Trabzonspor'un yüreği mi güçlü, aklı mı? / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '10

 
Kategori
Spor
 

Trabzonspor'un yüreği mi güçlü, aklı mı?

Trabzonspor'un yüreği mi güçlü, aklı mı?
 

Bu maçın formalarını bir değiştirelim. Örneğin ligin son karşılaşmasında Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe-Trabzonspor maçı olsun ve karşılaşma 1-1 devam ederken 89. dakikada Güiza rakibiyle girdiği Sandro’nunki gibi bir pozisyon sonrasında yerde kalsın; Serkan da aynen topu alıp ceza sahasına kadar götürsün ve Trabzonspor’un golü gelsin.

Bu gol sonrasında da Galatasaray şampiyon olsun.

Türkiye’deki futbol kamuoyunun ne hale geleceğini tahmin edebiliyor musunuz?

Hani hakemlerin verdiği vermediği penaltılar, yanlış kararlar ne zaman konuşulur diye bir soru varsa işte bu karşılaşma ciddi bir hakem hatasının maçın kaderini değiştirmesi bakımından ön plana çıkan iyi bir örnek oldu.

Yine olayı tersine çevirelim.

Ya hakem penaltı düdüğü çalsa ve maç 2-1 Gençlerbirliği lehine sonuçlansa, bugün Trabzon şehri nasıl bir karmaşanın içine girerdi?

Futbol saniyeler ve kritik kader anlarının fazlasıyla etkili olduğu bir spor dalı.

Gençlerbirliği aynen ligin ilk yarısında Ankara’daki maçta olduğu gibi ilk yarı kontrollü ikinci yarı da üstünlüğü ele almaya çalışan bir taktikle sahadayken; Trabzonspor fazlasıyla dağınıktı. Kaleye bol miktarda şut çekse de birçoğu bilinçsizce ve rakip ceza sahasının içine giremediği için mecburen atılmış toplardı.

Attıkları iki gol de rakipten sekmiş topların etkisi vardı.

Trabzonspor henüz lider futbolcusunu belirleyememiş; Colman mı; Alanzinho mu Gabriç mi yoksa Serkan mı hatta Egemen mi belli değil. Öyle olunca da topların nereden yönlendirileceğinde de sıkıntı oluyor.

Yüreğini ortaya koyarak futbol oynamak başka bir şeydir; aklıyla, bilinçli oyun kurarak oynamak, kazanmak bambaşka bir şeydir. Şenol Güneş’in özellikle bunu çözümlemesi gerekiyor.

"Bu kolay mı? Ligimizde kaç takım bunu yapabiliyor?"

Bu soruyu cevaplandırabilmek hiç de kolay değil. Ancak özellikle Bursaspor’u, zaman zaman Antalyaspor’u hatta Kayserispor’u, son zaman da ilginçtir Kasımpaşa’yı bu şekilde bilinçli oynamaya çalışan takımlar olarak sayabiliyoruz. Örneğin Beşiktaş bu klasmana sezon başından beri hiç giremedi.

Bu maçı Trabzonspor'a döndüren şey biraz da Serkan Balcı'nın çalışkanlığı, hırsı ve son dakika bile heyecanını yitirmeyen yüreğiydi.

Gençlerbirliği çok doğru bir defans kurgusu ile mücadele ederken özellikle orta sahada çok aksayan ileride de son vuruşu yapacak oyuncu eksikliği duyan bir ekipmiş gibi göründü.

Bu karşılaşmada Trabzonspor kalecisi Onur’un ön plana çıkması da ilginçti. Onur tam kaleci formunda bir futbolcu görüntüsü veriyor. Gerçekten çok sağlam duruyor ve ceza sahasının her tarafında doğru işler yapıyor. Futbolumuzda büyük bir yeteneğin parlamaya başladığını gözlemliyoruz. Bugün şansının da yardımıyla önemli kurtarışlar yaptı; eliyle de iyi toplar çıkarıp ataklar başlattı.

Tolga Özkalfa bu şekilde maç yönetmeye devam ederse bir gün öyle bir yerde lastik patlar ki yer yerinden oynar. Çok ters kararlar verdi. Maçın kaderini direkt olarak etkiledi. Bu karşılaşmayı tekrar tekrar izlemesini öneriyoruz kendisine.

Hakem ve yardımcı hakem yorumlarındaki standartsızlıklar bu maçta fazlasıyla ön plana çıktı. Detaya girmeyelim.

Maçın beraber biteceğini düşünüyordum hatta bahis oynamayı düşünsem bu maça direkt beraberlik verirdim. Ancak son iki dakikada her şey değişiverdi. İkinci golden sonra Avni Aker’de olmayı çok isterdim. Taraftar bu golle kendinden geçti. Maçın bitiş düdüğü ile de takımı taraftarıyla herkes kolbastı oynadı.

Diyarbakır'da olanları hatırlayınca bu görüntülere bakıp insan rahatlıyor.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..