- Kategori
- Sinema
The marsh

Bugün günlerden Perşembe. 21 haziran 2007. Hava çok sıcak. Serin bir yer özlemi ve kafamı boşaltacağım bir an arayışı içindeyim. Her zaman genelde günün stresinden uzak kalabilmek için dvd veya vcd film alıp seyrederim. Bunların Türkçe dublaj olmasına özen gösteririm. Yakın sorunum var ve ayrıca da dinlence içinde olmak ve beni yoracak herhangi bir şeylerle de uğraşma duygusundan arınmak isterken; altyazılı film seyredemiyorum. Zaten stresli ve yorgunum..Ayağımı da 1 hafta önce kötü şekilde burktum. Bir taraftan da onun bana yüklediği kendini acınası hissetme duygusu beni alaşağı etmek isterken ben"o" a direnerek kendimi daha güçlü ve iyi hissetme ihtiyacı içindeyim. Psikolojisi güçlü, pozitif düşünen ve mutluluğu her zaman yaratan düşüncesel sezgili güçlerimle yaşamda mutlu olmuş bir davranış biçimine ve ruh haline sahip bir karakterim var. Tüm bunları aktarıyorum..Neden mi?
Bir film seyredilip böylesi aktarılmamıştır da ondan..
Evdeyim. Filmleri karıştırırken"The marsh" yazan bir alt yazılı dvd orijinal gözüme değerken, elime alıp okuma gayreti içinde bir başka yazı daha gözüme ilişiyor."fullscreen" Öylesine farklı karakter yazı biçiminde kullanılmış ki" fullscreen" mı? Yoksa"Fullscreet"mı? Hala da çözmüş değilim. O arada elimde dvd ‘yi gören küçük kızım"fullscreen" SIR anlamına geliyor gibi bir şey söylüyor.."o" söylüyorsa doğrudur. Bilmediği konularda konuşmaz, iddia etmez ve ayrıca da ilkokul üçüncü sınıftan beri de İngilizce okuyor. Ama küçük kızım Çiğdem’in Yabancı film seyrettiğine çok şahit olmadım. Çok nadiren çocukluğundan beri seçtiğimiz filmleri üçlü seyredelim çağrımıza dayanamayıp bizlerden kopmamak ve paylaşmak adına istemeden yanımıza gelip seyretme gayretinde olması gözümden kaçmamıştır."O" Hep küçük kızım olan Çiğdem genelde benim de çocukluğumda büyük haz alarak seyrettiğim klasik Türk filmlerine hayran ve ilk tercih hakkını da bu anlamdaki Türk filmlerini seyretme de kullanmakta. Büyük kızım Sinem ve benle ortak oluşan yabancı film sevme, seyretme paydası yok gibidir. Fakat o da ne? Küçük kızım çiğdem:" Hadi anne ve sinem gelin, çok güzel bir film aldım. Birlikte seyredelim." Ben şaşkın.. Nasıl yani!! Dayanamayıp merak içinde, Soruyorum."Güzel olduğundan emin misin?" Devam ediyor ve:"Ben seyrettim çok güzel. Sizinle de bir kez daha seyrederim.''
"THE MARSH" sen nasıl bir film senaryosuna, görseline, müziğinin dinlendiriciliğine ve sıcak yaz günlerinde biran beni kışın karına, dinginliğine, serinliğine götürüp yumuşak gerilim ve geçmişe dönüş sahnelerin ile merak uyandırışın, izletirken seyredenin sorgulayıcılık yanını geliştiren, sorularının yanıtını aratırken beni de ilk defa altyazılı film de seyredilirmiş dinginliğinde tutuşun ; ilk defa üçlü olup kızlarımla aynı payda da ortak zevki bize vermeni hiç mi, hiç unutamayacağım. Bütün bu duyguları bana hissettiren bu filmi sizlerinde seyretmesini istedim. Ve bu film aracılığı ile de sizlerle aynı içtenliği paylaşacak bir platform oluşturmuş oldum. Lütfen ..İzleyin ve benimle sizlerde ortak paydayı paylaşmış olun... Seveceğiniz inancındayım..
Klasik film özgeçmiş anlatımından da sizleri mahrum bırakmak istemedim.
Genç ve güzel bir çocuk kitapları yazarı tatile çıkar. Dinlenmeyi ve günlük streslerinden uzaklaşmayı beklerken kendisini doğaüstü bir gizemin başrolünde hayatını kurtarmak zorunda bulur.
The Marsh
Senaryo- Michael Stokes
Yönetmen-Jordan Barker
Görüntü Yönetmen- David Perrault
Yapım- Canada 2006
Oyuncular- Gabrielle Anwar, Justin Louis, Forest Whitaker, William Cuddy
Gösterim Tarihi- 31 Ağustos 2007