- Kategori
- Sinema
Sinemada Kralların Kralı

"Aktör bir dramı bir elbise gibi alır, giyinir, sonra buruşturup atarak bir başkasını alır... Ama bu attığı elbise ondan daha fazla yaşar...” demiş Alfred de Vigny.
Hıristiyanlık bir din ve kültürel bir birikim haline geldikten sonra, insanlar için kendi isteğiyle çile çeken, ölüme giden İsa peygamber konusu, sinema için hep önemli oldu.
İsa ve çarmıh göndermeli yüzlerce film, bilinçaltına biraz daha yerleşirken, Şeytan'ı konu alan "Şeytan"a ( The Exorcist) kadar filmde de kurtarıcı rolündeydi.
İsa'nın yaşamını beyaz perdeye aktaran ilk yönetmen olan Cecil B. De Mille “King of Kings” - “Krallar Kralı”nda (1927) konuyu Maria Magdalena gözünden anlatmıştır.
De Mille bunu yapmıştır yapmasına da, Anthony Quinn'in kayınpederi olarak Quinn'i öyle ezmiştir ki, az kalsın bu büyük opyuncudan mahrum kalacağızdır. (Bkn: Tek Kişilik Tango" adlı kitap.)
Aynı filmin, bu kez sesli versiyonunu 1961'de Nicholas Ray yapmıştır.
Filmde Jeffrey Hunter - Jesus, Siobhan McKenna - Mary, Hurd Hatfield - Pontius Pilate, Ron Randell - Lucius ve Carmen Sevilla da - Maria Magdalene rolündedir.
İsa'yı çarmıha geren Romalı komutanın yaşadığı vicdan azabını Henry Koster, “The Robe”da (1953) anlatmıştır.
Richard Burton "Marcellus Gallio" rolündedir ve "Diana" rolünde de Jean Simmons yer alır.
William Wyler'in, Max Von Sydow'un İsa'yı canlandırdığı “Ben Hur”ü (1959) rekor sayıda (11) Oscar ödülü kazanmıştır.
Pier Paolo Pasolini sansürle sorun yaşayan filmi “Al Vangelo Secondo Matteo” - “Aziz Matyas'a Göre İncil”i (1964), İsa'nın hikayesine, önceki İncil uyarlamalarından farklı yaklaşır.
Filmde Pier Paolo Pasolini de, don Andrea Carraro da "kendini" oynamıştır...
George Stevens “The Greatest Story Ever Told” (1965) ile İsa'nın doğumundan ölümüne kadarki süreci ve yeniden doğuşunu anlatır. İsa rolündeki Max von Sydow yine harikalar yaratır...
Kanadalı Yahudi yönetmen Norman Jewison, “Jesus Christ Superstar”da (1973), Andrew Llyod Webber - Tom Rice ikilisinin ünlü müzikalini beyaz perdeye uyarlamıştır.
Filmde Ted Neeley Hz.İsa rolündedir, Mary Magdalene rolünde ise Yvonne Elliman vardır.
Gelelim Nikos Kazancakis'in, "Günaha Son Çağrı" adlı romanına... Kendi başlı başına bir desten olan bu yapıtı sinemaya taşıyan Martin Scorsese, “The Last Temptation of Christ” - “Günaha Son Çağrı” (1988) ile büyük gürültü kopardı. Çünkü filmde William Defoe'nun canlandırdığı İsa'nın, tıpkı romandaki gibi , Tanrı'nın verdiği ilahi görevi yerine getirme konusunda tereddütler yaşaması, bir çok kişiyi kızdırdı.
Beni asıl ilgilendiren Portekizli yazar Jose Saramago'nun "İncil'deki İkinci İsa" ( "İncil'e Göre İsa" değil ) başlı başına bir fenomendir. İsa'nın ana rahmine düşmesiyle başlar ve sonuna kadar devam eder...
1998 Nobel Ödülü almış José Saramago’nun Portekiz Hükümeti tarafından sansürlenmesi sonucunda Portekiz’den ayrılmasına sebep olan kitaptır aynı zamanda.
Yapıt yaklaşık İsa’nın Allah hakkında şu haykırışı ile sona erer: “Ey insanoğlu! Affet O’nu, çünkü ne yaptığını bilmiyor.”İsa'nın ölümünden kimin sorumlu tutulacağı dini çevreler arasında yüzyıllardır tartışılıyor. 1962-65'te 2. Vatikan Konseyi, tarihsel kararıyla, İsa'nın ölümünden Yahudilerin sorumlu tutulamayacağını, Yahudi halkının “Tanrı tarafından reddedilmiş ya da lanetlenmiş olmadığını” ilan ediyordu.
Geleneksel bir Katolik olan Mel Gibson, 2. Vatikan Konseyi'nin reformlarını reddederek, “Tutku: İsa'nın Çilesi” (2004) adlı filmde, İsa'yı ölüme sürükleyenlerin aslında Yahudiler olduğubnu söyler.
Filmde İsa, Hahamlar liderliğindeki öfkeli kalabalık eşliğinde Romalı Vali huzuruna çıkarılır, Vali İsa'yı ölüme mahkum etmemek için elinden geleni yapar, ancak Hahambaşı Caiphas tarafından kışkırtılan halkın öfkesine hedef olmaktan kurtulmak için Vali kalabalığın dileğini kerhen yerine getirir.
Ne yazık ki bu filmlerin çok azında Hz. İsa'nın gerçek mesajı yakalanabilmiş. Çünkü filmlerde sevmek, bağışlamak, özveri ve hoşgörü gibi temaları görmek zor...
Oysa İncil’deki "Good Shepherd"ın anlatıldığı bölüm şöyledir:
11. Ben iyi çobanım; iyi çoban koyunlar için canını verir.
12. Ama çoban olmayıp, koyunlar kendisinin olmayan ücretli adam, kurdun geldiğini görünce koyunları bırakıp kaçar, kurt da onları kapar ve koyunları dağıtır.
13. Ücretli adam kaçar, çünkü ücretlidir ve koyunlar için kaygı çekmez.
14. Ben iyi çobanım ve benimkileri tanırım, benimkiler de beni tanırlar.
15. Baba beni tanıdığı gibi, ben de Baba’yı tanırım; ve koyunlar için canımı veririm.
16. Ve bu ağıldan olmayan başka koyunlarım var, onları da getirmeliyim ve benim sesimi işitecekler; ve tek sürü, tek çoban olacak.
17. Babam beni bunun için sever, çünkü canımı veririm, öyle ki, onu
yeniden alayım.
18. Onu benden kimse almaz ama onu ben kendiliğimden veririm. Onu vermeye ve yeniden almaya yetkim vardır. Bu buyruğu Babam’dan aldım.
Hıristiyanlık bir din ve kültürel bir birikim haline geldikten sonra, insanlar için kendi isteğiyle çile çeken, ölüme giden İsa peygamber konusu, sinema için hep önemli oldu.
İsa ve çarmıh göndermeli yüzlerce film, bilinçaltına biraz daha yerleşirken, Şeytan'ı konu alan "Şeytan"a ( The Exorcist) kadar filmde de kurtarıcı rolündeydi.
İsa'nın yaşamını beyaz perdeye aktaran ilk yönetmen olan Cecil B. De Mille “King of Kings” - “Krallar Kralı”nda (1927) konuyu Maria Magdalena gözünden anlatmıştır.
De Mille bunu yapmıştır yapmasına da, Anthony Quinn'in kayınpederi olarak Quinn'i öyle ezmiştir ki, az kalsın bu büyük opyuncudan mahrum kalacağızdır. (Bkn: Tek Kişilik Tango" adlı kitap.)
Aynı filmin, bu kez sesli versiyonunu 1961'de Nicholas Ray yapmıştır.
Filmde Jeffrey Hunter - Jesus, Siobhan McKenna - Mary, Hurd Hatfield - Pontius Pilate, Ron Randell - Lucius ve Carmen Sevilla da - Maria Magdalene rolündedir.
İsa'yı çarmıha geren Romalı komutanın yaşadığı vicdan azabını Henry Koster, “The Robe”da (1953) anlatmıştır.
Richard Burton "Marcellus Gallio" rolündedir ve "Diana" rolünde de Jean Simmons yer alır.
William Wyler'in, Max Von Sydow'un İsa'yı canlandırdığı “Ben Hur”ü (1959) rekor sayıda (11) Oscar ödülü kazanmıştır.
Pier Paolo Pasolini sansürle sorun yaşayan filmi “Al Vangelo Secondo Matteo” - “Aziz Matyas'a Göre İncil”i (1964), İsa'nın hikayesine, önceki İncil uyarlamalarından farklı yaklaşır.
Filmde Pier Paolo Pasolini de, don Andrea Carraro da "kendini" oynamıştır...
George Stevens “The Greatest Story Ever Told” (1965) ile İsa'nın doğumundan ölümüne kadarki süreci ve yeniden doğuşunu anlatır. İsa rolündeki Max von Sydow yine harikalar yaratır...
Kanadalı Yahudi yönetmen Norman Jewison, “Jesus Christ Superstar”da (1973), Andrew Llyod Webber - Tom Rice ikilisinin ünlü müzikalini beyaz perdeye uyarlamıştır.
Filmde Ted Neeley Hz.İsa rolündedir, Mary Magdalene rolünde ise Yvonne Elliman vardır.
Gelelim Nikos Kazancakis'in, "Günaha Son Çağrı" adlı romanına... Kendi başlı başına bir desten olan bu yapıtı sinemaya taşıyan Martin Scorsese, “The Last Temptation of Christ” - “Günaha Son Çağrı” (1988) ile büyük gürültü kopardı. Çünkü filmde William Defoe'nun canlandırdığı İsa'nın, tıpkı romandaki gibi , Tanrı'nın verdiği ilahi görevi yerine getirme konusunda tereddütler yaşaması, bir çok kişiyi kızdırdı.
Beni asıl ilgilendiren Portekizli yazar Jose Saramago'nun "İncil'deki İkinci İsa" ( "İncil'e Göre İsa" değil ) başlı başına bir fenomendir. İsa'nın ana rahmine düşmesiyle başlar ve sonuna kadar devam eder...
1998 Nobel Ödülü almış José Saramago’nun Portekiz Hükümeti tarafından sansürlenmesi sonucunda Portekiz’den ayrılmasına sebep olan kitaptır aynı zamanda.
Yapıt yaklaşık İsa’nın Allah hakkında şu haykırışı ile sona erer: “Ey insanoğlu! Affet O’nu, çünkü ne yaptığını bilmiyor.”İsa'nın ölümünden kimin sorumlu tutulacağı dini çevreler arasında yüzyıllardır tartışılıyor. 1962-65'te 2. Vatikan Konseyi, tarihsel kararıyla, İsa'nın ölümünden Yahudilerin sorumlu tutulamayacağını, Yahudi halkının “Tanrı tarafından reddedilmiş ya da lanetlenmiş olmadığını” ilan ediyordu.
Geleneksel bir Katolik olan Mel Gibson, 2. Vatikan Konseyi'nin reformlarını reddederek, “Tutku: İsa'nın Çilesi” (2004) adlı filmde, İsa'yı ölüme sürükleyenlerin aslında Yahudiler olduğubnu söyler.
Filmde İsa, Hahamlar liderliğindeki öfkeli kalabalık eşliğinde Romalı Vali huzuruna çıkarılır, Vali İsa'yı ölüme mahkum etmemek için elinden geleni yapar, ancak Hahambaşı Caiphas tarafından kışkırtılan halkın öfkesine hedef olmaktan kurtulmak için Vali kalabalığın dileğini kerhen yerine getirir.
Ne yazık ki bu filmlerin çok azında Hz. İsa'nın gerçek mesajı yakalanabilmiş. Çünkü filmlerde sevmek, bağışlamak, özveri ve hoşgörü gibi temaları görmek zor...
Oysa İncil’deki "Good Shepherd"ın anlatıldığı bölüm şöyledir:
11. Ben iyi çobanım; iyi çoban koyunlar için canını verir.
12. Ama çoban olmayıp, koyunlar kendisinin olmayan ücretli adam, kurdun geldiğini görünce koyunları bırakıp kaçar, kurt da onları kapar ve koyunları dağıtır.
13. Ücretli adam kaçar, çünkü ücretlidir ve koyunlar için kaygı çekmez.
14. Ben iyi çobanım ve benimkileri tanırım, benimkiler de beni tanırlar.
15. Baba beni tanıdığı gibi, ben de Baba’yı tanırım; ve koyunlar için canımı veririm.
16. Ve bu ağıldan olmayan başka koyunlarım var, onları da getirmeliyim ve benim sesimi işitecekler; ve tek sürü, tek çoban olacak.
17. Babam beni bunun için sever, çünkü canımı veririm, öyle ki, onu
yeniden alayım.
18. Onu benden kimse almaz ama onu ben kendiliğimden veririm. Onu vermeye ve yeniden almaya yetkim vardır. Bu buyruğu Babam’dan aldım.