​ Taslak anayasada "Anayasa mahkemesi" / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '07

 
Kategori
Haber
 

Taslak anayasada "Anayasa mahkemesi"

Yinelemek gerekirse, demokratik ve parlamenter rejimlerde üç temel <ı>(sacayağı) var. Bunlar yasama, yürütme ve yargı gücü olup, birbirinden bağımsız işlemek zorundadır. Aksi takdirde hem görevler birbirine karışacak, bir anlamda denetim ortadan kalkacak, diğer taraftan ise biri, diğerinin üzerinde “etki”li olacaktır.

Olaya bu açıdan baktığımızda, ortaya konulan “Taslak” anayasada “Yüksek Mahkemeler” başlığı ile ve “Anayasa Mahkemesinin kuruluşu” alt başlığı ile mahkemenin yapısını düzenleyen 112. maddesinde, mahkemenin “siyaset” içine çekildiğini görüyoruz.

Bu maddeye göre Anayasa Mahkemesi üyelerinin sayısı 11 den 17 sayısına çıkarılırken, 8 üyenin seçimi TBMM’nin iradesine bırakılmaktadır. Adayların seçiminde ise, üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranmaktadır. Yani 330 milletvekilinin oyu, 8 üyeyi seçmek için yeterli olacaktır.

Madde, bu hali ile yasalaşması halinde, Anayasa Mahkemesi’nin siyasallaşacağı açıktır.

Gerçi (8) üye, Anayasa Mahkemesinde her ne kadar “Çoğunluk” oluşturmuyor gibi görünse de, yarıdan bir eksiğidir. Yani, kritik sayıyı oluşturmaktadır.

Bir başka anlatımla, iktidarın “Seçeceği” sekiz üye ile diğer üyelerden en az birinin de “karara iştiraki” halinde, iktidar, istediği gibi karar alabilme olanağına SAHİP OLACAKTIR.

Bir başka “sakıncalı” durum ise, seçilen üyelerin “görev süreleri” ile ilgili…

Devam eden 113. madde ile seçilen üyelerin görev süreleri 9 yıl ile sınırlandırılmakta ve bir kez seçilebilmektedirler.

Taslak Anayasa bu hali ile yasalaşması halinde, mevcut üyelere TBMM tarafından 4 üye seçilecek, halen üye olanların görev süreleri de <ı>(Geçici maddeye göre) yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 9 yıl ile sınırlandırılmış olacak. Şu andaki üyeler içinde görev süresi yaş haddi ile 9 yıldan fazla olanlar, dokuzuncu yılsonu itibariyle üyelikleri düşecektir.

Oysa… 1982 Anayasasında, “Anayasa Mahkemesi üyeliği”ne seçilenlerin görev süreleri, 65 yaşını doldurana kadar devam etmekteydi. Üye, kendi isteği dışında 65 yaşını doldurmadan üyelikten ayrılmıyordu.

Yargıda ve hele “Anayasa Mahkemesi” gibi bir yerde, üyeliğin süre ile sınırlandırılması, yine bir anlamda yargının “Teminat” altında olmasını engelleyecektir.

1982 Anayasasında “Süre”nin yaş ile sınırlandırılmasının anlamı, üyelerinin “Bağımsız” davranmasını sağlamanın “Teminatı” olarak öngörülmüştür.

Taslak Anayasadaki “Süre sınırlandırılması” bu anlamda seçilecek üyelerin <ı>(Her ne kadar bir defaya mahsus seçilmelerine rağmen) üzerlerinde “Baskı” yaratacağı ve süre sonunda ayrılacak olmaları, “Yargıç teminatı” bakımından sakıncalıdır.

Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilecek kişinin, görev süresini “Düşünme” zorunda bırakılması ve görev süresinin sonunda yine “Siyasi iktidar”dan bir beklenti içine girmesi halinde “Bağımsız ve hür irade” ile karar vermesine engeldir.

Sonuç olarak, her iki durum, Anayasa Mahkemesinin “Bağımsızlığına” gölge dürücüdür.

19 EYLÜL 2007

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..