- Kategori
- Güncel
Terörist başı ile görüşülemez

TERÖRİST BAŞINA SAYGI
Devlet görevlileri terör tehdidi altında; Terörist başı ile daha önce de görüşmüşler, 2011’de Oslo’da PKK yöneticileri ile de pazarlıklar yapılmış, şimdi de terörist başı ile tekrar pazarlık yapılıyor olması kabul edilemez. Bu durum devlet yönetiminin zaafıdır.
Düne kadar, legal bir parti olan BDP yetkilileri ile bile görüşmekten kaçınan AKP’nin, bugün ne oldu da illegal terör örgütün suçlu bulunarak mahkum edilmiş olan terörist başı Abdullah ÖCALAN ile görüşme ortamı hazırlanıyor ve ne gibi ödünler verilmek zorunda kalınıyor.
Bu tavizler; hapishanelerdeki açlık grevleri sonucu mu? Terörün tırmanması sonucu mu? KCK’nın kurduğu teşkilatın baskısı sonucu mu? İsrail’in kendi güdümünde Kürdistan kurma arzusu nedeniyle mi? Dış güçlerin bağımsız Kürdistan’a giden yoldaki adımların atılması isteği sonucu mu? Yoksa bunların hepsi mi? Olarak gerçekleşmiştir.
Şantaj ve baskılarla başlatılan bu görüşmelerin Türk Milletince kabul edilebilecek bir sonuç vermesi mümkün değildir. Hangi gerekçe olursa olsun hiçbirisi de bu konuların Terörist başı ile görüşmenin gerekçesi olamaz. Bu oldubittiyi hiçbir onurlu Türk kabul edemez. Bu görüşmelerden de Türkiye için olumlu bir sonuç çıkması beklenemez.
Sayın Başbakanın, daha AKP’nin kuruluş aşamasında ABD’den icazet almasıyla, sürekli ABD’nin dümen suyunda hareket ediyor olması da Türk Milletince tasvip görmemektedir. Her aşamada Türkiye’nin aleyhinde alınan kararlara boyun eğilerek uluslararası sermayenin menfaatleri korunmaktadır. Bu şantajlar sonunda, açılımlar çerçevesinde; Kürtlere olması gerekenin üzerinde hoşgörü gösterilerek avantajlar sağlanmakta ve Anayasa hiçe sayılarak Kürtlere ayrıcalıklar verilmekte ve federasyona giden yerel yönetimler yasası çıkarılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak; şantaja ve baskılara boyun eğdikçe şantajcının istekleri bitmeyecektir.
Bu vatan; Namık Kemal’in “VATAN MERSİYESİ”inde ifade edildiği gibi bir kurtarıcı bekliyor.
“Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini
Yoğimiş kurtaracak bahtı kara mâderini”
Bir fıkra; Sayın Başbakan siz ABD’den o icazeti almayacaktınız…
** Vaktiyle bir otlakta aslanlarla öküzler beraber yaşarmış. Karnı acıkan aslanlar, öküzlere saldırarak karnını doyururmuş. Bundan rahatsız olan öküzler çözüm aramaya koyulmuş. Sonuçta aslanlar saldırdığı zaman yan yana dizilerek boynuzlarıyla aslanlara karşı koymayı planlamışlar. Tabii her seferde başarısız olan aslanlar gittikçe güç kaybetmeye başlamış. Çaresizlikten yeni otlak aramaya karar vermişler. Fakat aralarındaki yaşlı aslan, “Benim bir fikrim var, onu uygulayalım. Olmazsa öyle gidelim.” demiş.
Yaşlı aslan yanına iki tane aslan alarak yola çıkmış. Aslanların geldiğini gören öküzler gardını alıp beklerlerken yaşlı aslan beyaz bayrak açarak barış ilan etmiş ve aralarında şöyle bir konuşma geçmiş:
Yaşlı aslan özür dileyerek söze başlamış ve aslında dost olmak istediklerini söylemiş. “Kardeş kardeş yaşayalım” demiş.” Öküzler de bu teklife sıcak bakmış. Yaşlı aslan konuşmaya devam etmiş. “Ama bir sorunumuz var. Biz sizin sarı öküzü gördükçe ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Siz bize sarı öküzü verin, biz de size saldırmayalım” demiş.
Bu teklife yaşlı boz öküz karşı çıksa da diğer genç öküzler sarı öküzü vermeyi kabul etmiş. Ve sarı öküzü alıp giden aslanlar karınlarını bir güzel doyurmuşlar. Aradan beş-0n gün geçtikten sonra aslanların tekrar karnı acıkmış. Yine eski sistemi kullanarak benekli öküzü almışlar.
Gün geçtikçe aslanlar kuvvetlenirken öküzler zayıflamış. Artık aslanlar hiç sormadan istedikleri öküzü alarak yemiş. Bu durumdan rahatsız olan öküzler, “nerede hata yaptık?” diye kendilerini sorgulamaya başlamış. Son noktayı yaşlı boz öküz, gözünden yaşlar akıtarak bu sözleriyle koymuş: “Biz savaşı sarı öküzü verdiğimiz gün kaybettik.” *