- Kategori
- Siyaset
Taksim mütevazi bir taleptir, mütevazi olmayan devletin tavrıdır

Yine geldi 1 Mayıs!
Yanlış anlamayın, gelmesinden yana bir şikâyetim yok, lakin her 1 Mayıs öncesi mevzuu aynen devam ediyor.
1 Mayıs kutlamalarına yönelik devlet tavrı alenen ortadayken ve her 1 Mayıs’ta devlet kutlamaları Taksim’e kapatırken dayanak olarak ileriye sürmüş olduğu gerekçelerle, ortaya sürmüş olduğu tavrının, toplum nezdinde sorgulanır halde olmasını hiç ama hiç düşünme gereksini mi dahi duymuyor.
Neden yasak Taksim 1 Mayıs kutlamalarına?
Evet efendim, neden yasaktır?
Şöyle dolu dolu bir açıklama yapan devlet yetkilisini daha görme şerefine nail olamadık.
Taksim’de maç sonu kutlamalarına evet.
Taksim’de yılbaşı kutlamalarına evet.
Taksim’de en olmadık zamanlarda bilcümle diğer kutlamalara evet.
Ama aynı Taksim’de işçi sınıfının bayramını kutlamaya hayır.
En dolgun gerekçe “güvenlik” mevzuu.
Lakin kutlamaları Taksim’e kapatan devletle, kutlamaları Taksim’de yapmak isteyen sendikalar arasındaki çatışma her türlü savaşa sahne oluyor.
Coplanan alabildiğine, tazikli su, biber gazı gırla ve yaralanan ve hatta ve hatta ölen insanlar.
Nasıl bir güvenliktir bu?
İşte devleti eleştirdiğimiz en somut olaylardan bir tanesidir şu yukarıda bahsettiklerimiz.
Otoritenin bu denli kendisini hissettirdiği bir olguya dahi rastlamak mümkün değildir.
Yine devlet hayır demeye devam edecek ve yine emekçiler Taksim’e çıkabilmek için şartları zorlayacak.
Malumunuz Vali Beyimiz ve Emniyet Müdürümüzün de keyfi gıcır olacak.
Toplum nezdinde iş yapıyor havasına bürünüverecekler birden.
Kimi lafta sendikalar zaten tavrını belirlemiş durumda.
İstikamet Kadıköy Meydanı.
İşçi sınıfının ve emekçilerin Taksim isteği son derece mütevazi bir istektir.
Son derece yalın ve katışıksız bir taleptir.
Bu talebi türlü safsatalarla geri çeviren devlet ise otoriteye yönelik sabıkasına yeni bir tanesini daha ekleyecektir ve bu sabıka ile bir kez daha uluslararası arenada sorgulanır hale gelecektir.
Bu basit olguyu dahi değerlendiremeyen devlet yetkilileri kendi ülkelerini uluslararası arenada nasıl da olumsuz yönde teşhir edecekler, hep birlikte izleyip, göreceğiz.
Yarın yine İstanbul’un Taksim’e yakın çevrelerinde çeşitli çatışmalar izleyeceğiz.
Baksanız e Milliyet Gazetesi an be an yaşananları internet ortamına aktaracak ve biz de oturduğumuz masalarımızın başında yaşanacak çatışmaları film izler gibi takip edeceğiz.
Teknoloji işte.
Teknoloji almış başını gidiyor ve her türlü olanaktan insanlar kusursuz bir şekilde, anında haberdar olurken, devletimiz halen ortaçağ kafası ile 1 Mayıs kutlamalarına çomak sokacak.
Yazık.
Hem de çok yazık.
1 Mayıs kutlamalarını Taksim’de yasaklayan devletin alenen ortadadır ki ileriye sürebileceği hiçbir dayanağı yoktur.
Aksine kutlamaları yasaklamak bir dizi güvenlik sorunu çıkarmakta ve kent halkına türlü zulümlere neden olmaktadır.
Bu gün durum vaziyet böyle ve bu minvalde seyreylerken, aradan geçecek bir on yılın sonunda geriye dönüp baktığımızda ne de gülünç ve komik olduğunu görecektir bu kararı alanlar ve ısrarla uygulama çabası içerisinde olanlar.
Yasakçılık mı?
Emin olun, hem ferdi düzeyde ve özel ilişkilerde, hem de devlet kararlarında misyonunu tamamlamış bir anlayıştır.
Bu anlayışı sürdürme çabasında olanlara söylenecek söz bulamıyorum.
Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 190 kez görüntülenmiştir