Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '18

 
Kategori
Tarih
 

Tarihte Türk-Arap İlişkileri (2)

Tarihte Türk-Arap İlişkileri (2)
 

Tuğrul Bey halifenin davetini kabul ederek, Bağdat’a geldi. Ancak bu geliş pek de sorunsuz olmadı Selçuklu Ordusu ile Bağdatlılar arasında yer yer çatışmalar çıktıysa da, sonunda bu işler bir nebze düzene girdi. Ancak bu durum kısa sürdü Tugrul Bey, amcası oğlu İbrahim Yinal’ın isyanını bastırmak için İran’a geri dönmek zorunda kaldı.

Onun ayrılışından faydalanan Büveyhilerin Türk komutanı Arslan Besasiri ve Ukayli Musul Emiri Müslim bin Kureyş Bağdat’ı ele geçirdiler. Amaçları Abbasi halifeliğini yok edip Bağdat’ı İsmaili Fatımi halifeliğine bağlamaktı. Halifeyi Selçuklu korkusu yüzünden öldüremediler, Kureyş onu güya rehine, gerçekte misafir olarak yanına alıp Arslan Besasiri’den kurtardı. Halifenin öldürülmemesinden Kureyş’e ve Abbasi halifesini yok etmediği için kendisini beklediği kadar desteklemeyen Fatımi hilafetine kızgın olan Besasiri yine de Bağdat’a hakimdi. Camilerde şii hutbesi okunuyordu.

Fakat bu durum da uzun sürmedi. İbrahim Yinal isyanını bastıran Tuğrul Bey Bağdat’a döndü. Onun gelişiyle Arslan Besasiri Bağdat’tan kaçtı. Fakat Selçuklu ordusunun takibiyle yakalanıp öldürüldü. Halife Kaim kurtarıldı, tekrar Bağdat’a getirildi.

ABBASİLER DÖNEMİ

Araplar açısından Türklerle ilişkiler sadece fetih sahalarında karşılaştıkları Türk devletleriyle sınırlı değildir. Mesela Emevilerden sonra hilafeti alan ve yaklaşık 500 yıl hüküm süren Abbasiler varlık nedenlerini  Ebu Müslim Horasani’ye borçludurlar.

Emevi döneminde zirve yapan kabile asabiyeti, Arap olmayan Müslümanları dışlayan, aşağılayan bir yapıya sahipti. Arap olmayan Müslümanlara mevali deniyor, bunlara ehl-i zimme denen Hristiyan, Yahudi ve Mecusilerden daha kötü davranılıyordu.  Bu durum de İslam’ın getirdiği Müslümanlar arasındaki eşitlik ilkesine kökünden aykırıydı ve Arap olmayan Müslümanlar büyük huzursuzluk yaşıyordu.  

Bunlar,  Emevi yönetimine karşı  bütün isyanlara katılıyordu. Bu isyanlar genellikle Ali evladının haklarını savunmak amacıyla çıkıyordu. Arap dışı milletlerde ehl-i beyt sevgisinin derinliği ve Ali taraftarlığının köklerini bu dönemde aramak gerekir.

EBU MÜSLİM HORASANİ

Bu huzursuzluklar  Abbasileri iktidara taşıyan Şuubiye hareketini doğurdu.  Peygamberimizin amcası Abbas’ın soyundan gelen İbrahim İmam, bir isyan örgütlemesi için Horasan’a,  seceresi tam olarak bilinmeyen ancak muhtemelen bir Türk olan Ebu Müslim Horasani’yi  gönderdi.  Orada isyanı örgütleyen Ebu Müslim, Emevi valisini bozguna uğrattı. Sonunda Bağdat’a gelerek Emevi hilafetine son verdi ve peygamberin amcası Abbas soyundan gelen Saffah’ı hilafet makamına getirdi.

Abbasi hilafetinin ilk yıllarında Ben-i  Ümeyye soyunun ve onların destekçilerinin yok edilmesinde başrolü oynadı. Bu sıralarda yaşanan katliamlardan ötürü 1. Halife Ebu Abbas’a Saffah (kan dökücü) lakabı verildi. Saffah’tan sonra halife olan kardeşi Mansur döneminde ise yine isyan bastırarak devlete olan hizmetlerine devam etti. Fakat fazlaca güçlenmiş ve zenginleşmişti. Halk tarafından çok seviliyordu. Bu durumdan ürken Mansur onu saraya davet etti ve önceden hazırladığı bir pusuyla Ebu Müslim’i öldürttü.

Horasan, İran ve Maveraünnehir’de çok sevilen Ebu Müslim, ölümünden sonra buralarda yaygın olan Batıni mezhepler tarafından neredeyse ilahlaştırıldı ve bu batıni mezhep inançlarının tam merkezinde yer aldı.

ABBASİ ORDUSUNDA TÜRK HAKİMİYETİ

Türklerin Abbasi sarayında ve devletinde güçlenmeleri  7. Halife Memun zamanında oldu. 5. Halife Harun Reşid’den sonra oğlu Emin hilafet makamına geçti. Fakat kardeşi Memun isyan ederek kardeşiyle savaştı. Emin’in annesi Arap, Memun’un annesi ise bir Türk’tü. Bu sebepten Türklerden oluşan ordusuyla Memun, Araplardan oluşan ordusuyla kendisiyle savaşan kardeşi Emin’i yenerek hilafet makamına oturdu.

Böylece Türklerin Abbasi ordusundaki güçleri arttı. Bağdat halkıyla bir takım tatsızlıklar yaşanması sebebiyle, Türk askerler için Bağdat yakınlarında Samarra şehri kuruldu ve ordu buraya taşındı. 

BABEK İSYANI

Memun döneminde Abbasi devletinin başı Azerbaycan’ın dağlık bir bölgesi olan Bezz ‘de çıkan bir isyanla ağrıdı. İsyanı çıkaran Babek isimli bir İranlıydı. Köy köy dolaşıp yağ satan bir adamla, tek gözlü bir kadının oğluydu. Babası öldükten sonra onu kendi yanına alan Cavidan'ın ölümüyle, onun Araplara karşı başlattığı hareketin  başına geçen Babek, Cavidan’ın dul karısı Hürrem ile evlendi. Bu yüzden bu harekete mensup kişilere Hürremdinler denilmiştir.

Babek’in isyanı tam 30 yıl sürdü. Yüzbinlerce insan öldü. Babek üzerine gönderilen bütün orduları yendi.  Sonunda onu yakalamak ve isyanı bastırmak için zamanın halifesi Mutesim bir Türk komutan olan Afşin’i görevlendirdi. Afşin’e savaştığı her gün için 10 bin, savaşmadığı her gün içinse 5 bin dinar (devrin altın parası) verdi.

Afşin uzun savaşlardan sonra miladi 838’de Babek'i yendi ve Samarra’ya getirdi. Burada bir file bindirilen Babek’e güzel elbiseler giydirildi. Halifenin huzuruna çıkarıldı. Halifenin emriyle önce elleri kesildi. Kesik kolunu yüzüne süren Babek’e bunun nedeni soruldu. O da “Şimdi beni işkenceyle öldüreceksiniz, kan kaybeden insanın yüzü sararır. Beni görenler sarı benzimi görüp “Korktu” demesinler diye kanımı yüzüme sürüyorum.” cevabını verdi. Babek’in daha sonra ayakları kesildi, sonunda da kabugaları arasına vurulan bir mızrak darbesiyle öldürüldü.

Babek’i yakalayan Türk komutan Afşin ise, önce hediyelere boğulduysa da, sonradan Babek’in mezhebine katıldığı ve batıni olduğu iddiasıyla öldürüldü. Ebu Müslim Horasani ile aynı kaderi paylaştı

DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

http://blog.milliyet.com.tr/tarihte-turk-arap-iliskileri--3-/Blog/?BlogNo=581461

 

 

 
Toplam blog
: 6
: 630
Kayıt tarihi
: 03.10.17
 
 

Ege Üniversitesi, İletişim Fakültesi mezunuyum. Evliyim, Barlas adında 8 yaşında bir oğlum var. T..