- Kategori
- Tarih
Tarih nedir? Ne değildir?

Tarih üzerine çok şey söylendi, söylenecek. Binlerce yazı, yapıt, belge. Günümüze küreselleşme, bilgi toplumu dönemi deniyor ve bundan tarih de payına düşeni alıyor. Bu bağlamda hemen her kavramın içi boşaltıldı. Bugünün tarihinden anlaşılan her niyete yenen muzdur. Tabi yersen! Ne yazık ki yiyen de öyle az buz değil. Belgeye değer verilmiyor. Belge, içeriğinin tersi anlamı da dillendirebilirmiş. Bunun yerini "yerel tarih" denen, anlatıma dayanan tarih anlayışı alıyor. Oysa tarih alanında her ögenin oranı dengeli ve dikkatli değerlendirilmelidir. Çarpıtma, bozma, yönlendirme amacına hangi yöntem uygunsa omu yeğlemek tarihçilik olamaz.
Birçok örnek verilebilir. İkinci cumhuriyetçi diye adlandırılan öbektekiler ozellikle son otuz yıldır Osmanlı tarihi, saltanat, hilafet, Ermeni sorunu, Çanakkale Savaşları, Türk Bağımsızlık Savaşı, Cumhuriyet Devrimleri, iç isyanlar, cemaatleşme gibi temel konularda hiçbir kanıtlama kaygısı duymadan, pervasızca savlar ileri sürmektedirler. Arada bir işe incelik katmak istediklerindeyse, belgeleri tam tersi savlarla ya da dönemin stratejik manevra gerekleri göz önüne (bilerek) alınmadan yan yana koyabilmektedirler. Bu tarihçilik değil, şarlatanlıktır.
Sözgelimi, Gazi Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçişi konusunda, O'nun önceden ayrıntılı bir plan yaptığı ve bunu aşama aşama uyguladığı birçok belgeyle kanıtlanmasına karşın, Mustafa Kemal'i "görevlendiren" olarak Vahdettin'in işe karıştırılması için ellerinden geleni yaparlar. Çünkü Anadolu'ya geçişte rol vermek Vahdettin'in "onur"unu kurtaracaktır. Paris konferansına giderken İstanbu'dan geçen Ankara heyetindeki temsilcilerin belgelerini otel odasından casuslarına aldırıp, karşı tarafı bilgilendirenin Vahdettin olmasının önemi yoktur. Vahdettin'in tüm ailesini kendi minnet sözleriyle İngiliz işgal donanması komutanına teslim etmesinin, Mustafa Kemal ve yol arkadaşları için idam emri vermesinin, yurdu savunan halk birliklerini bozguncu asi çeteleri diye görmesinin ve üzerine gitmeye çalışmasının önemi yoktur.
Ermeni sorunu konusunda da durum aynı. Yurt topraklarının Çanakkale cephesinden, doğudan, yetmedi içerden elleri kanlı Ermeni çetelerinin saldırılarından korunmak zorunda kaldığının; buna karşın önlem olarak İttihat Terakki hükümetince alınan ve uygulanan kararların hiçbir biçimde yok etmeyi içermediğinin, bunun belgelerle de kanıtlandığı gerçeğinin hiç önemi yoktur. "Soykırım yaptın, özür dile." Amaç gerçeğe ulaşmak değildir. Amaç, aymazlıkla, ahlaksızlıkla oluşturulan "ikinci cumhuriyetçi resmi tarih"i Türklere, Türk devletinin kurucu geleneğine dayatmaktır.
Tarih ele aldığı dönemin nesnel doğasına aykırı tezlerin öne sürülmesiyle yazılamaz. Belgeler bu nesnel doğa iyi anlaşılarak, dikkatle gözetilerek anlamlandırılmalıdır.