​ Tanrıların İkramı Siyah Gülümsemeler...! / Şiir / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '10

 
Kategori
Şiir
 

Tanrıların İkramı Siyah Gülümsemeler...!

Tanrıların İkramı Siyah Gülümsemeler...!
 

Bak sevgili

Gökyüzü nasıl eskitti mavisini

Dünyanın bütün mavileri gözlerinde artık

Gece akıyor bu kentten sokak sokak

Hava nemli

Havada küf

Çekilmiş caddelerden alın teri

Kim söküyor bu parke taşlarını kaldırımlardan

Bir çocuk takılacak, düşecek diyorum

Kanayacak dizleri

Bir yığın düzmece hayaller konacak kirpiklerine

Düşecek sonra o uçurumdan

Tut diyecek oluyorum elinden çocuğun/ tut

Tutamazsın/ biliyorum

Aynı yerden kanar yaran

Gör sevgili

Gitseler de buradalar

Kulaklarında çınlıyor ölümün sesi

Üşüyor yollar

Uzuyor patikalar

Duvarlar gülüyor görüyor musun?

Kendine topal köhne akşamlar

Sokaktan geçen birkaç sefil kedi

Ve o ayyaş adam

Dilinde yine Hayyam

Ceplerinde bir yığın düş eskisi

Elinde yama tutmaz bir resim

Kan oturmuş gözlerine sevgili

Bir kere gülsen diyorum

gülüyorsun

Sen siyah gülünce kelebekler ölüyor

Tanrı kendine saklıyor renklerini

Git sevgili

Hava soğuk

İklim kış

Dışarıda yalandan bir kalabalık

İnsanlar tıkış tıkış

Son aklıma düşürdüğüm bir tren garı

Ayrılığın başka adı yok

Bir tarafı yalnızlık

Bir tarafı kendine kabadayı

Mavi bir yolculuk dileyecek oluyorum bütün iyi niyetimle

Deniz diyorsun kararan gözlerinle

Dalgalandırma gözlerini

Su almasın hiçbir kâğıttan gemi

Bir sigara yakıyorsun

Bu tütün öldürecek seni

Sarı bir ölüm

Sisli bir akşamda sararken her yanını duman

Bükülecek çelik

Demir paslanacak

Kurşun gibi hızlı

Kurşun gibi ağır

Ahhh sevgili Sen bilmezsin

İşte böyle hallerde tanrı hep sağır

Bekle sevgili

Uzun ayrılıklar biriktir ki sevincin büyük olsun

Çocukluğuna düş/

Düşlerine kuş konsun

Bozulacak büyü

İş tutan eller yorulacak

Ten makamında bir ezgi yapışacak gül rengi akşamlara

Tırnaklarını kes

Saçlarını tara

Kokular sürün

Sakın dokunma kirli sakalına

Görünmesin gamzene doldurduğun hüzün

Zamanı çal aynalardan

Gölgeni iliştir intihar kıyısına

Kaza süsü de verebilirsin

Endişelenme

Gölgesiz de gezebilirsin

Üşümüş bir güneşin altında

Ahh ömürsüzüm

Sesindeki haylazla buluştur sessizliği

Kendi tuzağında kırılıyor aşk

Kalsın ölüm başka baharlara

kokun

rengin

dilin

Hepsi senin

Buluşuyor aynı duayla

O pas tutmuş kapıyı arala ve çık

Var gücünle tanrıların ikramını alkışla


/Övünen bizden değildir/


Sevgi Dündar//ekim2010

 
Toplam blog
: 16
: 459
Kayıt tarihi
: 30.11.10
 
 

Samsun doğumluyum. Halen Samsun'da serbest mali müşavir olarak çalışıyorum. Edebiyat, özellikle d..