​ Tavanda dans eden ışık / Yılbaşı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '10

 
Kategori
Yılbaşı
 

Tavanda dans eden ışık

Tavanda dans eden ışık
 

Karı bekliyorum. Sabırsızlıkla kar yağmasını bekliyorum. Yıl başlarını karsız sevmiyorum çünkü. Yeni yıldan ilk dileğim, kar... Tıpkı çocukluğumdaki gibi karlı bir kış olsun istiyorum.

Yılbaşının yaklaşmasıyla, hafızamda, çocukluluğumun, mutlu, tasasız, korkusuz ve karlı kışlar canlanıyor yine. Çocukluğumda muhtemelen, kar, diz boyuydu, fakat çocuk boyuma ve çocukça hayal gücüme göre, omuzlarıma kadar geldiğini hep anımsıyorum. Karda, açılmış yollarda, yürümeyi sevmiyordum, kara ilk ben ayak basmak isterdim ve ayak izlerimi seyretmeye bayılıyordum...

Evde, pencereden kar yağışını izlemeyi de seviyordum, özellikle geceleri, sokak lambaların etrafında uçuşan kar tanelerin dansı beni büyülüyordu.

Kar yağışıyla birlikte, bizden çok çok daha yüce, bir şeyin varlığını daha net hissediyorum. Dindar birisi değilim, fakat inançlıyım, inanıyorum, tanrıya, içimizdeki iyiliğe, sevgiye, mutluluğa, aşka, karın sihrine... Tanımlayamadığım, tanımlamasına da gerek duymadığım, bizi koruduğuna inandığım bir gücün varlığı bu.

Milliyet Blog sayfamı işte bunun için seviyorum, burada, çocukluk anılarıma dokunma fırsatı yakalayabiliyorum. Bazıları o kadar renkli, o kadar ışıklı... Hayalimde canlanıyorlar, onları içimde tekrar hissedebiliyorum ve dokunabilmek için yazmak istiyorum, anlam taşır biçimde kaleme alamasam bile.

Yıllar önce, yılbaşlarında olağandışı ve harika bir şeylerin gerçekleşmesini
bekliyordum.

Her yıl, evde , gerçek çam ağacını süslerdim... Çam kokusu eve gelmesi güzeldi. Tabii yetiştiğim ülkenin kültüründen etkilenmemek olanaksızdı... Öylesine çok ve harika çam ağıcı süslerim vardı ki... Kırılgan fakat çok zarif süslerdi... Onları büyük bir kutuda pamukların içinde muhafaza ederdim, çünkü çok narin camdan üretilmişlerdi ve el temasıyla bile kırılmaları mümkündü... Fakat gerçekten harikuladeydiler. İnsanın çocukluk eşyalarına dokunamaması ne kadar garip... İşte bu yüzden yazma ihtiyacı duyuyorum.

Bugün, yılbaşı ile birlikte fantastik beklentilerim yok, yılbaşının gelmesi bilmek yeterli.

Çocukluğumun sessiz karlı gecelerinde, yatağımda yatmış, karanlıkta, sobanın küçük deliğinden, tavanda oynaşan alevleri izlemeyi çok seviyordum... Tavana yansıyan, sobadaki ışık, bana güven, sıcaklık ve mutluluk hissi veriyordu.

Bugün, yılbaşı benim için, çocukluğumdaki tavanda dans eden o ışık...

Karla birlikte sevinç, enerji ve mutluluk geleceğine inanıyorum, o yüzden; “Kar yağsın! “ diyorum ve en içten diliyorum…

Birden aklıma mutluluk nedir sorusu geldi.

Bana göre mutluluk, düşüncelerimizin, söylediklerimizin ve yaptıklarımızın birbiriyle armonik örtüşmesidir. Bu sözleri ben bulmadım, fakat o kadar çok benimsedim ki sanki benim sözlerimmiş gibi hissediyorum.

Herkese Mutlu Yıllar...

Yazımı bitirdim , fakat yayına müziksiz vermek istemedim. Geçenlerde ilk kez dinlediğim ve akordeonun sesinden müthiş çok etkilendiğim Amelie’nin Valsini paylaşıyorum… Sanıyorum hayatımda canlı dinlediğim ilk enstrüman akordeon, annemin enstrümanı olduğu için bu vals ile birlikte, bu hem neşeli, hem hüzünlü sesi ne kadar çok sevdiğimi anımsadım.

http://www.youtube.com/watch?v=j1LPj9msobY&feature=related

 
Toplam blog
: 144
: 1854
Kayıt tarihi
: 13.03.08
 
 

Doğduğum ve büyüdüğüm şehir Kırcali, Bulgaristan. Yıl 1964. Makina Mühendisiyim. Evli ve iki çocu..