​ Tanjeviç'in arifeyi gösterip bayramı göstermeyen anlayışı / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '10

 
Kategori
Spor
 

Tanjeviç'in arifeyi gösterip bayramı göstermeyen anlayışı

Tanjeviç'in arifeyi gösterip bayramı göstermeyen anlayışı
 

Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Fenerbahçe Dergisi'nin Mart ayı sayısının başyazısında şöyle bir açıklama gereği duymuştur.

Futboldan basketbola; voleyboldan yelkene kadar birçok branşta faaliyet gösteren sporcularımız, mücadele ettikleri her alanda elbette ki: 'Şampiyonlukların en büyük adayları olarak' ter döküyorlar. Fenerbahçe, ikinciliklerin takımı değildir; olmamıştır ve asla da olmayacaktır. ...bugüne dek her sezona şampiyonluk iddiasıyla başlamıştır ve bu her zaman böyle de olmalıdır. Sahip olduğumuz her branşta, her zaman şampiyonluk iddiası ve söyleminde bulunacaklar ve ona ulaşmak üzere mücadele edeceklerdir. Bu, Fenerbahçeliliğin gereğidir.


Fenerbahçe gibi bir kulübün başkanından başka bir yorum beklemek de mümkün değildir.

Ancak... Yine bu kulübün içinde üçüncü yılını yaşayan erkek basketbol takımının teknik kadrosunun en tepesinde duran Tanjeviç'in ise konuya farklı bir açıdan yaklaşması bu anlamda ilgi çekicidir.

Milliyet Gazetesi'ne verdiği özel röportajdan bir alıntı ile devam edelim.

Şampiyon olmamak başarısızlık değil mi?
Bence değil. 40 yıl sonra Türkiye Kupası kazandık. Yine final oynayacağımızı ve çok iyi mücadele edeceğimizi düşünüyorum. Kazanamazsak benim için başarısızlık olmaz.

Peki milli takım?
İlk dört içine girersek başarılı sayılırız, final oynamak çok daha büyük bir başarı sayılacaktır. İlk 8 içine giremezsek de bu başarısızlıktır.

Açıkçası Tanjeviç'in kendi demeçlerinden bu yorumu okuyor olmamız bizi fazlasıyla bilgilendirmektedir. Çünkü hem Fenerbahçe hem de milli takım adına konuşan bir teknik patronun başarı tanımı ve yaklaşımı bizim için çok önemlidir; yarın olası finallerde ve turnuvalardaki tutumunu değerlendirmek bakımından bizlere referans verecektir. Böylesi bir detayı boş geçmemeliyiz.

Bütün spor aktivitelerini izlerken aldığım temel referans yapılmakta olan eylemin niteliğinin ve kuşkusuz peşinden niceliğinin nasıl olduğudur.

Örneğin İngiltere'de iki farklı teknik adama başarı ölçüsünü sorsanız iki değişik cevap alırsınız. Arsenal'in başındaki Arsene Wenger için başarı genç oyuncular bularak, onlarla iyi futbol oynamaktır. Ama Sir Alex Ferguson için başarı hem iyi futbol oynamak hem de zafere ulaşmaktır. Öyle olunca da Manchester United ile Arsenal'in pozisyonları da birbirlerinden farklı yerlerde oluyor. Arsene Wenger sırf bu yüzden finalede de olsa hep kaybeden ya da ikinci olan tarafta kalarak kupaların rakiplerince havaya kaldırılmasını izleyen tarafta kalıyor.

Tanjeviç Fenerbahçe'nin başına getirilirken Avrupa'da farklı bir takım yaratma konsepti ve projesiyle sunuldu. En azından Aydın Örs ile neden yola devam edilmiyor sorusunu cevabı bu şekilde verildi. Oysa yakından izlediğimiz Euroleague macerasında Fenerbahçe'nin hiç de başarılı bir grafiği olmadı. Basketbolda marka olmuş, Real Madrid, Barcelona, Panatinaikos, Siena gibi rakipler karşısında Fenerbahçe Euroleague seviyesine bile çıkamadı, ağır yenilgiler aldı. Kendisine eşdeğer bile olmayan takımlara bile yenildi. Fenerbahçe'nin Türkiye ligi'nde dahi ezeli rakiplerine karşı ağır hezimetler yaşadığını gözlemledik.

Yıllardır hem Fenerbahçe hem de Ülker olmak üzere her iki takım seviyesinde üstünlük kurmuş olduğu Efes Pilsen karşısında 2-0'lık seriyi 4-2 geri düşerek kapatmasına; taraftarının aklını yitirmesine, olay çıkarmasına ve bu sezona ağır bir ceza periyoduyla girilmesine dönüşen bir süreç yaşandı.

Bakın bu yorumlar ya da çıkarımlar Fenerbahçe'nin yenilgisiz oyun oynayan bir takım olması gerektiği gibi saçma ve sportif rekabete yakışmayacak bir düşünsellik olarak algılanmasın.

1. Takımınız iyi basketbol oynar ama rakibiniz daha iyidir siz yenilirsiniz.

2. Takımızın önüne ciddi bir hedef koymazsınız, onlar da çıkar bir maç iyi oynar mücadele eder, diğerinde boş verir bırakır.

Nasıl olsa ikinciliğin da başarılı görüldüğü bir anlayışla yönetilmektedir. Açıkçası hem milli takım hem de Fenerbahçe tam da bu ikinci maddeye uygun bir başarı grafiği çizmiştir.

Bu anlayış sorgulanmalıdır.

Türkiye bu yaz çok önemli bir turnuvaya ev sahipliği yaparken buradaki hedefler bir çok kişiyi heyecanlandırması bakımından büyük konulmalıdır. Türkiye, binlerce kilometre uzakta Dünya 6.sı olabiliyorsa, Tanjeviç'in altı yılda bu takımı en azından kendi seyircisi önünde ilk dörde sokma amacı olmalıdır.

Aynı şey Fenerbahçe için de geçerlidir. Türkiye Kupası'nı gösterip yarı finallerde elenmiş bir takım bu taraftarı mutlu eder mi?

Bütün bunlar kuşkusuz Tanjeviç'in arifeyi gösterip bayrama bir türlü ulaşamayan anlayışının ürünüdür.

Ülkemizde en az futbol kadar sevilen ve son zamanlarda gençlerin en çok ilgilendikleri spor olan basketbolda hedeflerimiz çok daha büyük olabilmedir. Büyük hedefler onlara inanan zihinler tarafından gerçekleştirilir. Basketbolumuzun son altı yılını yöneten bir teknik adamdan bugünün ve geleceğin yıldızlarını beklememiz fazla bir şey olmamalıdır. Kendisi Semih'in yeterince iyi olamadığından söz ediyor. Semih, Oğuz, Hakan, Serhat gibi oyunculara ne verdiğini bizim sormamız yeridir.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..