- Kategori
- Sinema
" Tutku: Hz. İsa'nın Çilesi "

"Tutku"... Hz. İsa’nın çarmıha gerilmeden önceki son 12 saatini ayrıntılarıyla anlatan film İsa'nın son yemeğinden sonra dua etmek üzere gittiği zeytin bahçesinde başlıyor. Judas’ın ihanetine uğrayan İsa, tutuklanıyor ve çarmıha gerilerek ölüme mahkum ediliyor...
Mel Gibson’un yönettiği “The Passion of Christ”in senaryosunu Mel Gibson ve Benedict Fitzgerald birlikte kaleme almışlar. James Caviezel’in Hz. İsa rolüyle kamera karşısına geçtiği filmin başrollerinde yer alan diğer oyuncular Monica Bellucci, Claudia Gerini, Maia Morgenstern, Francesco Cabras, Rosalinda Celentano, Sergio Rubini, Toni Bertorelli, Roberto Bestazzoni ve Luca Lionello. Filmin müzikleri John Debney imzası taşıyor.
Mel Gibson, sinema kariyerinin en ciddi projelerinden biri olan “The Passion of Christ”de dönemin atmosferini birebir yansıtabilmek amacıyla filmi Latince ve Aramca olarak çekmiş ve filme hazırlık olarak uzun araştırmalar yapmış.
Film boyunca manevralar girmekten kaçınan, İsa'nın öldülüşünü de İncil'e bağlı kalarak anlatmaya çalışan, alabildiğine gerçekçi ve bu yüzden çok kanlı bir film "Tutku". Ekranda gördüklerinize inananamayıp, yüzünüzü çevirmeye çalıştığınız anda sizi tekrar kendine kilitleyen bir flm bu.
Mel Gibson'un daha senaryo aşamasında tartışmalara yol açan filmi "Tutku: Hz. İsa'nın Çilesi" ("The Passion of The Christ") İsa'nın son 12 saatini anlatan film konusunun açıklanmasıyla beraber tartışmalara yol açmış; senaryosu el altından dini grupların eline geçmiş, Yahudi ve Katolik organizasyonlar tarafından eleştirilmişti. Filmin çekimleri sürerken Mel Gibson zor anlar yaşamıştı. Gibson'ın "Ben Yahudi karşıtı değilim, ayrıca Katolik öğretilerine aykırı bir şey de yapmıyorum" şeklindeki açıklamalarının ardından sonunda yönetmenden ABD Katolik Piskoposluğu Konferansı'nda özür dilenmiş, ancak filmin bitmesiyle beraber bu sefer de dağıtımcı sorunu yaşanmıştı.
Tüm bu zorluklara rağmen ABD'de gösterime giren film, ilk gün hasılatıyla (26.6 milyon dolar) tüm zamanların açılış hasılatı sıralamasında "Kralın Dönüşü" (34 milyon dolar) ve "Star Wars: Episode 1"ın (28.5 milyon dolar) ardından üçüncü sıraya yerleşti. Oysa ki tamamen Latince ve Aramice çekilen ve İngilizce altyazıyla gösterime giren filmin, üzerindeki onca spekülasyona rağmen böyle bir başarıya ulaşabileceği tahmin edilmiyordu.
Mel Gibson, "Bence İsa'dan daha büyük bir kahraman öyküsü yoktur. Ve filmim tüm zamanların en büyük macera öyküsüdür. Düşünsenize, Tanrı bir insan şekline bürünüyor ve insanlar da Tanrı'yı öldürüyor. Artık bu da aksiyon değilse, hiçbir şey değildir!" diyerek gişeye de oynadığının altını çiziyordu. [1]
Epik hikâyeler anlatmaktaki ustalığını "Cesur Yürek" ile kanıtlayan Mel Gibson, "Tutku: Hz. İsa'nın Çilesi"nde de yine kitleleri peşinden sürükleme becerisine sahip başka bir insanın hikâyesini ele alıyor.
İsa'nın son yemeğinin ardından dua etmek için gittiği bahçelerde açılan film, karanlık ve puslu atmosferiyle ortaçağ resimlerini andırıyor.
İsa'yı canlandıran Jim Caviezel o denli halis bir adam ki, onun dışında kim olsa "kuzu"yu kurda çevirirmiş sanki.
Filmin başından sonuna kadar, adeta belgeselci bir görüntü yönetimi, Hz. İsa'nın öleceğinin bilinciyle Tanrı'ya yakarışını, Şeytan'a karşı direnişini ve ihanete uğradığı için hissettiği düşkırıklığı, hepsi içiçe...
Filmin sonunu bilseniz de, olayların nasıl geliştiğinin Mel Gibson'ın yönetiminden nasıl göründüğünü anlamaya çalışıyorsunuz.
Filmin başında dayakla başlayan işkence, "kırbaçlama" sahnesinde dayanılmaz bir hal alıyor. Üstelik her şey o kadar gerçekçi ki, dikenli tacın takılması ve İsa'nın çarmıhıyla beraber şehrin içinde yürüdüğü sahneler giderek artan şiddeti de gösteriyor.
"Filmim hoşgörüyle ilgili" diyen Gibson, bu sahnelerdeki kan ve şiddet hatırlatıldığında "Buna karşı iki kelimem var. Kill Bill. Bu konuda ben neden suçlanıyorum ki!" diyerek kendini savunmaya çalışıyor. Sansür kurulu tarafından izleyici yaş sınırının 17 olarak belirlenmesine de "İncil'in de yaş sınırı olmalı" diyerek karşı çıkıyor.
Ancak Gibson'ın dine ve Hz. İsa'ya bakışı baştan yanlış duruyor. Zaman zaman geriye dönüşler o kadar zayıf ve cılız ki, sonuçta ortadan kaldırılmaya çalışılan "insan" ve işkense o denlei fazla ki...
Gibson, Hz. İsa'nın sözlerine odaklanmak yerine onun ölümünü, çektiği işkenceleri, insanların onu nasıl katlettiğini anlatmaya kafayı takmış bir kere! Filmde aksiyon falan yok, sadece acı ve şiddet var...
Son filmi Apocoliptica'da da şiddeti gösteren ve bu yanıyla sadece şiddeti olağanlaştıran, çoğaltan bir iş yaptığının farkında değil anlaşılan.
Yalnız dini açıdan değil, "siyasi ve ideolojik" olarak da tartışmalara çok açık bir film "Tutku"...
Belki de bu nedenle Hollywood, "Dünyadaki bütün savaşların nedeni Yahudilerdir" diyen Mel Gibson'a savaş açmıştı filmden sonra. İşleri bir bir iptal edilen Gibson, Yahudi lobisi tarafından aleyhine başlatılan kampanyanın temelinin 2004 yılında yönettiği 'Tutku' filmine dayandığını söylüyordu. Dünyaca ünlü Disney film şirketi Mel Gibson'la önümüzdeki sezon çekmeyi planladığı "Soykırım" adlı filmin kontratını iptal ettiğini açıklamıştı.
ABD medyasında başlayan bu tartışmanın son bulması için Mel Gibson özür üstüne özür diledi, ancak sorun çözülemedi. Anti-semitizm suçlamasıyla toplumsal linçe tabi tutulan ilk ünlü Mel Gibson değildi. Dünyaca ünlü sinema oyuncusu Marlon Brando da Yahudi aleyhtarı sözlerinden dolayı Hollywood'dan uzaklaştırılmıştı. 1996 yılında da, Fransa'da yaşayan ünlü bir hayırsever olan L'abbe Pierre adındaki papaz, yine aynı şekilde dışlanmıştı.
Marlon Brando da 1995 yılında, Yahudi dünyasını ayağa kaldıracak açıklamalarda bulunmuştu. Hollywood tarafından önceleri 'dahi' olarak gösterilen Brando, ölümüne yakın dönemde ise "çılgın ve çirkin şişman" olarak nitelendirilmişti. ABD'nin ünlü şovmeni Larry King'in programına katılan Brando'nun, Yahudileri kızdıracak sözleri şöyleydi: "Hollywood'un sahipleri Yahudi. Bu konuda insanlar hassas olmalı çünkü, Yahudiler herkesi sömürüyor."
Filmler üstünde çok sayıda grup tarafından baskı olduğu, bugün bilinn bir "gerçek". Bir David Fincher'ın çıkıp stüdyonun filmini değiştirdiği gerekçesiyle yaptığı filmi reddetmesi gibi onlarca örnek var.
"Tutku"nunda gösterime girmeden önce Vatikan'da, Papalık Konseyi tarafından izlendiği, hatta bunun için Gibson'ın filmi yumuşattığı bile haber olmuştu.
Sinema tarihinin en "tartışmalı" yapımların biri olan film, görsellik açısından bakıldığında gerçekçi olmaya çalışıyor ancak prodüksiyon ve yansıtış olarak oldukça zayıf . Tarihe zalimliğiyle geçen Vali Pontius Pilatus'u aklamak gibi hatalar da yapıyor... İslam anlayışındaki "Hz. İsa ölmedi, onun yerine başkası çarmıha gerildi" anlayışına ise tamamen ters.
Ve Gibson, yalnızca kendi açısından bakıyor Hz. İsa'ya...
Benim Hz. İsa'yla ilgili öznel düşüncelerim ise çok derin ve uzun... Bu nedenle okuyanların varsa sorularına ya da yorumlarına cevap yazamayacağım.
Gibson'ın iddialarının tersine, filmde ne aksiyon ne de hoşgörü görebildim... Yalnızca acı ve şiddet... Kalbiniz el veriyorsa, sonuna kadar izleyin...
Filmin sonunda dendiği gibi: "Başarıldı, ruhumu senin ellerine teslim ediyorum.”
[1] http://www.ntvmsnbc.com/news/246399.asp