- Kategori
- Gündelik Yaşam
Televizyon karşısında bir balık hafıza

Adam gerçekten berbat biri. Hırs burun deliklerinden taşıyor. Bir koltukta bacak bacak üzerine atmış, patron tarafından aşağılanan birini sırıtarak izliyor. Aşağılanan personel bir türlü toparlayamadığı cümlelerle kendini açıklamaya çalışırken patron "bitti" diyerek konuşmayı noktalıyor. Koltukta oturan hırs yumağı adamın yüzündeki sırıtış kulaklarına kadar yayılıyor ve elindeki kola kutusunu kaldırarak "haftaya görüşürüz." diyor. Ve elbette kola kutusunun markası açık net olarak okunabiliyor çünkü kötü adam o markayı gözümüze sokuyor. (Filmde olmayan ve görünmez altyazı ile geçen cümle şu: Kötü adamlar .... marka kola içerler. Teşekkürler sevgili Hollywood mesajı aldık. Biz iyi adamlar ve kadınlar olduğumuza göre rakip firmanın kolasını içeceğiz.) Bir sonraki sahne: İyi adam, az önce işinden olan personel, kanepesinde uzanmış efkarlı bir şekilde birasını yudumluyor. Adamı hem seviyor hem de acıyoruz haline bakarken. Yudum yudum içiyor adam birasını. Ve bir süre sonra kamera kederli adamı yakın plan alıyor ve adamın göğsünün üzerine koyduğu biranın markasını net olarak görme olanağı veriyor bize. (Görünmez altyazı 2: İyi ve efkarlı adamlar ... marka bira içerler. Bingo Sevgili Hollywood bir kez daha avladın bizi. Biçimlendir bizi biçimlendir. Artık bir bara girdiğimizde iyi adamları ve kötü adamlarını içkilerine bakarak ayırdedebilelim. Sevgili Hollywood sana minnettarız.)
Nedir şimdi tüm bunlar? Yorgun ve sıkıcı geçirilen bir günde, beynime onca şey tıkıştırılmaya çalışılmışken ve ben evime saklanmışken, "tüm dünya dışarıda kalsın iyiyim ben burada." derken, kendi dünyamdan kopup bir başka dünyaya dalmak için ekran karşısına geçmişken dünya yine gözlerimden kulaklarımdan birşey tıkmak zorunda mı? Çıkış ya da kaçış yok mu yani? No Way Out (Çıkış yok.Kevin Costner miydi? Bu çağrışımlardan nefret ediyorum.) Bu algılamalarıma bir ekran koruyucu koyamaz mıyız şöyle bir akvaryum balığı falan ( Kayıp Balık Nemo mu? Bu çağrışımlardan gerçekten nefret ediyorum.)
Balık demişken bu balık hafızamın neden hep saçma sapan şeylerde zehir gibi olduğu konusuna takılmış durumdayım kaç zamandır. Önemli olan hiçbirşeyi hatırlayamıyorum da önemsiz olan ne varsa anımsıyorum. Biri bana telefon numaramı sorduğunda susup kalıyorum. Bir süre düşünmem gerekiyor. İşin garibi karşıdaki insan numaramı vermek istemediğimi ve böyle sersemce bir yolla onu atlatmaya çalıştığımı düşünüyor. Berbat bir durum. Kimse kötü bir hafızam olduğuna inanmıyor da böyle berbat bir yoldan numaramı sakladığımı düşünüyor. Utanç verici. Oysa bundan çok daha akıllıca bir yöntemle bu işin içinden çıkabilirim. Mesela "siz numaranızı verin ben sizi ararım." diyebilirim. Neyse. Fakat kendi numarası konusunda bocalayan hafızam yanından geçen hiç tanımadığı iki kişinin konuştuklarını, üstelik can kulağıyla dinlemediği halde öylesine kulağına çalınan cümleler olduğu halde, tüm kesinliğiyle anımsıyor. Nedense?Aslında belki de kendime "unutma unutma" diye telkinde bulunduğum içindir bu durum. Ama kendime telkin etmediğim hiç birşeyi unutmuyorum, ki bunlar genelde gereksiz şeyler oluyor. Bir nevi lüzümsuz bilgiler ansiklopedisi gibi bir aklım var yani.
Sinema sektörü için nefis bir avım sonuç olarak. Böyle bir hafızanın gözüne gözüne sokabilirsin o gizli reklamları ve işin tuhafı o reklamlara anlam bile katabilirsin. İyi adamlar ... marka bira içer, kötü adamlar ... marka kola içer, akıllı kadınlar... marka çikolata yer, sorunları olan kadınlar ... marka kahve içer falan filan. Hatta insanların farkında olmadan birbirlerini sınıflandırmalarını bile sağlayabilirsin. "Hımmm saçları şöyle olanlar keskin dillidir kaçınız, şöyle gülümseyenler pek fettan olurlar, bıyıkları böyle olan adamlar çapkındırlar kaçınız..." Amman ne hoş. Bunun için minnettarız.
Ben bu akşamı sakin sakin elimde bir tabak ayçekirdeği ile televizyon karşısında kaykıla kaykıla geçirmeyi planlamıştım oysa. Filmi büyük bir keyifle izlerken o markalar gözümün bebeğine yapışınca aklım bu sakin akşamı her zamanki gibi sakin olmaktan çıkardı ve beni başka yerlere hem de hiç tahmin etmediğim yerlere savurdu. Kelebek Etkisi mi? Ne alakası var şimdi? ( Çağrışımlardan nefret ediyorum demiş miydim?)
Fotoğraf: http://rood-vigg.deviantart.com/art/Television-61427207
Nedir şimdi tüm bunlar? Yorgun ve sıkıcı geçirilen bir günde, beynime onca şey tıkıştırılmaya çalışılmışken ve ben evime saklanmışken, "tüm dünya dışarıda kalsın iyiyim ben burada." derken, kendi dünyamdan kopup bir başka dünyaya dalmak için ekran karşısına geçmişken dünya yine gözlerimden kulaklarımdan birşey tıkmak zorunda mı? Çıkış ya da kaçış yok mu yani? No Way Out (Çıkış yok.Kevin Costner miydi? Bu çağrışımlardan nefret ediyorum.) Bu algılamalarıma bir ekran koruyucu koyamaz mıyız şöyle bir akvaryum balığı falan ( Kayıp Balık Nemo mu? Bu çağrışımlardan gerçekten nefret ediyorum.)
Balık demişken bu balık hafızamın neden hep saçma sapan şeylerde zehir gibi olduğu konusuna takılmış durumdayım kaç zamandır. Önemli olan hiçbirşeyi hatırlayamıyorum da önemsiz olan ne varsa anımsıyorum. Biri bana telefon numaramı sorduğunda susup kalıyorum. Bir süre düşünmem gerekiyor. İşin garibi karşıdaki insan numaramı vermek istemediğimi ve böyle sersemce bir yolla onu atlatmaya çalıştığımı düşünüyor. Berbat bir durum. Kimse kötü bir hafızam olduğuna inanmıyor da böyle berbat bir yoldan numaramı sakladığımı düşünüyor. Utanç verici. Oysa bundan çok daha akıllıca bir yöntemle bu işin içinden çıkabilirim. Mesela "siz numaranızı verin ben sizi ararım." diyebilirim. Neyse. Fakat kendi numarası konusunda bocalayan hafızam yanından geçen hiç tanımadığı iki kişinin konuştuklarını, üstelik can kulağıyla dinlemediği halde öylesine kulağına çalınan cümleler olduğu halde, tüm kesinliğiyle anımsıyor. Nedense?Aslında belki de kendime "unutma unutma" diye telkinde bulunduğum içindir bu durum. Ama kendime telkin etmediğim hiç birşeyi unutmuyorum, ki bunlar genelde gereksiz şeyler oluyor. Bir nevi lüzümsuz bilgiler ansiklopedisi gibi bir aklım var yani.
Sinema sektörü için nefis bir avım sonuç olarak. Böyle bir hafızanın gözüne gözüne sokabilirsin o gizli reklamları ve işin tuhafı o reklamlara anlam bile katabilirsin. İyi adamlar ... marka bira içer, kötü adamlar ... marka kola içer, akıllı kadınlar... marka çikolata yer, sorunları olan kadınlar ... marka kahve içer falan filan. Hatta insanların farkında olmadan birbirlerini sınıflandırmalarını bile sağlayabilirsin. "Hımmm saçları şöyle olanlar keskin dillidir kaçınız, şöyle gülümseyenler pek fettan olurlar, bıyıkları böyle olan adamlar çapkındırlar kaçınız..." Amman ne hoş. Bunun için minnettarız.
Ben bu akşamı sakin sakin elimde bir tabak ayçekirdeği ile televizyon karşısında kaykıla kaykıla geçirmeyi planlamıştım oysa. Filmi büyük bir keyifle izlerken o markalar gözümün bebeğine yapışınca aklım bu sakin akşamı her zamanki gibi sakin olmaktan çıkardı ve beni başka yerlere hem de hiç tahmin etmediğim yerlere savurdu. Kelebek Etkisi mi? Ne alakası var şimdi? ( Çağrışımlardan nefret ediyorum demiş miydim?)
Fotoğraf: http://rood-vigg.deviantart.com/art/Television-61427207