- Kategori
- Deneme
Teknoloji Kafesinde Yaşamlar

Toplum olarak biraz fazla abarttığımız ve fazlaca bağlandığımız bir teknoloji gerçeği var. Toplumsal yaşamın yerine getirdiğinden çok yığınların toplu halde yerine getirdikleri ve yaptıkları ile kabul gördüğü bir yapı var. Bu tür davranışlar toplumda daha çok yer alıyor. Elbette küreselleşen bir yapı içerisinde toplumların birbirine daha yakın olduğu bir zaman diliminde İnternet kullanımı, teknolojiye bağlılık bireysel yakınlığı yerle bir ediyor. Özellikle günümüz toplumunda teknolojinin hayatımızda her alana girmesiyle birlikte insanları bir esir alanı içerisinde kafese alıyor. Bana göre bu günümüz hapishanesinden başka bir şey değil.
Her geçen zaman daha fazla bağımlı olduğumuz ve üretkenliğimizin yerle bir olduğu düzende hazırcı bir topluma, bireylere dönüşüyoruz. Kafesin içerisinde yer alıyoruz ama bu kafes açık ve bir o kadar da kapalı…
Toplumun kanayan yarası haline gelen popülizm ve beğenme-beğendirme kültürü üzerine teknoloji kullanımı ile birlikte önemli bir duruma dikkat çekmek gerektiği kanısındayım. Teknolojinin kafes olduğu ve akıllı telefonlar ile birlikte sosyal medyanın bizleri esir aldığı bu dünyada toplum olarak özeleştiri yapma hakkını kendimizde görmeliyiz. Burada popüler olma düşüncesini ve kendini bir yerlere beğendirme kaygısını da önümüze koymalıyız. Özellikle genç nüfusta son dönemlerde bu olağan bir hâl aldı.
Elbette teknolojinin getirdiği nimetlerden olan ve her imdadımıza yetişen teknoloji ile kullanmaya başladığımız akıllı telefonlar ve sosyal medya hakkında kötü bir tavır sergileyecek değilim. Sadece şu detaya dikkat çekmek istiyorum: Toplum olarak teknolojinin içinde kendimize fazla yer verip kendimizi sanal dünyanın içine kapatıyoruz. Kapalı kalmak bizi bağımlı hale getiriyorken birçok değerimizi de göz ardı ediyoruz. Bu yüzden toplum olarak daha fazla umursamaz oluyor, toplum olarak bilinçlenme modellerini daha farklı alanlardan edinmeye çalışıyoruz. İlk başlarda bu durum çok sakıncalı gibi görünmeyebilir ama maalesef bir şeyin yararı olması onun zararı olmayacağı anlamına gelmiyor.
Özellikle ellerinde olan cep telefonlarıyla birlikte birçok insanın sosyal medya esaretine düştüğü benim değimimle kafeslendiği bir gerçek var. Bu insanlar toplum yaşamının her yerinde anlık olarak ne yaptığının farkında olsa bile bağımlılıklarından ötürü kendilerini dış dünyaya kapatıp kendilerini sanal dünyaya adapte ediyorlar. Kimisi Facebook, Twitter, Instagram gibi uygulamalarda gezerken; kimisi de Whatsapp gibi uygulamalarda yazışıyor.
Telefonlar ellerde yavaş bir ahenk ile sanal dünyaya adapte olmuşken dış dünyadan kopmuşçasına kişiler toplumdan soyutlanarak kendisini dahi unutuyor. Önceden de belirttiğim üzere toplum olarak bu durum gençlerimizde daha çok görünüyor.
Körü körüne teknoloji bağımlılığı her geçen gün artıyor. Bu bağımlılık genç insanlarımızda daha da bir artış gösteriyor. Gençlerin üzerinde daha çok artmasının sebebi popüler olmak ve kendini beğendirmek olduğu da bilinen bir gerçektir. Gençlerin kendilerine teknolojinin daha çok hitap etmesinden kaynaklanıyor.
Yine teknolojinin bizleri ve gençlerimizi kafeslediği bir süreçte kitap, dergi ve gazete okuma oranı aşağılarda kalıyor. Oranlarda artış olsa dahi bu artış hafif düzeyde kalarak devam ediyor. Teknolojiye baktığımızda hep bir artış söz konusu. Teknoloji hayatımızda birçok şeyin önüne geçiyor. Toplum olarak teknolojiyi, sosyal medyayı içselleştirdiğimiz kadar kitapları da içselleştirseydik diye düşünüyorum. Örnek verecek olursak 2015’te kişi başına Türkiye’de 8 adet kitap düşüyordu, 2016 yılında ise kişi başına düşen kitap sayısı 8,4 adete yükseldi. 2017 yılı içinse yine dua ediyoruz ki yükselme daha fazla olsun. Kitap yayınlama konusunda da son yıllarda bir artış görünen ülkemiz dünyada 11. sırada yer alıyor. Dünya bazında iyi bir kitap yayınlama performansı olmasına rağmen büyük hedefler gözeten bir ülke için oldukça geride kalıyoruz. Elbette kitap artışında da kişi başına düşen kitap sayısı artmakta fakat yetersiz kalıyor.
Gençlerimiz ellerinde telefon yerine kitap olsa diye düşünüyorum. Teknolojinin kafesine tıkılıp kalacaklarına gidecekleri yere kitapların yolculuğunda devam ederek yeni ufuklara yelken açsalar hiç fena olmaz. Elbette gelişen teknolojiyle birlikte büyüyen sosyal medya tezahürü gençlerimize daha kolay geliyor. Her şeyin orada olduğuna inananlar ve gündemi dahi oradan takip ederek hayatına yön veriyor. Toplum olarak sosyal medya üzerinde popüler olma inancıyla popülizm kültürü benimsenmekte ve birçok insanımız var olduğunu kendi beğendikleri ile kanıtlamaya çalışıyorlar.
Teknoloji her bir toplumu içine almakla birlikte tüketme alışkanlığını da kazandırırken beğeni kültürünü de ortaya çıkarıyor. Teknoloji ile birlikte bireyselliğin bu kadar ön plana çıktığı ve popülizm gibi bir kültürün toplumdaki bireyleri etkilemesiyle gelişen olayları görmemek o kadar zor görünmüyor.