​ Tarih ders alınmadıkça tekerrür eder. O zaman geçmişe yolculuğa bir bilet. Yazı dizisi 1 / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '09

 
Kategori
Siyaset
 

Tarih ders alınmadıkça tekerrür eder. O zaman geçmişe yolculuğa bir bilet. Yazı dizisi 1

Tarih ders alınmadıkça tekerrür eder. O zaman geçmişe yolculuğa bir bilet. Yazı dizisi 1
 

1950-1960… Bu dönem siyaseti şu dönemle eşleştiriliyor birçoğu tarafından… Ama… Bakın dostlar… Geçmişini bilmeyen gelecekten umut beklemesin. İyi ya da kötü ders almak lazım geçmişten… Şöyle bir en öfkeli yıllar olarak ifade edilen 1950-1960 dönemine tarihte bir yolculuk yapalım isterseniz…. Kaynakları şöyle bir gözden geçirip size kendi malum devrik cümlelerimle ay! ne güzel oldu bu devrik cümle bu yıllara uydu, neyse ciddiyetten uzaklaşma!

1923–1950 yılları arasında sürekli olarak özendirilmeye, teşvik edilmeye çalışılan özel girişimciler artık belirli bir sermaye birikimine ulaşmış olmalarından ötürü, Türkiye ekonomisinin savaş sonrası yeniden büyüme sürecine girmesindeki en büyük etkenlerden biriydi. Soğuk savaş döneminin başlaması, ‘Marshall Planı’ ki aslında plan ABD Avrupa ekonomilerinin hızla gelişmesi için, , ‘Marshall Planı’ payından oldukça yüklü bir yardım alan Türkiye; tarımsal üretimi artırmaya yönelik tarımsal araç-gereç ithalatında bulunmuş(ülkedeki traktörsayısı üç kat 1950 ile 1960 yılları arasında artmış), tarımsal alan yüzde 60 oranında genişlemişti. Kırsal kesimden Kentlere doğru ilk büyük göçün öncelikli sebebi; tarımda makineleşme iş gücü fazlalığını, işgücü fazlalığı; İnsan emeğine olan gereksinim giderek azalmasını tetiklemiş ve sonuçta kente göç( 1951 ve 1953 yılları arasında inşaat sektörü yılda yüzde 23 oranında büyümüş). Batı Avrupa’da kentleşme süreci kırsal kesimin iticiliği ile kentin çekiciliği eş zamanlı olarak yaşanmış olmasına karşılık Türkiye’de kentin çekiciliğinden daha çok kırsal kesimin iticiliğinden kaynaklanan kentleşme süreci oluşmuş. Batı Avrupa’daki bu eşzamanlılık, insanları istihdam edebilecek kentsel iş olanakları sunarken kırsaldan kente göç edenlere, Türkiye’de; sanayileşmede yeterli bir gelişme düzeyine ulaşamadığının getirisiyle de işsizlik dalga dalga yayılmış kentlerde. İşsizlik… Gecekondulaşma… Kentsel alt yapı eksikliği… Güvencesi olmayan ve gelir düzeyi son derece düşük alanlar, kırsaldan göç edenlerin kentte yaşam mücadelesi… İşportacılık ve geçici işçilik… Kamu arazisi üzerine yasal olmayan yollardan kaçak olarak gecekondu inşa edilmesi.. Barınma işlevini yerine getirdiği için gecekondulaşmanın; ya yok sayılması ya da yasal olarak denetim altına alınmak istenmemesi… Marshall yardımı ile tarımsal üretimi artırabilmek için gerekli olan, , traktör ithalatı, sulama kanalları, yol yapımı tamamlanmaya çalışılsa da esas tarımsal üretimdeki artış 19501951 yıllarında Kore Savaşı’nın etkisiyle dünya piyasasında buğday fiyatları yükselmesi, dünyanın en büyük buğday üreticisi konumunda olan ABD’nin savaş nedeniyle buğdayı dünya piyasasına satmak yerine stoklamaya başlaması Türk buğdayının dünya piyasasında yüksek fiyatla satılmasına sebep olmuş (1950 ile 1953 yılları arasında Türkiye’de kişi başına gelir yüzde 28 civarında). Liberal bir ekonomik politika izlemek üzere iktidara gelen DP; özel sektörün geliştirilmesi ile doğru orantı da kamu yatırımlarının yapıldığı devletin ekonomideki ağırlığının giderek arttırıldığı birazda bu yönden, liberal politikadan sapılan bir ekonomik politika izlemiştir. Bolluk yılları; ABD’nin buğday ihraç etmeye başlaması, Türkiye’nin tarımsal üretimden elde ettiği döviz girdilerinde önemli düşüş; tarımsal fiyatların dünya piyasasından düşmeye başlaması, dış ödemeler dengesinin sürekli açık vermesi devleti büyük bir döviz sıkıntısı yerini ciddi bir ekonomik krize bırakmıştı. Alınacak önlemler belliydi ama bir türlü hayata geçirilemiyordu.( İthalatın kısıtlanması, yerli sanayinin dış rekabetten korunması ve iç talebin yerli sanayiciler tarafından karşılanması gerektiği Politikası) Bunun sebebi ise; tarımsal kesimden siyasal desteğini alan DP nin sırf siyasal destek kaybetmemesi için, çiftçiyi destekleyici politikalardan vazgeçmemesi de gerekiyordu. Tam bir ikilem anlayacağınız… Daha sonralarda bu plansız ve programsız ekonomik politika; başıbozukluk, kargaşa, tarımdan sanayiye aktarımsızlık oluşturunca, 1960–1980 yılları arasında uygulanan planlı ekonomik kalkınma modeli, 1950 liberal ekonomi paketine tepki olarak ülkede uygulanmaya konmuş.

Niye öfkeli yıllar denir? 1950’li yıllara diye merak edenler için bu kargaşa ki ekonomideki kargaşa siyasete fazlasıyla yansımış, iktidardaki DP; muhalefete, basına sert tepki göstermiş, siyasal gerginlik ekonomik krizden muzdarip halka yansımış ve halk bir süre sonra toplumsal gerginlikle, sokağa dökülmüş akabinde, Ve de ne yazık ki…27Mayıs 1960 askeri müdahalesi olması sanırım yeterli yanıttır. Günümüzle o dönem arasındaki benzerlik? Oda okuduklarınızdan çıkardıklarınızla sizde ve bende kalsın dostlar… Ayrıca 1950–1960 ekonomik politikanın verdiği zararların düzeltilmesi aşamasında yapılanları bu yazının devamı olarak sizlerle paylaşacağım. Ne yazık ki verilen zarar ne kadar telafi edilmeye çalışılırsa çalışılsın tam anlamıyla başarıya ulaşamamış ve…. Ve…. Devamı var…. Hafta sonu için bu kadar tarih ve ciddi konu yeter diyerekten …

 
Toplam blog
: 334
: 456
Kayıt tarihi
: 26.07.07
 
 

Yaşama değer veren bakış açısıyla biraz antika sayılabilecek düşüncelere sahip bir insanım. Geçmişte..