​ Tarafsızlık, Fenerbahçe’yi doğramak, başkalarını kollamak mı? / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '14

 
Kategori
Futbol
 

Tarafsızlık, Fenerbahçe’yi doğramak, başkalarını kollamak mı?

“Yeniden yargılanma” kararı, futbol dünyasına bir hareketlilik getirdi. 

Bir yanda “iki ortak”, öbür yanda “tek rakip”... Bildiri üstüne bildiri. Bildiriler, “yeniden yargılanma”ya tepkiyle dolu. Hele, bugün yarın, Anayasa Mahkemesi’nden olası benzer bir karar çıkarsa, siz o zaman görün, “atışlar”ı...

 

Ne denmişti?

 

“Bir gün herkes, Fenerbahçeli olacak!”

 

İbrahim Hacıosmanoğlu, “yeniden yargılanma” kararını veren mahkemenin başkanını Fenerbahçeli ilan ettiğine göre, beğenilmeyen her karar sonrası, Fenerbahçeli sayısı artacaktır!

 

*****

 

Bildiriler, söylenenlerle ilgli söylenecek olumlu/ olumsuz sözler, “taraf” ya da “objektif” olup olmamaya bağlanıyor. O bakımdan, hangi yönden bakarsan bak, “taraf” olacak, sayılacaksın.

 

Nedir tarafsızlık?

 

Ortadan gitmek, hem nalına hem mıha vurmak!.. 

Fincancı katırlarını ürkütmemek!..

Bunları yaparken de, haksızlığa uğrayana, haksızlığa yol açan konuda “yapmış olabilir” gibisinden sözlerle kuşkuyla bakılmasını sağlamak, haksızlık etmek!..

Aslında suçlayanlardan, o anda güçlü oldukları gözükenlerden yana gözükmek!..

İki lafın arasında, gevelemek, “ama” demek!..

Bizde, yaygın olan, beklenen “tarafsızlık” bu!. Ama bu, aslında, o an için güçlü olanının yanında yer almanın, mağduru “tek başı”na bırakmanın adıdır. Bu, bir tür, çıkarcılıktır.

Ya, devran döner, durum değişir, gidişat tersine dönmeye başlarsa?

Yeme koşan tavuklar, bunun en güzel misalidir!.

Gerçekler gün yüzüne çıkınca, ne olur?

Tarafsızlığı öylesine anlayanlar, durum değişince, suların çekilmesiyle ortada kalan “sel artıkları”ndan farksızdırlar.

*****

 

“Tarafsızlık”, “objektiflik” adına, “yeniden yargılanma” üzerine görüş bildiren iki hukukçunun ne dediğine bakalım:

 

Hukukçularımızdan biri, Fenerbahçeliler Derneği Genel Sekreteri ve FEBAV Platformu Sözcüsü Avukat Emre Kapukaya; öbürü İstanbul Barosu Spor Hukuku Komisyonu Başkanı Alpay Köse.

 

Adlardan önceki kısma bakıldığında Köse’nin tarafsız, Kapukaya’nın taraflı olduğu sanılır! 

 

Yazarımız Atilla Gökçe, son yazısında, “yeniden yargılanma” konusunda Alpay Köse’nin ne düşündüğü, onun ağzından şöyle yansıttı:

“İç hukuktaki yargılama ve hükümlerin, İsviçre Federal Mahkemesi’ni etkilemesi yüksek bir olasılık değildir.” 

Ya Emre Kapukaya, ne diyor?

“... burada asıl kritik kararın Anayasa Mahkemesi’nin vereceği olası ‘adil yargılanma hakkı ihlali’ kararı olacağını söyleyebilirim. Zira Anayasa ve uluslararası sözleşmelere göre verilecek böyle bir kararın Avrupa hukuk mercilerinin tamamında geçerli olacağı değerlendirildiğinde tüm mahkemece TTF ile UEFA dahil tüm disiplin yargılaması kararlarının sorgulanacağı bir döneme kesin olarak girmiş olacağız.” (Cumhuriyet, 26.07.2014)

 

Şimdi, iki farklı görüşe yer verdik diye, tarafsız mı olacağız?

 

Okur, okuyan sormaz mı?

 

İyi, hoş da, senin fikrin yok mu?

 

Doğru, soru, yanıt gerekiyor;  öyleyse...:

 

Eskiden, “iç hukuk yolları tükenince”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidiliyordu.  Şimdi,  Anayasa Mahkemesi, bizde “son durak” oldu. 

 

Bunun anlamı ne?

 

AYM’nin kararı AİHM’nin kararına eşdeğer.

 

Buna, “Hayır” diyebilir misiniz?

 

Köse’ye bakılırsa, bizde mahkemelerin, AYM'nin bile, “İsviçre Federal Mahkemesi’ni etkilemesi yüksek bir olasılık değildir.”; ama Kapukaya’ya göre, tam tersi.

 

Oysa, AYM’nin son üstlendiği görevi/ sorumluluğu bilenler, AYM’den çıkacak “hak ihlali kararı”nın, her ülkeyi bağlayacağı bilir. O bakımdan Köse’nin “İç hukuktaki yargılama ve hükümlerin İsviçre Federal Mahkemesi’’ni etkilemesi yüksek bir olasılık değildir.” demesinin bir dayanağı kalmıyor.

 

(İsviçre Yerel Mahkemesi, 24 Temmuz'da vermesi gereken kararı niye 3 Temmuz’a erteledi?

 

Herhalde, yeni bir 3 Temmuz yaratmak için değil, bir de AYM’den o zamana kadar çıkma olasılığı olan kararın ışığında karar vermek için. Amaç, yanılmamak, sonradan dönülecek bir karar vermekten kaçınmak.

 

AYM’nin nasıl bir karar vereceğini bilemeyiz. Karar, varsayalım ki, olumlu oldu.

 

O zaman?

 

Fenerbahçeli sayısı artacak!..)

 

*****

 

Şimdi, tarafsız olmanın ölçütü, Köse’den yana mı, Kapukaya’dan yana mı olmak?

 

İstenen/ beklenen tarafsızlık, kendileri gibi düşünmektir. 

 

Yani?

 

İsteniyor ki, “yeniden yargılanma” ile, bir zamanlar nelerin döndüğü, işin içinde kimlerin olduğu ortaya çıkmasın. Kısacası, “doğranan”lar,” Başa gelen çekilir, kader” desin, çekilsin bir köşeye..

 

Kısacası, üstüne gitme, araştırma olmasın; her şey, “sır perdesi”nin arkasında kalsın.

 

Güç yetse, demek ki, mahkemeden “Musul haberleri”ne yasak gibi yasak çıkartılacak.

 

Son söz:

 

Kendilerine güvenen, bir zamanların kararlarının doğruluğuna inananların, koltuklarına gömülüp olanları seyretmeleri gerekirken bu telaş, bu hiddet niye?

 

 

http://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com

 
 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..