- Kategori
- Siyaset
Tayyip gider Mayyip gelir, ülkenin kaderi değişmez

100 yıldır yanlışlar görülmüyor ve şimdilerde hükümetin güya ülkeyi kalkındırmak için bir şeyler yaptığı söyleniyor ya doğru olsa bile klasik yanlışlar devam ediyor.
Devletin, hükümetin hatasından ziyade milletin hatasını dile getirmek lazım; milletin hatası durumunu kabullenmek, soframda bir tas çorba olsun karnım doysun yeter demek. Böyle olunca da devlet ona göre plan program yapıyor; çünkü nasılsa iki kaldırım bir köprü seçimi garanti ediyor.
İşte Türkiye buradan kaybediyor.
Hükümet halkın ihtiyaçlarına göre plan yapıyor; e halkın ihtiyacı da 500 lira bağ kur maaşı… Hükümet “Ben halkın isteklerini yerine getiriyorum, halk benden 500 lira bağ kur maaşı istiyor ben de veriyorum” diyor; hükümete bir şey diyemiyorsun.
Bunları yazarken Kerim Korkut’un düzeni aklıma geliyor… Bağ kur/emekli maaşı ya da asgari ücret ücret için kuyrukta bekleyenlere Kerim Korkut yaklaşıyor: “ Benim dillendirmeye utandığım üç kuruş maaş için boynunuzu bükmüş, razı kuyruk bekliyorsunuz. İçinizde ne bir kızgınlık ne de bir isyan var. Elin Yunan’ı maaşım yetmiyor diye kaldırımları söküyor sizler adeta memnunsunuz. Yanınızdan geçiyorum-Allah sizi başımızdan eksik etmesin diye- teşekkür ediyorsunuz. Sizler nasıl bir halksınız ya! Sen isteyeceksin ki ben vereceğim. Yakamı peşimi yırtacaksın” diyecek.
Gerçekten Ağaç Hareketi düzeni bu ülkeye gelebilirse böyle bir diyalog yaşanabilir.
İnsanlarımızın hatası “Bizim ülkemiz bize ancak bu kadar refah sağlayabilir. Bu şartlarda bu hayat normal” demeleridir. Sana verilen 300 lira yardım aylığı,500 lira bağ kur maaşı, 800 lira asgari ücret, 700 lira emekli maaşı ülkenin verdiği değil ki, birilerinin verdiği. Sen bu kadar istiyorsun, onlar da veriyor koşarak oy verdiğine göre memnun oluyorsun. Ülkenin verdiklerini de havailerde Dubailerde birileri yiyor.
Ve düşünülmeyen bir başka şey 100 yıldır böyle ve bundan sonra da –değişen şartlara göre, eh biraz da bizim gibi safları kandırmak için elbette küçük artışlar olacak-ufak zamlarla bu tablo devam edecek. 100 yıl sonra da senin torunun aynı senin gibi 300 lira yardım aylığı,500 lira bağ kur maaşı,800 lira asgari ücret,700 lira emekli maaşı alacak.
Bu ülkenin insanlarına anlatamıyorum ben; bu kurulu düzen, kurulu! Senin maaşın 100 yıl önce belirlenmiş. O kadar safsın ki eriyip kaybolmasın diye maaşına her yıl yapılan üç kuruş zamma bakarak maaşım artıyor sanıyorsun; oysa 100 yıl önceki dedenle aynı parayı alıyorsun. Ve 100 yıl sonra da torunun seninle aynı parayı alacak.
Her yıl % bilmem kaç büyüyoruz, Türkiye’nin kişi başına yıllık geliri 2500 dolardan 13000 dolara çıkmış, bu artışın benim maaşıma yansıyan karşılığı nerede demiyorsun!
Bu ülke halkın cehaleti yüzünden gelişemiyor.
Okuma yazılarımızı; senin eline 300 lira yardım bordronu verip kapitalist ağaların kasasına milyon dolarları aktarmak için –sana bir kuruş faydası olmayacak- başbakanın “Kanal İstanbul” projelerini dinle ve oyunu da hazır et.
Ah benim vatandaşım, sen küçük olduktan sonra ülken büyük olsa nolur!
Halk için yapılacağını bileyim, halka faydası olsun Kanal İstanbul’un kanallarında gönüllü çalışırım. Anlamadığınız şey Türkiye’nin zengin olması senin zengin olman anlamına gelmiyor. Yıllık kişi başına gelir 13000 dolarsa seninki niye 1000 dolar? Çünkü sana bu kadar veriyorlar. Musluğun başındalar, kendilerine bir kova alırken sana bir tas veriyorlar, anlamıyor musun?