- Kategori
- Güncel
Teşkilat Dizisi ve İstihbarat
TRT 1 ekranlarında yayın hayatına başlayan Teşkilat dizisi ile birlikte, Milli İstihbarat Teşkilatı ve İstihbarat üzerine olan ilginin/tartışmaların yoğunlaştığını izlemekteyiz.
Öncelikle şunu ifade etmek gerekiyor ki; her ne kadar konu özelinde gecikmiş bir durum söz konusu olsa da, en azından günümüz itibariyle bu adımların pratiğe geçirilmiş olması son derece olumludur.
Küresel alanda iddiası bulunan ülkelerin, İstihbarat ve kendi ülkelerinin İstihbarat yapılarına karşı güçlendirici ve geliştirici adımları yürütülürken, ne yazık ki ülkemiz açısından da yakın döneme kadar bu anlamda tersine bir gerileme yaşanmıştır.
İstihbarat, ülkemizde yıllar yılı bilinçli veya bilinçsiz bir doğrultuda özünden ayrıştrılmış ve temelsiz biçimde ‘ispiyonculuk’, ‘dedikodu’ tarzındaki yanlış kelimeler etrafında sınırlandırılmıştır.
Büyük devletlerin gündelik politikalarında belirleyici ve yol gösterici olan İstihbarat kurumları, ülkemizde ise ne yazık ki görmezden gelinmiş, basit yaklaşımlar etkeninde sınırlandırılmıştır. Sonuç olarak da kaçınılmaz olarak ‘sınırlı bir ülke’ teması güçlendirilmiştir.
İçerdeki bu ‘sınırlı’ durum hiç kuşkusuz ki İstihbarat’a dönük çalışmaların yapılması ve yeni kuşakların İstihbarat’ı kavraması bakımından da negatif bir durumu meydana getirmiştir.
Oysa ki; başta ABD ve Rusya gibi küresel devletler olmak üzere birçok ülke ise Türkiye’de yaşanan bu yaklaşımın tersine İstihbarat yapılarına karşı büyük önem gösterdiler ve sonuç olarak söz sahibi ülkeler konumunda bulunmaktalar.
Dizi ve film sektöründe söz sahibi olan yayın organlarını incelediğimizde, bu İstihbarat yapılarının nasıl da en üst derecede gözler önüne getirildiği ve yaratılan karakterler bağlamında istenilen politik mesajların bu doğrultuda da hedefe yönlendirildiğini görebilmekteyiz.
Örneğin, uzun bir savaş neticesinde dahi karşı tarafa izah edilemeyecek bir düşüncenin, dizi ve filmler üzerinden böylesine psikolojik yaptırımlar üzerinden ve ‘sancısız’ bir şekilde gerçekleştirilebildiğini görmekteyiz.
Dünya da durum böyle olmasına karşı, ne yazık ki ülkemizde de bu anlamda doğru adımlar atılamamış ve birkaç proje dışında İstihbarat ve İstihbarat yapılarının dünyası üzerine bu tür yapıtlar oluşturulamamıştır.
Bu durumun en belirleyici öznelerinden birisini de elbette kurumlar oluşturmakta.
Türkiye özelinde, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın da bu tür organizasyonların yaratılmasında ki duruşu hiç kuşkusuz ki belirleyici bir konumdadır.
2010 yılı itibariyle göreve gelen Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan’ın da bu noktada ki olumlu yaklaşımlarıyla birlikte, akabinde bu alanda bazı çalışmalar gündeme gelmiştir. Bunların doruk noktasını ise TRT 1 ekranlarında yayımlanan Teşkilat Dizisi oluşturmuştur.
Dizinin akabinde gelişen süreç, genç/yaşlı toplumun her katmanının İstihbarat’ın toplumlar nezdindeki önemine karşı önem gösterir olmasını sağlamıştır ve daha da önemlisi Milli İstihbarat Teşkilatı gibi kritik bir devlet kurumunun, ne tür zorluklar çerçevesinde faaliyetlerinin anlaşılması açısından da toplum vicdanında bir özgüven duygusunu harekete geçirmiştir.
Önümüzdeki günlerde de, bu tür dizi, film ve basılı yayınlarla konunun işlenmesi ve geliştirici çalışmaların gündeme gelmesi, 100. Yılına girecek olan Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı ve gelişimi açısından da hayati bir konudur.