​ Tartışamıyorum / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Tartışamıyorum


Tartışmaları bitirmesi gereken, "doğru olan fikir üzerinde uzlaşma" olması gerekirken, benim girdiğim tartışmalarda nedense hep "egosu güçlü olanın dediğine gelmek" şeklinde bir sonuç oluyor. Tartışmayı kazanmak için, yani gerçekten karşı tarafı ekarte etmek için, sürekli çok nesnel kanıtlar vermem gerekiyor. Aksi taktirde, tartışırken bir yandan da hala kendi dediğini de sorgulayan yapım sebebiyle güçsüz düşüyorum. Oysa ben bu sorgulamayı gerçekten doğru fikire ulaşmak için yapıyorum, yani tartışmanın sağlığı açısından. Oysaki muhataplarım, istisnasız olarak bu anda zayıf düştüğümü düşünüp üsteme geliyor ve "sen kendi dediğinden bile emin değilsin olm" gibi bir hava yaratıp tartışmayı kazanıyorlar. Peki gerçekten kazanıyorlar mı? Doğrusu ben, ne onların bana ne de benim onlara bir şey veremeyeceğimi anladığım anda mücadeleyi bırakıyorum. Yelkenler suya! "tabi abi aslında haklı olabilirsin" gibi bir lafla tornistanı yapıyorum ve başka kıyılara yelken açıyorum. Muhatabım, tartışmayı kazanmış olmanın tatminini yaşıyor o sırada. Bakınız, geçen gün iş arkadaşım ile Beyaz Fırın'ın sahibinin Türk mü yoksa Bulgar asıllı mı olduğu konusunda yoğun taryışmaya girdik. Ben (damardan bir Kadıköy'lü olarak) ısrarla Bulgar olduğunu söylediysem de, arkadaşım sahibinin Türk olduğunu, eşinin Bulgar olduğunu falan söyledi. Adamla tanıştım hatta sohbet ettim falan dedi. Bu "adamla tanıştım" kısmında nesnel bir örnek verip tartışmanın belini kırdı ve kazandı. Daha doğrusu o öyle düşündü. Benim ondan da daha nesnel bir örnek vermem gerekiyordu, yani Beyaz Fırın markasının sahibinin kimliği, ticaret sicili falan gibi. Ama neyseki bu kadar ileri gitmedim. Bakınız, Beyaz Fırın'ın sahibi Türk müymüş yoksa Bulgar mı ; BAKINIZ !!! Şimdi ben linki arkadaşıma atmadım. Bilhassa atmadım. Çünkü bilmeden o kadar kendinden emin iddia etmesinin ardından tırssss diye sönmesini görmek istemedim. O kendi dünyasında haklı. Ama gerçekte yanlış. Doğruyu benden öğrenmemekte ısrar ediyor. Ben ona öğretmekte neden ısrar edeyim? Evet, uzmanlık sorusu değil. Öğrendiğiniz zaman başınız göğe ermiyor. Bilmemek, bir eksiklik değil. Ama tartışma tutumunuz bu olursa, başkalarından bir şey öğrenemezsiniz. Bu arada, Beyaz Fırın'ın sahibi ve tüm emekçileri. En çok da Kadıköy Çarşısındaki ilk, küçük dükkanda çalışanlar. Harikasınız. Hepinizi çok seviyorum.

K.
 
Toplam blog
: 295
: 733
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..