- Kategori
- Yurtiçi Tatil
Tam filimlere konu bir tatildi :))))
Didim-Altınkum Maceramız.
Yıl 2007
25 Ağustosta hayatımızda ilk kez ailece bir deniz kenarında tatil yapalım dedik. Daha önce kendim birkaç kez deniz kenarında tatil yapmıştım ama birkaç kişi idik ne masrafımız nede yaygaramız vardı. Kalabalıkta her kafadan bir ses çıkınca öyle bir curcuna oluyordu ki değme komedi flimlerine taş çıkartılırdı.
Ben bir çok sıkıntının ardından yaşadığım yılların bunaltısını üzerimden atmak için uzunca bir süre tatile gideceğim diye tutturunca her geçen gün içerisinde benimle tatile gitmek isteyenlerin sayısı artmıştı. Arkadaşlara sordum ben yüzme bilmiyorum ama denize gitmeyi çok istiyorum. Nerenin denizi benim gibi biri için uygundur. Kumsalıda taşsız ince kumlu olsun dedim. Herkes bir yeri önerdi bir arkadaşta Didim- Altınkum tam size göre madem tatile gidecekler içerisinde çocuklar var boğulma veya herhangi bir risk olmaksızın Altınkum’da güzel bir tatil geçirebilisiniz dedi. Bunun üzerine bir sürü sitelerde Didim-Altınkumla ilgili bilgiler derledim toparladım. Tam bir hafiye gibi araştırdım. Sonuçta Altınkumu çok beğendim ve oraya tatile gitmeye karar verdim. Herkeste benim bu isteğime uydu. Ama bu sefer kalacak yeri nasıl ayarlayacaktık .
Maddi açıdan kalabalık bir grubun her şey dahillerden bile seçsek bir otelde ikameti maddi açıdan çok zordu. Bizi ancak müstakil bir ev kabul ederdi. Bunun için birinin önceden gidip yer beğenmesi gerekiyordu ama bunu yapacak zaman ve zemin olarak hiç birimiz uygun değildik. İnternetten bir sürü ilan bulduk ve hemen hemen oda ve yatak kapasitesi olarak bir çok yerle cep telefonuyla görüştük. Şimdi tebessümle hatırlıyorumda o zaman epeyce zorlanmıştım o ayki cep faturam bir hayli kabarık gelmişti.)))) Konuştuğum yazlık ev sahiplerinden kiminden adam sayınız fazla yatak sayımız az size uymaz cevabı aldık eyvah deyip yer bulamayacağız üzüntüsü çektik. Kimisiyle de çok söz alıp işi bağladık ancek beğenirsek ön şartı koyduk. Bu işi bu şekilde hallettik diye sevindik ve tatil hazırlığı yaptık. Mayolar bikiniler çocuklar için şortlar, çok faktörlü güneş kremleri hatta hastalanan olur diye çeşitli ilaçlar temin ettik.Çocuklar kullansın diye yüzme simiti ve kolluklar aldık. Bolca tişört çeşitleri edindik. Kalabalık olduğumuz için özel bir minübüs kiralayalım dedik ama bir kısmı ya kaza olur hepimize bir şey olursa diye tedirgin olunca iyi bir firmadan otobüs bileti aldık. Telefon faturasından da kabarık epeyce yüklü bir otobüs faturası ödedik. Gidiş dönüş biletlerini gidip bizzat ben kendim aldım. Bu sefer en öne ben oturacağım tartışmaları çıktı onu da bir vesile ile çözdük.
Heyecanla tatil günümüz gelmiş çatmıştı. Eşyalı ev bulduğumuz için malzemede pek sıkıntı çekmeyecektik lakin yinede bir sürü alışveriş yapmak gerekecekti. Yolculuk başlamıştı. Otobüste servis güzeldi. Annemiz hasta olduğu için uzak yoldan oldukça tedirgin olmuştu ama onu da zorlanarak ta olsa sırayla sakinleştiriyorduk. Tam 14 kişi yolculuk yaptık otobüs hınca hınç doluydu. Çok şükür kazasız belasız Didimden servisle aktarmalı olarak Altınkuma geldik. Didim olsun Altınkum olsun Ankaradan sonra bize küçük bir köy izlenimi verdi ilk başta teksas görünümlü yeşili olmayan bir sayfiye yeri olmasını ve yerleşim şeklini hiç beğenmedim. İçim acıdı belediye pek iyi iş çıkarmamış diye düşündüm. Böyle cennet köşeleri başka ülkelerin elinde olsa turizmde parsayı rahatlıkla götürürdü diye düşündüm nitekim halen bu fikirdeyim. Neyse Ankara’dan Didime ve Didimden de Altınkuma Dokuzbuçuk saat süren otobüs yolculuğundan sonra geldik ama sabahın 6 sında ortalarda kimsecikler yoktu. Adeta incin top oynuyor ve terk edilmiş kasaba havası vardı. Küçük bir yerde bindiğimiz otobüsün yazıhanesinin önündeki merdivenlere ibibik kuşları gibi dizildik oturduk.
Deniz hemen önümüzde masmavi duruyordu. Gençler biz denize gidip bakacağız diye tutturdular. İyi ama bir yerlere düşmeyin diye tembihledik. Yan tarafta bulunan kafe gibi yer kapılarını açmış müşterilerini bekliyordu. Demlenen çayın ve henüz yeni pişen mayalı çöreklerin kokusu tütem tütem burnumuza geliyordu. Daha fazla dayanamadık kafeye yerleşip koca koca üç masa işgal ettik. Ailece yapılan güzel bir kahvaltının ardından gençler ve küçük çocuklar denize bakmaya gittiler. Yavaş yavaş denize gidenler gözümüzün önünden geçip gitmeye başlamışlardı. Turisti kalabalık olan Altınkum’da onlar değilde biz turistmişiz gibi kalmıştık. Yer gök bir sürü İngiliz turistle kaynıyordu. Diğer memleketlerden ise sayılır miktarda turist vardı. Deniz ve kumsalda görülen çok hoş manzara bizim yüreğimizi daha şimdiden fethetmişti. Çok güzel sapsarı kumlar… masmavi deniz ve biz muhteşem bir güzellik yaşıyorduk.
Birkaç derken dükkanlar kepenkleri açmaya başlamıştı. Önceden ayarladığımız evleri anlaştığımız kişilerle buluşup tek tek gidip baktık. Kimi evi beğenmedi, kimi yatakları, kimi evlerden gelen küf kokusunu beğenmedi. Bir türlü havadar mis gibi bir ev bulamadık bu sefer eyvah dışardamı kalacağız korkusu sardı bizi. Kara kara düşünmüş oturmuşken ben ve ablam gidip birkaç emlakçı ile görüştük onlarında gösterdikleri evler pek iyi durumda değillerdi ya da denize epeyce uzaktılar. Bir sürü güzel ev vardı ama çoktan tutulmuşlardı. Biz merkezde denize en çok yüz veya ikiyüz metre uzaklıkta bir yer olmasını istiyorduk. Çünkü elimizde bir araç yoktu ki ondan faydalanalım bize yürüyerek rahatça gidip gelebileceğimiz bir ev lazımdı hem çarşı içi olmalıydı başka türlü bir seçenek aklımızın ucundan bile geçemezdi. Çarşı içi gerçektende çok hareketliydi ve güzeldi. Panolarda ve duvarlarda bir çok sanatçının konser ilanları asılıydı. Gençler en çok bununla ilgileniyordu. Sonunda bir bayan benim evim var kalabalık aileye çok uygun fiyatta anlaşırsak size kiralarım dedi. Biz çok sevinmiştik. Evi sahibesiyle gidip evi gördük ama hem eşya azdı hem de çok uzak bulmuştuk.
Evin sahibesi baktıki evi tutmayacağız Bunun üzerine çarşıda hemen arkadaki sokakta bir evim var tripleks isterseniz en geç yarın oraya geçersiniz çünkü bugün orda kalanlar yarın gidecekler. Bugün siz uzak olan evimde kalın yarın aynı şartlarla size orayı kiraya vereyim dedi. Gittik ikinci evi gördük gerçekten çok beğendik gerçi orda da ev eşyaları oldukça yıpranmıştı ama bize göre önemli olan denize yakın olması ve denize ancak ve ancak yüz metrecik uzakta olması idi. Kabul ettik. Bir gün uzaktaki evde kaldık ertesi gün taksilerle tekrar çarşıdaki güzel eve taşındık. Alışveriş yapıp buzdolabını doldurduk. Hafif yemekler yaptık. Karnımızı doyurup evi köşe bucak gerektiği kadar temizledik. Gerçektende pansiyon olarak kiraya verilen evler hem pahalıydı hemde hemen hemen hepsi en eski eşyalarla doldurulmuşlardı. Bu yönden Altınkum Belediyesini ve ordaki pansiyonculuk yapan insanları çok emeksiz yemek isteyen bir camia olarak ve çok yetersiz bulduk. Bana göre bu konuda hepsi toptan sınıfta kalmışlardı. Deniz güzeldi ama bende astım olduğu için geceleri nefes almakta zorlandım. Yanımda kullanacağım hiç ilacım yoktu. İlk kez denize girişimiz muhteşemdi. Deniz muhteşemdi kalacak yeri rahatlıkla ayarlayabilen herkese aynı rahatlıkla orada tatil yapmalarını tavsiye edebilirim. Altınkuma gidin ve denizine girin.
Gündüz deniz gece dışarı gezmesi derken çok güzel bir tatil yaptık. Bir çok konser izledik gezdik tozduk. Bolca dondurma ve kumpir yedik.Kısacası başlangıçta çok kalabalık olduk diye korkmuştum ama herkes birbirine saygılı olunca küçüklerde büyüklerin sözünü dinleyince hiçbir sorun yaşamadık. Onbeş gün bolca yiyecek içecek alışverişi yapıp , bolca damacan damacan sular aldık getirdikse de çünkü bir çok yerin olduğu gibi suyu içilemiyorduysa da… çok koşturduksa da kalabalık bir aileyle tatile gitmek çok güzeldi üstelik çok eğlenceliydi ve umarım bu sene de yine çok eğlenceli yine aynı kalabalık ailemle güzel bir tatil dönemimiz olur. Henüz 2008 yılında daha tatil için nereye gidelim diyebelirli bir plan ve bir araştırmamız yok ama yakında bunun çalışmasına başlarım inşallah. Gerçi masraflar şimdiden hepimizin gözünü çok korkutuyor ama olsunnn güzel bir tatil için her sıkıntıya değer.
Darısı isteyen herkese güzel tatiller temennisiyle olsun inşallah…