- Kategori
- Çevre Bilinci
Temiz bir çevre ve sporun önemi

İstanbul, Avrupa'da ve Dünya'da bir çok ülke nüfusundan büyük bir insan kütlesini içinde barındırar bir şehir. Trafiği malum, içinden çıkılmaz halde, yaşamsal alanlarda ortaya konan çabalar sonucunda her yeni tesis, altyapı, yol vs. kısa bir zaman sonra, insanların ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geliveriyor,
Hükümetlerin ve yerel yönetimlerin yapmış olduğu her icraat, proje, yatırım, insanlarımız tarafından büyük bir dikkat ve özenle takip ediliyor, ortaya konan her şey insanımıza daha yaşanılır bir ortam sağlamak adına yapılırken, büyük bir emek ve finans kaynakları harcanarak ortaya konan iyi ve güzel şeylerin, -altyapı ve üst yapı projelerinin- özenle korunması, yaşatılması biz vatandaşlara düşmektedir.
Çevremizde veya uzağımızda yapılan bir yol, üstgeçit, kavşak, yol-su-elektrik-doğalgaz hizmetleri, sosyal tesislerin kullanım avantajlarından istifade edenler tüm insanımızdır. ancak çarpık gelir dağılımına sahip ülkemizde tabana yayılan hizmetlerden, genellikle belirli ve önemli oranda düşük gelire sahip kesimlerin istifade ettiği bilinen bir gerçektir.
Bu kesimlerin imkanlardan eşit şekilde istifade etmesi, refahtan pay alması, mutlu olması, yönetimden memnun ve müsterih olması, demokratik yönetimlerde, seçimle işbaşına gelmiş olanları yani seçilmişleri her zaman mutlu eden bir yönü vardır, bu durum aynı zamanda insani yönü ağır basan, tatminlik duygusunuda içerir.
Bugün ülkemizde, insanlarımız, kitlevi şekillerde spor yapma kültüründen oldukça uzaktırlar, bunun sosyal, siyasal, ekonomik ve eğitsel bir çok sebepleri olduğu bilinmektedir, bu görüşün aksini ispat etmek için yeni yapılmakta olan stadyumların istihap hadlerini gerekçe göstermeye kalkmak ya da, ne bileyim, gazete sayfalarının üçte birinin spor haberlerine -yazılarına- ayrıldığı bir ülkenin insanı olduğumuzdan bahisle, spor bilincinin yaygınlığından da söz etmemeiz mümkün değildir.
O zaman doğru olan; ilk öğretim çağındaki her çocuğumuzun arzuladığı veya yatkın olduğu branşlarda, spor yapmasını sağlamak, taşvik etmek, özendirmek ve hayatımızın olmazsa olmaz bir ödevi haline getirmektir.
Yapılması gereken se, kamu arazilerinin tahsisi, yoksa istimlakı ile sosyal devletin sağlıklı nesiller yetiştirme görevinin layikiyle yerine getirilmesidir. İmar planlarında açık ve kapalı spor alanlarının belirlenmesi ve bunun tavizsiz uygulamaya sokulmasıdır.
Şehirleşmenin hızla yayıldığı, mahalle ve semtlerde, bu planlar ortaya konulmazsa, sonradan yapılan müdahalelerle, bozarak yapmanın da asla mümkün olmadığı bilinmektedir. Tabii bakış açısıda önemlidir.
* * * * * * * * * * * * * * *
Spor, yaşamın deveranı içerisinde temiz bir çevre de yapılabilir, bu uygulama, dünyada genel kabul görmüş bir ağırlığa sahiptir ve oldukça da benimsenmiştir.
Yukarıda belirttiğim, halk için yapılmış veya yapılacak olan yatırımların, kendi evimiz, işyerimiz, bize ait bir eşya gibi korunması menfaatimize uygun bir davranıştır. Şehirde yaşayan tüm insan yığınlarının büyük bir müştereklik ruhu ile sahip çıkması gereken bu yatırımların az sonra aşağıda anlatacağım bir örnek olayda olduğu gibi heba edilmesi, iğfal edilmesi, sabotajı, hor kullanılması, görmezlikten gelinmesi, emeğin ve servetin değer kaybına uğratılması veya sizin ekleyeceğiniz daha bir sürü olumsuz isnadın müsebbibleri olanlar yani zarar ve ziyana sebep olanlar halkımız tarafından asla affedilmemesi gereken hususlar olmalıdır.
Binlerce insanlarımızın yoğun olarak kullandığı ortak alanlarda, parklarda, yollarda, sularda, ovalarda, meralarda, muhtemel her yerde, çevremizi kirletenler, her zaman uğursuz addedilecek, şerefsiz ve hain olarak yaftalanmaya müstehaktır.
Her sabah büyük bir iştiyakla yürüdüğüm E-5 üzerindeki yan yolda kaldırımı ezerek boş bellediği çıkmaz bir sokağa gecenin bir vaktinde kamyonundaki harfiyatı boca eden uğursuz şoför,
Büyük bir özenle, yayalar için yapılmış kaldırımların taşlarını çıkaran, kablo, boru vs. döşedikten sonra eski haline avdet ettirmeyen taşaron firmaların cin hamalları, siz de aklınızı başınıza alın...
Alınan yakıta karşılık BEDAVA arabanızı yıkayan "Akaryakıt İstasyonlar"nın sahiplerinin kurnazlıklarını biliyorsunuz. Belediyelerden ruhsatsız, gideri olmayan ilkel usüllerde yaptıkları araç yıkamaları sonucu ortaya çıkan çamuru kaldırım üstlerine ve kenarlarına, kirli suyu da araçların süratle geçtiği caddelere, sokaklara, yan yollara ve otobanlara kanalize eden uyanık bazı istasyon sahipleri... size de buradan sesleniyorum.!
Belki siz; yıllık aidatı 10 bin, 20 bin YTL. olan havuzlu, fitness salonlarında yoga yaparak deşarj oluyorsunuz, ancak büyük halk yığınlarının gelip geçtiği, yollarını, kaldırımlarını kirleterek iğfal etme cüretinizin bedelini muhakkak ödeyeceksiniz...