​ Tamamen gerçek! / Türkiye Ekonomisi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '09

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Tamamen gerçek!

Tamamen gerçek!
 

Okuma özlemi ile yanan çocukların önündeki tek engel demir parmaklıklar değil.


Ekonomik imkanların yetersizliği, yaşanan birçok çarpıklığın sebepleri arasında yerini korumaktadır. Bunlar; bayındırlık, güvenlik, adalet, sağlık ve en önemlisi de eğitim alanında yaşanan çarpıklıklardır.

Yönetenler ve yönetilenlerin ilişkilerini tanımlayan kurumsal yapıların, aileden devlete kadar, hatta devletler arası sistemlerin altyapısı bilgidir. Bu bilginin aktarılmasını, yönlendirilmesini ve sistemlerin varlıklarını sürdürmesini sağlayan en önemli enerji, eğitimdir. Eğitim, tüm sistemlerin anasıdır. Eğitim, domino teorisindeki ilk taştır. Bu sebeple eğitimde yapılacak küçük değişiklikler yakın gelecek için büyük değişikliklerin ortaya çıkmasını tetikler.

Yakın tarihimizde Mustafa Kemal önderliğinde yapılan atılım hamlesi dışında, günümüze kadar gelen süreçte benzer bir atılım hamlesi yaşanamamıştır. O tarihte sahip olduğumuz kaynakları ve yapılanları karşılaştırdığımızda ‘verimlilik’ kelimesinin anlamı tam olarak ile ortaya çıkmaktadır.

Devlet kurumlarının birer istihdam kaynağı olarak görülmesi, gelirin tabana yayılmasında ücretlilerin araç olarak kullanılması, kamu görevlerinin geçim kapısı olarak algılanması toplumun tüm kesimlerinin yıllardır boğuştuğu temel çarpıklıklardan bazılarıdır. Bu çarpıklıklar denizinde yüzenler; görev yeri tercihi, makam sahipliği arzusu, yandaş kadrolaşması ve siyasal bölünmeler gibi (ikincil) çarpıklıkları meşrû hale getirmektedir.

Kamu yönetiminde ve bürokrasisinde sorunların da temelinde daha önceki dönemlerde yaşanan eğitim kusurları vardır. Bu sebeple meselenin çözümünde kullanılacak en etkin ilaç yine eğitimdir.

“Eğitim meselesinde fırsat eşitliği sağlanabilmesi, fırsatların bireylere homojen olarak sunulması ile mümkündür. Bu da; okulların yerelleştirilmesi ve en uç noktalara kadar götürülmesi ile mümkündür.”

Bu bir politikadır. Uygulayıp uygulamamak keyfe bırakılamaz. Ama bunu uygulamakla mükellef olanlar, mükellefiyetlerini; imkanları ve kaynakları mazeret göstererek yerine getiremeye bilirler...

Eğitim meselesinde en önemli sorun, eğitme işinin kapsamındaki yetersizlik gelmektedir. 21nci yüzyıl Türkiye’sinde ülkemizin bazı yöreleri eğitim sisteminin içine alınamamış olması kabul edilebilir değildir. Bu sorun, “taşımalı eğitim” denilen çağdışı bir yöntemle kronikleştirilmektedir. Bu durumdaki okulsuz yada öğretmensiz köylerin öğrencileri ya yakın köylere, yada YİBO (Yatılı Bölge Okulu) denilen eğitim merkezlerine gitmek zorunda kalmaktadır.

Sorunların çözülmemesi ile ilgili analizlerde karşımıza çıkan en önemli mazeretler; kaynakların bölgeler arasında eşit dağılamamasıdır. Burada ülkemizdeki gelirin, yatırımların, hizmetlerin yöresel dağılımında dengesizliklerden dem vurulur. Batı bölgelerinin kaynaklardan daha fazla yararlandığı yada yararlandırıldığı anlatılır. Bu mazereti öne süren yönetici, sözünü ettiği çarpıklığı gidermenin de ‘görev’ hanesinde yazılı olduğunu unutmuş ya da okumamış olmalıdır.

Eğitim konusu ele alındığında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bu mazeretler: Yöre halkının maddi imkanlarının yetersizliği, iş adamlarının yöreye yatırım yapmaması, işsizlik sonucu boşalan köyler ve terör!

Peki kabul. Bu mazeretler karşısında, diyelim ki; okulsuz köyler ve taşımalı eğitim kabul edilebilir.

Diyelim ki; elimizde sihirli bir değnek var. Yada Topkapı Müzesinden Alaaddin’in sihirli lambasını ödünç aldık. Sihirli lambayı mıncıklayıp, çıkan cini kişisel amaçlarımız için kullansak ve sihirlerini istismar etsek...

Eğitimde yaşanan sorunları çözmek için:

* Yöreyi dümdüz etsek, her yeri verimli topraklar ile kaplasak.
* İçinden dereler nehirler geçirsek.
* 7-8 ay kalkmayan metrelerce kardan temizlesek.
* Bu da yetmiyorsa bol yetişen birkaç ürün yaratsak.
* Üzerine modern köyler serpiştirsek.
* Parazit gibi halkın kanını emip duran ağalık sistemini ve aşiretleri de yok etsek.
* Yüzlerce yıldır istenen toprak reformunu da yapıp uçsuz bucaksız bir cennete çevirsek.
* Bu kadarı ile de doymayanlar için yanında kabilinden birkaç bin fabrika kursak.

Halâ, okulların kapısına kilit vuruluyor ve taşımalı eğitim devam ediyorsa ne dersiniz?

Ben bunun adını biliyorum!

* * *

Yıllardır yaşanan tüm çarpıklıklara ve çözüm bulunamayan sorunlara çeşitli kılıflar bulan siyasetçiler, başarısızlıkları için haklı bir sebep bulmayı başarmaktadır. Ve bu başarının mükafatını da seçim sandığında almayı sürdürmektedir.

Başarı ile başarısızlığı örtmeyi başarma arasındaki farkı kamuoyunun algılayamamasının altında yatan en önemli sebep eğitimdir. Eğitim konusu tüm siyasi kişiliklerin söylemlerinde yerini alır.

Lafa gelince mangalda kül bırakmayan ve ateşli konuşmalarını eğitim konusu ile hararetlendirenleri hepimiz gördük ve görüyoruz. Ama iş, eylem aşamasına geldiğinde aynı şahsiyetler, her ne hikmetse birden fişi çekilmiş elektrik sobası gibi soğuyup, eski ateşlerini kaybediyor. Dahası sarf ettikleri lafları (vaatlerini) susuz yutmayı tercih ediyorlar.

Birilerinin aklına gelirde, midede çakıl taşı gibi duran bu laflar hatırlatılırsa da yarattığı sancının kıvranmaları (yada kıvırmaları) içerisinde konuyu değiştirip mesela; ‘sağlık’ konusuna geçiyor ise ne olur?...

Bence pişman olur.

Murat SEVGİ

 
Toplam blog
: 370
: 1092
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..