma tonundan çok sinirli olduğu belli olan Özok aynen şöyle dedi:

AKP iktidarını beğenmiyorum ama; AKP iktidarını bin askeri iktidara tercih ederim.

Duyuduklarıma inanamamıştım. 'Bin' sözcüğünü kullanarak ne kadar kararlı ve kızgın olduğunu ifade etmişti. Acaba bin sözcüğünü yanlış mı duydum diye kuşkuya kapıldım ve başka bir taraftan da teyit edemediğimden konuyla ilgili yazdığım yazının başlığını 'TBB Özok, beğenmediğim AKP iktidarını askeri iktidara tercih ederim' şeklinde koydum. Bin dediğini sonradan teyit edebildim.

Bir gün sonra ise eski İstanbul Baro Başkanı Muammer Aydın aynı gündemle ilgili bir basın toplantısı düzenledi. Ergenekon soruşturmasını temelden eleştiren ve bu konuda dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'dan geri kalmayan bir konuşmaydı bu.

Yeni İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasak da geçtiğimiz yıl Eskişehir'de Atatürkçü Düşünce Kulübu'nun düzenlediği toplantıda ,

"Biz zannettik ki ordumuz var. O güçlü ordu bizi korur. Ben TSK'nın kurumsal kimliğini hep savundum. NATO'ya girdiğimizden beri 'ne kadar milli ordumuz kaldı', bunu hiç düşünmek istemedik. Geldiğimiz noktanın hayırlı bir yönü oldu. Artık TSK vesaire yerine Türk Silahsız Kuvvetleri var. Siz Silahsız Türk Kuvvetlerisiniz" dedi.

Hukuk adına gerçekten talihsiz ve içler acısı örneklerdi bunlar. Biz askeri darbeleri hukuksuzluk diye eleştirirken, Kocasakal, asker neden müdahale etmiyor diye askere sitemde bulunuyor, bunun da ötesinde askeri aşağılıyordu!

Bu tablo 21. yüzyıl Türkiye'sine yakışıyorsa benim söyleyecek bir sözüm yok.

Nitekim, Taksim Gezi Parkı olaylarını bahane ederek bir grup İstanbul Barosu avukatı Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde gösteri yapmaya kalktılar. Kanunsuz bu gösteriye müdahale edilince de bir gün sonra kalabalık bir avukatlar ordusu cübbeleriyle adliyeye yürüdüler.

Bir kamu binasında, sıfatı avukat da olsa, kanunsuz gösteri yapılabilir mi?

Hukuk adamları hukuksuzluk yapıyorlar!

Ümit Kocasakal'ın 'Silahsız Kuvvetler'i görev başında!

Eski TBB Başkanı Özdemir Özok'u rahmetle ve saygıyla anıyorum.

 

Hasan Basri Özgen

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 337
: 4184
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..