- Kategori
- Kültür - Sanat
Tarım ve beslenme dünyasının kâbusları değiştirilmiş genler
Son zamanlarda çevre dengesi açısından; bitki çeşitliliği ve gıda zinciri oldukça tartışılmaya başlandı. Genleriyle oynanmış tarım ürünlerinin çevre ve biyolojik dengeye etkileri dünya kamuoyunda hararetli tartışmalara sahne oluyor. Konuyla ilgilenen bilimsel çevreler ve sivil toplum kuruluşları endişe verici raporlar açıklamaktadır. Bu haftaki yazımda bu bilimsel raporlardan bazı alıntıları kamuoyumuzla paylaşmak istiyorum.
GDO nedir?
Birçok sempozyumda tartışılarak ortaya çıkan bildirilerdeki ürkütücü gerçeklerden bazıları.
<ı>Bir canlının gen diziliminin değiştirilmesi ya da ona kendi doğasında bulunmayan bambaşka bir karakter kazandırılması yoluyla elde edilen canlı organizmalara "Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar" veya kısaca GDO adı veriliyor.ı>
<ı>Bugün gen aktarılmış tohumlarla yapılan tarımsal üretim 60 milyon hektara yaklaşmış durumda. 2001 yılı rakamlarına göre, ülkelerin GDO'lu ekim alanları şöyle: 36 milyon hektar ABD, yüzde 12 milyon hektar Arjantin, 3, 6 milyon hektar Brezilya, 3, 2 milyon hektar Kanada, 1, 5 milyon hektar Çin, 0, 26 milyon hektar diğer ülkeler.
Gen: İçinde bulunduğu hücre veya organizmada özel bir etkisi olan, kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öğedir. Genler, yaşamın yapı taşlarını oluşturan binlerce proteini taşıyan ve bakteriden insanlara miras kalmış tasarımlardır.ı>
GDO'lar hayatımıza nasıl girdi?
‘İnsanlığı beslemek istiyoruz’ politikasıyla yola çıkılmış olmakla beraber, esas niyetin ticari kazanç olduğu, gen zirine müdahalenin zararları anlaşıldıkça belirginleşti. Kışta yetiştirilebilen domatesin sağlıklı beslenme açısından hiçbir mantıklı açıklaması yoktur. Biyolojik denge ve besin zinciri açısından ele alındığında; insan vücudunun, domatesin içerdiği besinlere kışın ihtiyaç duymadığı ispatlanmıştır. Dayanıklı sebzeler üretmek için; bazı tarımsal ürünlerin genleriyle oynanarak, başka bitkilerin genleri, hatta hayvan genleri eklenmiştir. Bunun sonuçları; canlıların Dünyasına bütüncül olarak bakıldığında hiçte söylendiği ve ballandırılarak anlatıldığı gibi olmamıştır.
<ı>20. yüzyılda, bitkisel üretimde verim artışı gerekçesiyle uygulanan suni gübreler ve kimyasallarla zararlı kontrolü toprak, su ve hava kirliliğini de beraberinde getirdi. Yoğun olarak tarımda kullanılan ilaç ve suni gübreler, her geçen yıl toprağı daha da verimsizleştirdi; toprağın verimi düştükçe çiftçi her geçen yıl daha da fazla ilaç ve gübre kullanmaya yöneldi. Gübreye alışan bitki daha çok gübre istedi, ilaca bağışıklık kazanan böcekleri öldürebilmek için daha kuvvetli zehirler gerekti...
Böylelikle artan verimin bedeli sadece çevre kirliliği olmadı. Kullanılan ilaç ve gübreler canlıların bağışıklık sistemini de etkileyen sağlık problemlerine de yol açtı. Artık yeni çözümlere gereksinim vardı. ı>
<ı>Dıştan müdahale başarısız olunca, canlıların genleri ile oynamaya başlandı !..
Gen aktarımı yoluyla yabani otlar, zararlı böcek ve hastalıklara dayanıklı, ürünler elde edildi... Ve böylece insan, genleriyle oynanmış gıdalarla tanıştı.ı>
Ülkemizde durum<ı>
ı>Bir TV de açık oturumda ülkemizin konuyla ilgilileri tartıştı. Yeni kurulan Türkiye Tarım sendikaları Konfederasyonu yetkilisi; 300 tarımsal tohum orijini korumaya aldıklarını ve bunu tescil ettirdiklerini söyledi. Yerli orijinal tohumlarımızın GDO saçmalığından korunması gerektiğinin altı çizildi. Bu bakımdan zengin olan ülkemiz geç olmadan önlem almalıdır.
<ı>Türkiye'deki 11 bin bitki türünden alt sınıflandırma birimleriyle birlikte yaklaşık 3700'ü dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmuyor. Türkiye biyolojik zenginlik ve endemik (sadece o yörede bulunan) bitki türleri açısından çok zengin olması nedeniyle, tür çeşitliliğini tehdit eden GDO'lar konusunda önlem alınması sadece Türkiye için değil, dünyanın biyolojik mirasının gelecek nesillere taşınabilmesi açısından hayati bir önem taşıyor. Tarımsal biyolojik çeşitlilik açısından Anadolu çok önemli çünkü buğday, arpa, yulaf, nohut, gibi günümüzde dünya nüfusunun çok büyük bir kısmının gıdası haline gelmiş birçok ürünün gen merkezi de bu topraklar.ı>
<ı>Yararlı böcekler yok oluyor: Zararlı böceklere karşı dayanıklı olmalarını sağlamak için bazı bitkilere aktarılan toksin (zehir) karakterli genler, o böcekleri yiyerek beslenen yararlı böcek türlerinin de yok olmasına neden olabiliyor.
ı>