​ Tehlike çanları bitince- 2 / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '09

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Tehlike çanları bitince- 2

Tehlike çanları bitince- 2
 

sevgi


Bütün bunlara rağmen Ali Müdür Ayşe’yi hem çok sever hem de çok kızardı. Ve çoğu zaman Ayşe olayları alttan alırdı. Ayşe; Ali Müdüre zarar gelmesini hiçbir zaman istemezdi. İşlerinde de çok başarılıydılar ikisi de. Ayşe her defasında müdürüne övgüler yağdırırdı. Müdürü ise asla. Yaptığı güzel bir iş sonrası teşekkür edip takdir edeceğine “bu senin görevin” deyip moralini de bozmuyor değildi. Ama Ayşe SEVGİ’si uğruna her şeye katlanıyordu. Tabii ki Ali'nin de katlandıkları vardı. Ona göre o belki daha fazla katlanıyordu. Herşeye rağmen Ayşe'ye karşı çabuk netleşiyordu Ali. İçinde kötülük fesat yoktu. O da Ayşe'yi seviyordu çünkü. Evlilik gerçekleşmeliydi ama ikisini de engelleyen bir şey vardı. İkisi de tanınmış ailelerin çocuklarıydı. Evlenemiyorlardı ama evli gibi davranıyorlardı.

Müdür başka bir yolla Ayşe'nin olup olmadığını bilmeden Ayşeye defalarca teşekkür edip övgüler yağdırdı. Nasıl mı? Ayşe; yerel gazetede yazılar yazıyordu. Tabi müstear bir isimle yani kendi ismiyle değil. Ayşe yazdığı yazıları bir yolla müdürünün okumasını sağladı. (Yazılanları daha evvel sabaha kadar çoğunu paylaşmıştı aslında Ayşe.) Müdür Ayşe'yi çağırarak bak ne kadar güzel yazmış çok beğendim, kim acaba tanışmak isterim. v.s. diyerek aslında ona teşekkür ediyor ve onun onu çok sevdiği Ayşe'nin olduğunu bilmiyordu. Bu Ayşe'nin hem hoşuna gidiyordu hem de zoruna. Böylesi iltifatlar olsa da olur olmasa da düşüncesiyle kendini ifşa etmeye karar verdi. Ve günlerden bu gün anlattı kendini Ayşe. Ayşe'nin bir de yarım kalan PAPAĞAN hikayesi vardı. Papağan hikayesinin sonu keşke Ayşe'nin kafasındaki gibi bitmese. Ayşe halen Ali'yi seviyor. Hem de çok seviyor. Ya Ali! zaman gösterecek.

Ayşe'ye bir müdürlük teklifi gelmişti. Ali'ye olan SEVGİ’si adına reddetmişti. Çünkü ayrılsaydı o okuldan onu çok az görecekti. Ve yine Ayşe Ali'yi koruyor diye bir yolla ceza almıştı. Bütün bunlar Ayşe'nin canını hiç sıkmıyordu. Çünkü içten seviyordu. Son olarak Ayşe'ye güzel bir yerden bir teklif daha gelmişti. Bir üst ünvanla başka bir kurum. Çok bocaladı Ali'yle danıştı. Ali de benim tainim yakın zamanda çıkacak. Sen kaybetme bari. (Ali onun taininin çıkacağı yere bile gitmek istemişti.) Bu kez de; bir üst ünvanla gidilecek kurum amirine; onların SEVGİ-AŞK bağı anlatılınca o da olmamış. Ama yine de Ayşe halinden memnundu.

Yine günlerden birgün Ali Müdür; fındık kabuğunu doldurmayan bir olay yüzünden Ayşe'ye kızmış. Ayşe konunun vuzuha kavuşması için elinden geleni sarfedip, defalarca yanına gitmiş, gözlerine bakmak istemiş, dokunmak istemiş ama nafile. Daha sonra telefon açmış, kahvaltıya davet etmiş, özür mahiyetinde mesajlar çekmiş yine nafile. Konuşmak istediğinde mazeret üretip kapatmam lazım diyerek geçiştirmiş. (Daha önceleri içindeki ortam ne kadar zor olsaydı olsun ya arar ya da müsait olduğunda muhakkak aramasına rağmen) Ayşe bir hata yapmıştı Ali'ye karşı. Konuşma esnasında sarfedilmemesi gereken bir söz kullanmıştı. ”Bana böyle davranman burada sıkıntı yaratmama sebep olacak” demişti. Ali sıkıntı yaratmayacağımı bildiği halde bir türlü netleşmedi. İşin ilginç tarafı kendisine zarar verilenleri bile affedip oturup sohbet ederdi aralarında hiçbir sevgi bağı olmamasına rağmen. Ayşe her zamanki gibi izzet-i nefsini defalarca ayaklarının altına almıştı ama yine nafile. Kendi deyimiyle zor bir erkekti. Bu zoru başardığını sanıyordu Ayşe. ikinci bir hatası da vardı Ayşenin: Ali'yi çok düşünür ve hiç bir konuda Ali'ye zarar gelmesin diye elinden geleni fazlasıyla yapıyordu. Belki bu aşırı düşkünlük ilişkilere zarar verdi. Ama Ayşe sadece Ali'ye karşı böyleydi. Çünkü onu çok seviyordu. Kişi sevdiği insanın zarar görmemesini, üzülmemesini ister. 8 yıl boyunca berber oldular arada ufak sıkıntılar olmasına rağmen her şey çok güzeldi. Beraber gülüp beraber ağlarlar ve hemen hemen her şeyi paylaşırlardı. Son zamanlarda bu paylaşım çok azalmıştı. Ali artık pek paylaşmıyordu.

Acaba Ali müdür bu olayı bitirmek mi istiyordu?

Yoksa 1-2 ay sonra gidecem diye Mezopotamya ilini bitirdim, içindekileri de bitireyim mi diyordu?

Yoksa yanımda bir koruyucu olmalıydı artık tehlike çanları çalmıyor, olsa da olur olmasa da olur mu diyordu?

Yoksa birilerini Ayşe'ye mi tercih ediyordu.

8 yıl güzel, tatlı, hoş anılar neticesi böyle mi olmalıydı?

Ayşe demiş ki,

Bu soruların akla gelmemesi lazımdı. Aynı zamanda da

Bu sorular akla getirtilmemeliydi.

Bu soruların cevabı ne olursa olsun Ayşe Ali'ye şunları diyormuş,

Sana hiçbir zaman zarar gelmesini istemem.

SENİ ÇOK SEVİYORUM

Gitsen de kalsan da seni asla UNUTMAYACAĞIM,

Her zaman KALBİMDESİN.

Evet SENİ ÇOK SEVİYORUM.

Ayşe Ali'yi çok sevmiş.

ALLAH SEVENLERİ BİRBİRİNDEN AYIRMASIN….

Not.Bu hikaye çok daha uzundu kısalttım. Ayrıca başrolünün yani Ali'nin babam olduğunu sonraları öğrendim. Babamın Ayşe'yle evlenmesini çok isterdim şahsen. Ama gerçekleşmemiş. Nedenini de bir türlü bize anlatmadı.

 
Toplam blog
: 15
: 3418
Kayıt tarihi
: 22.02.09
 
 

Mardin doğumlu, evli ve 3 çocuk babası olup üniversite mezunuyum. Mardin'de yaşıyorum. ..